Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, partimizin Şanlıurfa İl Kongresi'nde milletin malına el uzatanların makam, mevki ve partilerine bakılmaksızın yargılanması gerektiğini vurguladı.
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Şanlıurfa İl
Başkanlığı tarafından “Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” sloganıyla düzenlenen 5.
Olağan İl Kongresi’ne katıldı.
11 Nisan Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen kongre,
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kongre, parti çalışmalarını içeren
sinevizyon gösteriminin ardından divan kurulunun oluşturulması, malî raporlar
ile faaliyet raporlarının okunmasıyla devam etti.
Kongrede partililerle ve Şanlıurfa halkıyla buluşan
Yapıcıoğlu, Gazze’deki insani dram başta olmak üzere “Terörsüz Türkiye” süreci,
Kürt meselesi, mevcut ekonomi politikaları, faiz sorunu, yolsuzluklar ve fon
krizleri, aile kurumu, gençlik, çiftçilerin sorunları ve sivil anayasa
ihtiyacına dair kapsamlı mesajlar verdi.
“Bu
çürümüş düzenin merkezinde siyonist şebeke var”
Mevcut uluslararası düzenin adalet yerine gücü merkezine
aldığını ve yalnızca zulüm ürettiğini belirten Yapıcıoğlu, “Hem bölgemiz hem de
bütün bir dünya oldukça sancılı bir dönemden geçiyor. Adaleti değil, gücü
merkeze alan uluslararası sistem yalnızca zulüm ve çürümüşlük üretmiştir. Bu
çürümüş düzenin tam merkezinde ise küresel sistemin şımarık çocuğu siyonist
şebeke vardır.” diye konuştu.
“Siyonist işgal rejimi Gazze’de katliamlarına
devam ediyor”
Gazze’de tarihin en acımasız soykırımlarından birini
gerçekleştiren siyonist terör rejiminin, başta ABD olmak üzere emperyalist
güçlerden aldığı destek ve İslam ülkelerinin tepkisizliğinden aldığı cesaretle
işgal ve katliamlarına devam ettiğini belirten Yapıcıoğlu, şunları söyledi:
“Soykırım sadece bombalarla yapılmıyor. Açlık ve susuzluk
da bir silah gibi kullanılıyor. Gazze yıkılmış durumda, önümüz kış, dün yağan
şiddetli yağmur nedeniyle 70 bin çadır sular altında kaldı. On binlerce Gazzeli
aile soğuk ve yağmur altında barınaksız halde. Hatırlarsınız; birtakım
devletlerin sözde garantörlüğünde güya bir ‘Gazze Barış Anlaşması’
imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre saldırılar duracak, günde 600 kamyon ihtiyaç
maddesi kesintisiz biçimde Gazze’ye girecekti. Gazze’deki ağır hasta ve
yaralılar tedavi için dışarıya çıkarılacak, yıkılan binalar yeniden inşa
edilecekti. Ancak siyonist işgal rejimi ne saldırılarını durdurdu ne de insani
yardımların engelsiz erişimine izin verdi. Halen katliamlarına devam ediyor.”
“Siyonizm sadece güçten anlar”
Siyonist rejimle yapılan müzakerelerin yalnızca zaman
kaybettirdiğini ve bu siyonist işgal rejiminin ancak güçten anlayacağını
vurgulayan Yapıcıoğlu, “Biz o gün de söyledik, bugün de tekrarlıyoruz. Siyonist
rejimle yapılan müzakereler, ona katliamlarına kaldığı yerden devam etmek için
zaman kazandırmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Çünkü siyonizm sadece güçten
anlar.” diye konuştu.
“Siyonizmin hedefinde İslam coğrafyasının
tamamı var”
Siyonizmin hedefinde mezhep ayrımı olmaksızın tüm İslam
coğrafyasının ve bütün insanlığın huzurunun yer aldığını belirten Yapıcıoğlu,
“Siyonizm, bölge barışının önündeki en büyük engel ve dünya barışına yönelmiş
en büyük tehdittir. Siyonizm bütün insani değerlere saldıran bir insanlık
düşmanıdır. Dolayısıyla bu insanlık düşmanlarını etkisiz hale getirmek için
bütün insanlık elbirliğiyle hareket etmelidir.” şeklinde konuştu.
“En önemli sorunumuz birlik olamayışımız”
İslam dünyasındaki dağınıklığın ve tepkisizliğin siyonist
rejime cesaret verdiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Tüm bu işgal ve
saldırganlıkların altında yatan en önemli neden İslam ülkelerinin ve
Müslümanların birlik içinde olmamasıdır. Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’nin
dediği gibi; ‘Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.’ Bizim en önemli sorunumuz bu. Birlik
olamayışımız. Küresel şer ittifak halinde, Müslümanlar olarak bizler ise ortak
düşmanı bırakmış birbirimizle uğraşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“İhtilaflarımızı bir tarafa bırakıp
saflarımızı sıkılaştırmalı, birliğimizi pekiştirmeliyiz”
Küresel emperyalizme ve işgalci siyonizme karşı
Müslümanların kendi aralarında vahdeti sağlamasının hayati bir zorunluluk
olduğunun altını çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
“Sözde Arz-ı Mev’ud hayalinin peşinden koşan siyonist
rejimi bugün durdurmazsak, yarın varıp tehdit edeceği yer Peygamberler şehri
Şanlıurfa’mız olacaktır. O nedenle Müslümanlar olarak ihtilaflarımızı bir
tarafa bırakıp saflarımızı sıkılaştırmalı, birliğimizi pekiştirmeliyiz.”
“Bu gafletten artık uyanmalıdırlar”
İslam ülkelerinin yöneticilerinin büyük bir mesuliyet ve
vebal altında olduğunu belirten Yapıcıoğlu, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
“ABD’nin sınırsız askeri desteği ve finansal gücüyle
ayakta duran, her gün bebek kanı akıtan bu Epistein ittifakı karşısında
maalesef İslam ülkelerinin yöneticileri, Batı’nın çizdiği sınırların arkasına
saklanarak cılız kınama mesajlarıyla günü kurtarma derdindedir. Kardeşlerimiz
katledilirken petrol vanalarını kapatmayan, ticaret yollarını ve diplomatik kanalları
zalime açık tutanlar, bu büyük vebale her gün ortak olmaktadırlar. Bu gafletten
artık uyanmalıdırlar. İhanet içinde olanlara gelince, onlar zaten belalarını
bulurlar.”
“Müslümanların acilen silkelenip ayağa
kalkması şarttır”
İnsanlığın büyük bir krizin ve büyük bir sosyal buhranın
içinde olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Beşeri ideolojilerin tamamı iflas
etmiştir. İnsanlığın nefes alabileceği, can, mal, akıl, din ve nesil
emniyetinin tam manasıyla garanti altına alınabileceği yegâne sığınak, İslam'ın
adalet nizamıdır. Bunun için de Müslümanların acilen silkelenip ayağa kalkması
şarttır.” dedi.
“Bizi bin yıldır bu topraklarda bir arada
tutan harç, aziz İslam dinidir”
İç cephenin tahkim edilmesinin önemine değinen
Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:
“Bizi bin yıldır bu topraklarda bir arada tutan harç,
ortak inancımız olan aziz İslam dinidir ve onun en kesin emri olan adalettir.
Bizler, tüm toplumsal meselelerimizi adalet ve kardeşlik temelinde ele almak
için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu bağlamda ülkemizin kırk küsur yıllık şiddet
ve terör parantezinin kapatılması için yürütülen çabaları önemsiyoruz.”
“Raporumuzu ve kanun teklifimizi hazırlayıp
Meclis’e sunduk”
Konuşmasının devamında asırlık Kürt Meselesi’nin adalet
zemininde çözülmesi için kararlı bir irade gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Hem
terör ve şiddet sorununun çözümü için hem de Kürt Meselesi’nin çözümü için
somut öneriler içeren kapsamlı raporumuzu ve kanun teklifimizi hazırlayıp
Meclis’e sunduk. Partilerin raporlarının birleşmesiyle hazırlanan 12 maddelik
çerçeve yasa, Meclis’te 467 gibi çok güçlü ve tarihi bir destekle kabul edildi.”
ifadelerini kullandı.
“Amacımız kardeşlik hukukunun adaletle
yeniden tesis ve icra edilmesidir”
Terör ve şiddetin son bulup silahların ortadan
kalkmasıyla Kürt meselesinin daha sakin ve sağlıklı bir zeminde tartışılıp
çözüme kavuşabileceğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Amacımız sadece silahların
susması değil, kardeşlik hukukunun adaletle yeniden tesis ve icra edilmesidir.
Bizler Malazgirt ve Çanakkale ruhunu yeniden kuşanırsak aşamayacağımız hiçbir
engel, halledemeyeceğimiz hiç bir meselemiz, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun
yoktur.” vurgusu yaptı.
“Tüyü bitmemiş yetimin hakkına ve harama el
uzatan herkesten hesap sorulmalıdır”
Siyasetin ve bürokratik gücün zenginleşme aracına
dönüştürülmesine karşı sert tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan
Yapıcıoğlu, fon vurgunu ve yolsuzluk iddialarının şeffaflıkla soruşturulması
çağrısında bulundu:
“Maalesef bir yanda fon vurgunu ile ilgili iddialar,
diğer yanda belediyelerle ilgili ayyuka çıkan yolsuzluk, rüşvet ve rant
iddiaları var. Siyasetin ve bürokratik güç ve yetkinin, servet devşirme ve
zenginleşme aracına dönüştürülmesi sert ve kararlı tedbirlerle engellenmelidir.
Tüyü bitmemiş yetimin hakkına ve harama el uzatan herkesten ama herkesten hesap
sorulmalıdır.”
“Kimsenin siyaset kurumuna ve adalet
teşkilatına güveni kalmaz”
Yapıcıoğlu, makam veya partisine bakılmaksızın suçluların
adil bir yargı sürecinden geçirilmemesi durumunda siyaset kurumuna ve adalete
olan güvenin sarsılacağını belirterek, “Herkesin çok iyi bilmesi ve anlaması
gerekir. İddialar ciddiyetle araştırılmaz, milletin malına el uzatanların
makam, mevki ve partilerine bakılmaksızın adil bir yargılama yapılmaz ve hak
edenler hak ettikleri cezaya çarptırılmaz ise kimsenin ne siyaset kurumuna ne
adalet teşkilatına güveni kalmaz. Bu halde de toplumsal huzur ve barışın
korunması fevkalade zorlaşır hatta imkânsız hale gelir.” diye konuştu.
“Kalbinde Allah korkusu olmayan gücü eline
aldığında canavara dönüşür”
Yürütülen operasyonlara rağmen yolsuzluk ve hırsızlığın
önüne geçilememesinin temelinde derin bir ahlaki çürüme yattığının altını çizen
Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
“Eğitimi ve siyaseti ahlaktan kopardığınızda çürüme
kaçınılmazdır. Bu durumda tek başına adli ve polisiye tedbirlerle soruna çözüm
üretemezsiniz. İnsanın kalbinde Allah korkusu, fazilet duygusu yoksa o kişi
gücü eline aldığı an canavara dönüşür. Kameraların olmadığı yerde dilediğini
yapma hakkını kendinde görür. Ya da kameraları bantlar ve yapacağını yapar.”
“Gelecek nesillerimizi dürüstlük ve fazilet
duygusuyla yetiştirmeliyiz”
En öncelikli vazifenin gelecek nesilleri dürüstlük ve
insanî değerlerle donanmış şahsiyetler olarak yetiştirmek olduğunu vurgulayan
Yapıcıoğlu, “Biz, inşaallah buna talibiz ve yapabildiğimiz kadar, güç
yetirebildiğimiz kadar bunu yapma gayretimiz hep oldu bundan sonra da bu yönde
gayretlerimizi artıracağız.” dedi.
“Millet akşam eve gittiğinde tencereyi nasıl
kaynatacağını düşünüyor”
Sokağın, esnafın ve işçinin gerçek gündeminin hayat
pahalılığı ve geçim derdi olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Ekranlardaki
kayıkçı kavgalarının Şanlıurfa sokağında karşılığı yoktur. Millet akşam eve
gittiğinde tencereyi nasıl kaynatacağını düşünürken siyaset elitleri birbirine
laf yetiştirmektedir. Tencere dibin kara, seninki benden kara misali. Bugün
halkın en yakıcı gündemi hayat pahalılığı ve geçim derdidir.” şeklinde konuştu.
“Mutfaklardaki yangın sönmüyor”
Asgari ücretin ve emekli maaşlarının açlık sınırının
altında olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Mutfaklardaki yangın sönmüyor; temel
gıda maddeleri dahi adeta lüks tüketim haline geldi. Astronomik ev kiraları ve
konut fiyatları yüzünden insanlar barınma krizi yaşıyor. Yıllarca bu ülkeye
emek vermiş, torununa harçlık veremediği için bayramda kapıyı açmaktan çekinen
emeklilerimizin durumunun aslında herkes farkında. Asgari ücret enflasyon
canavarı karşısında işçinin cebine girmeden erimektedir. Asgari ücretin
tanımında işçinin ailesi yoktur. Şimdi asgari ücret tek başına yaşayan bekâr
bir işçinin ihtiyaçlarını karşılamaya da yetmiyor. Bir kişinin yaşam maliyeti
50 bin lira. Asgari ücret bunun neredeyse yarısı.” dedi.
Yapıcıoğlu, esnafın ise BAĞ-KUR primini, vergisini ve dükkân
kirasını ödeyemez halde olduğuna dikkat çekti.
“En düşük emekli aylığı asgari ücretin
altında kalmamalıdır”
HÜDA PAR olarak en düşük emekli maaşının asgari ücretten
az olamayacağına ve asgari ücretin de açlık sınırının altında belirlenmemesine dair
kanun teklifini 1 Temmuz 2025’te Meclis’e sunduklarını hatırlatan Yapıcıoğlu, “Şanlıurfa’dan
hükümete bir kez daha açık çağrıda bulunuyorum: Emeklilerimize acilen tatminkâr
bir refah payı verilmeli veya seyyanen zam yapılmalıdır. En düşük emekli aylığı
asla asgari ücretin altında kalmamalıdır. Aynı şekilde asgari ücret de hiçbir
şart altında açlık sınırının altında belirlenmemelidir.” dedi.
“Bu teklifimizi el birliğiyle yasalaştıralım
ve emeklimize nefes aldıralım”
Bir buçuk yıldır raflarda bekleyen bu teklifin el
birliğiyle yasalaştırılması veya oy birliğiyle ortak yeni bir düzenleme
yapılması için hükümete, bütün partilere ve milletvekillerine seslenen
Yapıcıoğlu, “Gelin, Meclis raflarında bekleyen bu teklifimizi el birliğiyle
yasalaştıralım ve emeklimize nefes aldıralım. Ya da gelin ortak yeni bir
teklifi hep birlikte imzalayalım ve oy birliğiyle yasalaştıralım.” çağrısında
bulundu.
“Sorun kapitalist ekonomi modelinin
kendisindedir”
Yaşanan ekonomik sıkıntıların sadece dönemsel krizlerden
kaynaklanmadığına ve asıl sorunun kapitalist ekonomi modelinin kendisinde
olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, şunları kaydetti:
“Sorun sadece dönemsel krizlerden kaynaklanmamaktadır;
sorun kapitalist ekonomi modelinin kendisindedir. Bu sistem zengini daha
zengin, fakiri daha fakir yapan bir sömürü mekanizmasıdır. Üstad Bediüzzaman’ın
tabiriyle bu vahşi ve merhametsiz sistem der ki: ‘Sen çalış, ben yiyeyim’, ‘ben
toksam başkası açlıktan ölse bana ne.’ ”
“Bu vahşet düzeni gün geçtikçe bizi daha
fazla sömürüyor”
Kapitalist düzenin İslam medeniyetinin değerleriyle taban
tabana zıt olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Aziz İslam Peygamberi Hazreti Muhammed
aleyhissalatu vesselam da der ki, komşusu açken tok yatan bizden değildir. Bize
tamamen yabancı olan, medeniyet değerlerimizle taban tabana zıt olan bu vahşet
düzeni gün geçtikçe bizi daha fazla sömürüyor.” dedi.
“Milletin alın teri, esnafın vergisi hiçbir
şey üretmeyen faizcilere aktarılmaktadır”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan
2027 yılı bütçesinde aslan payının yine faiz lobilerinin olacağına dikkat çeken
Yapıcıoğlu, “2026 bütçesinde vergi gelirlerimizin yüzde 19,87’si faize
ayrılmıştı ve faiz giderlerinin 2 trilyon 742 milyar olması öngörülüyordu.
Ancak tahminler tutmadı ve bu rakam 2 trilyon 825 milyara çıktı. Önümüzdeki
2027 bütçesinde ise faize ayrılan para tam 3 trilyon 975 milyar liradır; yani
yaklaşık 4 trilyon! Milletin alın teri, esnafın vergisi hiçbir şey üretmeyen
faizcilere aktarılmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Çiftçi kendi toprağında borç batağına
sürükleniyor”
Üretimin ve tarımsal kalkınmanın en büyük düşmanının faiz
olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, konuşmasının devamında Şanlıurfa’daki çiftçilerin
yüksek üretim maliyetleri ve faiz yükü altında belinin büküldüğüne dikkat
çekti:
“Şanlıurfa’mızın can damarı olan tarım politikalarına ve
üretimin esasına müstakil bir parantez açmak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin en
verimli, en bereketli toprakları, dünyanın göz bebeği olan GAP’ın merkezi
Şanlıurfa’da tarımsal üretim yapanlar ciddi sıkıntılar çekiyor. Paradan para
kazanmanın, alın teri dökmekten daha karlı hale getirildiği bu çarpık düzende,
Harran’ın, Ceylanpınar’ın, Suruç’un çiftçisi kendi toprağında borç batağına
sürükleniyor.”
“Suyu toprakla buluşturacak enerji, tekelci
şirketlerin vicdanına terk edilmiş”
Şanlıurfa’nın en kronik, en acı veren sorunlarından birinin
de tarımsal sulama ve bitmek bilmeyen elektrik kesintileri olduğuna dikkat
çeken Yapıcıoğlu, “Türkiye'nin enerjisini üreten barajların yanı başında
yaşayan Şanlıurfalı çiftçiye, fahiş fiyatlı elektrik faturaları reva görülüyor.
Tarlasını sulamak için elektriğe mahkûm edilen üretici, DEDAŞ zulmü altında
eziliyor. Yazın en sıcak günlerinde trafolar sökülüyor, elektrikler kesiliyor,
milli servet olan ürünler tarlada kuruyor. Su var, toprak da var, hem de çok
bereketli ama o suyu toprakla buluşturacak enerji, tekelci şirketlerin
vicdanına terk edilmiş durumda!” diye konuştu.
“Tarımsal sulamadaki adaletsizlik Şanlıurfa
tarımını baltalamaktadır”
Çiftçinin en temel girdi maliyetlerini oluşturan mazot,
gübre, tohum ve ilaç fiyatlarındaki artış ile ürün fiyatının artışı arasındaki makasın
açıldığını belirten Yapıcıoğlu, “Bunların üstüne bir de tarımsal sulamadaki bu
plansızlık ve adaletsizlik Şanlıurfa tarımını baltalamaktadır.” dedi.
“Şanlıurfalı
kardeşlerimizin gurbet ellerde perişan olmasının önüne geçilmelidir”
Bu yanlış politikaların doğurduğu en büyük sosyal yaranın
ise mevsimlik tarım işçilerinin trajedisi olduğunun altını çizen Yapıcıoğlu, “Şanlıurfa,
tarımın başkentiyken, ne acıdır ki her yıl yüz binlerce evladını başka
şehirlere mevsimlik işçi olarak göndermektedir. Şanlıurfalı kardeşlerim,
aileleriyle birlikte kamyon kasalarında, elverişsiz şartlarda yollara düşüyor;
Karadeniz’de fındıkta, İç Anadolu’da pancarda, Ege’de pamukta adeta kölelik
şartlarında, güvencesiz ve can güvenliği olmadan çalıştırılıyor. Çocuklar
eğitimlerinden mahrum kalıyor, yollarda trafik kazalarında can veriyor. Biz
diyoruz ki; bu göç kader değildir.” şeklinde konuştu.
Çiftçinin kendi toprağında, kendi memleketinde alın teri
dökmesi ve emeğinin karşılığını kendi şehrinde kazanarak evinde kalması
gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, şu çözüm önerilerinde bulundu:
“Şanlıurfa'da tarımsal istihdam imkânları derhal ve güçlü
bir şekilde artırılmalıdır. Sulama projeleri hızlıca tamamlanmalı, tarıma
dayalı sanayi tesisleri kurulmalı ve Şanlıurfalı kardeşlerimizin gurbet ellerde
perişan olmasının önüne geçilmelidir. Bizim insanımız, kendi toprağında, kendi
memleketinde alın teri dökmeli, emeğinin karşılığını kendi şehrinde kazanarak
evinde, barkında kalmalıdır! Kendi şehrinde istihdam edilen mevsimlik işçiye
verilecek destekler, tarımsal üretimi de Şanlıurfa’yı da şahlandıracaktır.”
“Genç nüfusumuz eriyor, nüfusumuz hızla
yaşlanıyor!”
Yapıcıoğlu, konuşmasında aile ve gençlik politikalarına
da ayrı bir parantez açarak şöyle konuştu:
“Bugün Türkiye genelinde çok acı bir gerçekle karşı
karşıyayız: Genç nüfusumuz eriyor, nüfusumuz hızla yaşlanıyor! Türkiye’nin
nüfus artış hızı, maalesef nüfusun kendini yenileme ve ikame etme eşiği olan
2,1 seviyesinin altına düşmüştür. Eğer acil tedbirler alınmazsa, çok yakın bir
gelecekte genç ve dinamik nüfus avantajımızı tamamen kaybedeceğiz.”
“Nüfus artış hızı Şanlıurfa’da da hızlı bir
şekilde düşmektedir”
Şanlıurfa'nın Türkiye'nin en genç nüfusa sahip şehri
olarak umutları diri tuttuğunu ancak kentteki nüfus artış hızının da düşüşe
geçtiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Aile kurumunu tahkim etmek ve nüfus
dinamizmimizi korumak adına hükümete çok somut teşvik ve destek paketleri
öneriyoruz. Özellikle üç ve üzerinde çocuğu olan ailelerimize binek araç
alımlarında ÖTV’siz araç alma imkânı tanınmalıdır! Üç çocuk sahibi olan
ailelere TOKİ kurasız bir şekilde konut yapsın. Daha fazla çocuğu olan ailelere
ise avantajlı fiyatlarla bu konutlar satılsın. İnsanı yaşatmak, aile yapısını
desteklemek; Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaktır.” şeklinde konuştu.
“Evlilikte 25 yılını dolduran kadınlarımıza
emeklilik hakkı verelim”
Evlilikte 25 yılını dolduran kadınlara emeklilik hakkı
verilmesi yönündeki çağrısını yineleyen Yapıcıoğlu, şunları aktardı:
“Çocuk yetiştirmiş annelerimize, yetiştirdikleri çocuk
sayısına göre bu 25 yıllık süreyi kısaltalım. Zira çocuk yetiştirmek onları
geleceğe hazırlamak çok önemli, çok değerli ve meşakkatli bir iştir. Milletin
geleceğinin teminatı olan gelecek nesilleri yetiştiren annelerimize bu kadarcık
olsun bir katkımız olsun. Bütün annelerimizi hürmetle selamlıyorum.”
“Kaynağını İstanbul Sözleşesinden alan bir
takım kanunlar hâlâ yürürlüktedir”
Nüfus artış hızındaki düşüşün temelinde Batı’dan ithal
edilen yasalarla örülen yanlış aile politikalarının yattığını belirten
Yapıcıoğlu, “Çok şükür İstanbul Sözleşmesinden kurtulduk. Ancak kaynağını ve
ilhamını İstanbul sözleşesinden alan bir takım kanunlar hâlâ yürürlüktedir.”
ifadelerini kullandı.
“Bu tehditlerin bertaraf edilebilmesi için
kanun tekliflerimizi Meclis’e sunduk”
Sapkın akımlar ile uyuşturucu illetinin de gençleri ve
aile kurumunu tehdit ettiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Bu tehditlerin bertaraf
edilebilmesi için de kanun tekliflerimizi hazırlayıp Meclis’e sunduk. Ancak hâlâ
daha görüşülmeyi bekliyorlar. Umarım bu konularda da gereken adımlar bir an
önce atılır.” çağrısında bulundu.
“Türkiye, 12 Eylül darbe rejiminin militarist
ve vesayetçi prangalarından tamamen kurtulmalıdır”
Türkiye'nin kronik ve yapısal sorunlarına neşter vuracak,
ülkenin ayağındaki prangaları söküp atacak köklü adımın “Yeni Anayasa” olduğunu
belirten Yapıcıoğlu, “Türkiye, 12 Eylül darbe rejiminin militarist ve vesayetçi
prangalarından tamamen kurtulmalıdır. Biz; ideolojik dayatmalardan arınmış,
adaleti devletin temeli kılan, milletin inanç değerleriyle uyumlu, sivil, adil
ve insan onurunu koruyan yerli bir anayasa istiyoruz.” dedi.
“Şimdiye kadar girdiğimiz her seçimde
oylarımızı artırdık”
HÜDA PAR’ın bu toprakların basireti ve mazlumların gür
sesi olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Biz, siyaseti makam, mevki veya ihale
takibi için yapmıyoruz; yalnız ve ancak Allah rızası için, milletimizin hak
ettiği hizmete kavuşması için, adaletin yeniden tesisi için yapıyoruz. Şimdiye
kadar girdiğimiz her seçimde oylarımızı artırdık. Şanlıurfa’da da inşallah bu
aziz davanın sancağını çok daha yukarılara taşıyacağız.” diye konuştu.
“Teşekkürler Şanlıurfa”
Memleketin HÜDA PAR’a ve hakkı ayakta tutan dürüst
siyasete ihtiyacının olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Öyleyse daha çok
çalışacağız, sesimiz daha gür çıksın diye partimizi büyüteceğiz. Gayret
edeceğiz; çünkü biliyoruz ki kader gayrete âşıktır. Rabbim yolumuzu açık etsin,
ayaklarımızı sırat-ı müstakim üzere sabit kılsın. Kongremizin hayırlara vesile
olmasını diliyor, şimdiye kadar bütün yönetim kademelerinde emek vermiş
kardeşlerime teşekkür ediyor, yeni seçilen kadrolarımıza muvaffakiyetler diliyorum.
Teşekkürler Şanlıurfa, teşekkürler peygamberler şehrinin aziz ve yiğit
insanları!” dedi.
Faruk Polat güven tazeledi
Tek liste ile gidilen seçimde mevcut başkan Faruk Polat,
geçerli oyların tamamını alarak yeniden Şanlıurfa İl Başkanlığı’na seçildi.
Önemli Gelişmeler
TBMM’deki sözleşmeli personele “iş sonu tazminatı” teklifimiz November 6, 2026
