Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Kayseri İl Başkanlığımızın 4. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada mevcut ekonomik krizlerin sebebinin faizci kapitalist sistem olduğunu belirterek faizsiz bir ekonomik model uygulanması gerektiğini belirtti.

Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Kayseri İl Başkanlığımızın 4. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada; faizci kapitalist sistemin sebep olduğu ekonomik krize, tarım politikalarına, aile kurumunu hedef alan ifsad şebekelerine, cunta anayasasının değişmesine ve İslam ümmetinin içinde bulunduğu dağınıklığa ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Kayseri İl Başkanlığımızın "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" şiarıyla düzenlediği 4'üncü Olağan İl Kongresi, Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu'nun katılımıyla Melikgazi Belediyesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirildi.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan kongreye; Genel Başkan Yardımcımız Hamdin Aslan, Genel İdare Kurulu Üyemiz Ahmet Karaarslan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu yetkilileri, partililer ve çok sayıda vatandaş iştirak etti.

Kongrede katılımcılara hitap eden Yapıcıoğlu, 14 yıl önce “Önce İnsan, Öncelik Adalet” diyerek yola çıktıklarını hatırlatarak, sadece eleştiren değil, sorunların çözümüne katkı sunan ve adaletin tesisi için kimseyi incitmeden doğru yola davet eden bir muhalefet anlayışı yürüttüklerini ifade etti.

“Milletin sırtındaki faiz kamburunu büyütmekten vazgeçin”

Toplumun en büyük sorunlarının başında ekonominin geldiğini belirten ve iktisadi krizin temelinde özden uzaklaşmanın yattığını vurgulayan Yapıcıoğlu, çarenin İslami iktisat anlayışına dönmek olduğunu belirtti.

Mevcut sorunların asıl sebebinin dünyayı sömürü çarkına alan kapitalist faizci sistem olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Bu sistem değişmedikçe, bu millet bütçesinin yüzde 20'sini faiz ödemelerine ayırdığı müddetçe iki yakası bir araya gelmeyecektir. Seçimlerden sonra yeni ekonomi yönetimi enflasyonu düşüreceğiz diyerek faizleri yükseltti. Sayın Cumhurbaşkanı'nın 'Faiz sebep, enflasyon sonuçtur' sözüne muhalefet şiddetle karşı çıkıyordu. Seçimden sonra faizler yükseltildi, peki enflasyon düştü mü? Yüzde 70'lere tırmandı, sonra yüzde 32'lerde yapıştı kaldı. Biz HÜDA PAR olarak o gün de söyledik, 'Sayın Cumhurbaşkanı haklıdır, faiz sebeptir ancak faizin tek sonucu enflasyon değildir. Faiz yüksekse işsizlik yükselir, gelir dağılımındaki adaletsizlik artar' dedik. Şimdi ekonomi yönetimine çağrıda bulunuyoruz; gelin bu yanlış yoldan dönün, milletin sırtındaki faiz kamburunu büyütmekten vazgeçin. Hiçbir şey üretmeyip paradan para kazananların servetini büyüten bu sisteme karşı İslami bir iktisat anlayışına şiddetle ihtiyacımız vardır." diye konuştu.

"Çiftçiye gayrisafi hasılanın yüzde 1'i oranındaki destek tam olarak verilmelidir"

Kayseri'deki tarımsal duruma ve çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere de değinen Yapıcıoğlu, son 50-60 yılın en yağışlı döneminin geçirilmesine ve bereketli mahsule rağmen fiyatların düşmediğini hatırlattı.

Girdi maliyetlerindeki fahiş artışlara dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Tohum, mazot, gübre, elektrik çok pahalı. Çiftçinin bir hazine gibi kıymetli görülerek desteklenmesi gerekir. Kanunlarda mevcut olan gayrisafi hasılanın yüzde 1'i oranındaki tarımsal desteğin maalesef dörtte birine kadar düştüğünü görüyoruz. Çiftçi mutlaka desteklenmeli; çünkü çiftçinin desteklenmesi, vatandaşın mutfağının desteklenmesi demektir. Bu, devletin asli sorumluluğudur." ifadelerini kullandı.

"Aile kurumunu yıkanların, sapkınlığı savunanların gayesi insanlığı ifsattır"

Gençliğin ve aile kurumunun uyuşturucu çeteleri ve ahlaki yozlaşma üzerinden yoğun bir saldırı altında olduğunu dile getiren Yapıcıoğlu, İttihat ve Terakki zihniyetinden bu yana ailenin hedefe konulduğunu belirtti.

Merhum Mehmet Akif Ersoy'un 113 yıl önceki uyarılarını hatırlatan Yapıcıoğlu, "Bütün kurumlar yıkılırsa yerini dolduracak bir şey bulabilirsiniz ancak ailenin yerini dolduracak hiçbir şey bulamazsınız. Biz ailenin korunması ve sapkınlığın suç sayılması için Meclis'e kanun teklifi verdik, raflarda bekliyor. Bugün yurt dışı fonlarıyla beslenen sapkın gruplara yönelik operasyonlar yapıldığında, birileri mütedeyyin insanlara seslenerek, 'Biz yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü' diyerek sapkınlığı meşrulaştırmaya çalışıyor. Tövbe haşa! Yaradan ne diyorsa zıddını yapmaya çalışanların yaradıklarını Yaradan’dan dolayı sevmesi hiç mümkün olur mu? Yaradan'ın mesajına zıt gidenlerin işlediği cürümleri, sanki yaratılıştan geliyormuş gibi savunmak Allah'a bühtandır. Allah, Hz. Lut kavmini bu çirkin hayâsızlıktan dolayı helak etmiştir. Sapkınlık, tüm semavi dinlerin lanetlediği bir cürümdür." dedi.

“Biz siyaseti dine alet ve dost yapmaya çalışıyoruz”

Dini siyasete alet ettikleri yönündeki ithamlara, makam için dini kullanan bir bürokrat anısıyla cevap veren Yapıcıoğlu, "Yeri geldiğinde siyaseti dinsizliğe, sapkınlığa, kaosa ve her türlü melanete alet etmeye çalışanlar bizi dini siyasete alet ediyormuşuz gibi göstermeye çalışıyorlar. Biz siyaseti dine alet ve dost yapmaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu.

"1000 yıldır bizi kardeş kılan yegâne bağ İslam'dır"

Türkiye'deki kardeşlik iklimine ve etnik temelli kışkırtmalara da değinen Yapıcıoğlu, bayram trafiğinde yaşanan yoğunluğu örnek göstererek milletin mayasının İslam olduğunu vurguladı.

40 yıl boyunca Türk-Kürt çatışması çıkarmaya çalışanların gayelerine ulaşamadığını belirten Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Herkes 1071'den ve kardeşlikten bahsediyor ama bu kardeşliğin temelinin ne olduğunu dillendirmekten kaçınıyor. Açıkça söyleyelim; 1000 yıldır bizi kardeş kılan İslam'dır. Rabbimiz 'Müminler ancak kardeştir' buyurmaktadır. Birileri ağzıyla kardeşlikten bahsetse de bu toplumu İslam'dan uzaklaştırmaya çalışıyorsa, bilin ki o kardeşliğin zeminine, kardeşlik hukukuna saldırıyordur. Allah bu ortak inancımızı sarsmaya çalışanlara fırsat vermesin."

"Cunta anayasasını çöpe atmak siyasetin millete namus borcudur"

Türkiye'nin acil çözüm bekleyen hukuki problemlerinden birinin yeni anayasa olduğunu belirten Yapıcıoğlu, "Bu cunta anayasasını değiştirmek siyaset kurumunun bu millete namus borcudur. Mutlaka bu darbe anayasasını bu milletin çöpe atması gerekir. Yeni yüzyıla yeni bir anayasayla girelim diyoruz, yeni yüzyılda yeni bir anayasayla yol alalım diyoruz inşallah. İnşallah biz bu anayasayı da bu millete vermiş olduğumuz sözün yerine getirilmesi bağlamında yapmak için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. İnşallah Meclis, bu dönemde bu çalışmayı başlatır ve bir sonraki dönemde bizim olan anayasamızı bu millete hediye ederiz.” şeklinde konuştu.

"Siyonistlerin Gazze'deki pervasızlığı, ellerindeki silahlardan değil, İslam ümmetinin dağınıklığındandır"

İslam ümmetinin içinde bulunduğu çatışma ortamının ve parçalanmışlığın, küresel emperyalistlere ve siyonist işgal rejimine büyük bir güç verdiğinin altını çizen Yapıcıoğlu, Müslüman ülkeler arasındaki suni ihtilaflara geniş yer ayırdı.

Gazze'de yaşanan soykırıma dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Eğer ümmetin bütün unsurları bir arada olabilseydi, gerçekten bu halde olur muyduk Allah aşkına? Emin olun siyonistlerin Gazze'de bu kadar zulmetmesinin altında yatan sebep onların çok güçlü olması, ellerinde modern silahların olması veya arkalarında Amerika gibi bir süper gücün olması değildir. Asıl sebep Müslümanların dağınık olmasıdır, ümmetin birbiriyle uğraşmasıdır, dostlarıyla savaşıp düşmanlarıyla savaşamamasıdır. Biz maalesef bu acı gerçeği yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Nerede kaşınacak bir yara varsa, fitne odakları hepsini körüklüyor"

İslam coğrafyasındaki iç savaşlara ve komşu ülkeler arasındaki gerilimlere işaret eden Yapıcıoğlu, fitne odaklarının Müslümanları birbirine kırdırmak için yoğun mesai harcadığını belirterek şunları söyledi:

"İşte bakın; Afganistan İslam Emirliği ve yanı başında Pakistan İslam Cumhuriyeti... İki İslam memleketi, iki Müslüman topluluk. Pakistan ile Afganistan arasında sıcak çatışmalar yaşanıyor. Yemen'de bir iç savaş var; Suudi Arabistan ile Yemen arasında çatışmalar yaşanıyor, bir zaman Birleşik Arap Emirlikleri de bu işin içine dahildi. Libya'da iç çatışmalar devam ediyor. Yani neredeyse ümmetin bir araya gelmemesi, bir ve beraber olmaması için nerede kaşınacak bir yara, nerede körüklenecek bir fitne varsa, fitne odakları hepsini kaşıyor ve körüklüyor."

Emperyalist güçlerin Türkiye ile İran'ı da karşı karşıya getirmek için çabaladığına dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Nüfusunun belki yarısı Türk olan İran ile Türkiye'yi birbirine karşı kışkırtmak, onları savaştırmak için çırpınanlar yok mu? Peki, kim kazanacak Allah aşkına? Pakistan'la Afganistan savaştığında, Yemen'in kuzeyi ile güneyi birbiriyle çarpıştığında, Suudi Arabistan ile başka bir Körfez ülkesi savaştığında ya da Türkiye ile İran kapıştığında, Suriye ile Irak kapıştığında kim kazanacak?" sorusunu yöneltti.

“Hükümete çağrıda bulunuyoruz; tarafsız konumunuzu koruyun”

İslam ümmetinin kendi iç sorunlarından hiçbirisini emperyalizme havale edemeyeceğini vurgulayan Yapıcıoğlu, bu sorunların kaba kuvvetle çözülemeyeceğini belirtti. Hükümete, dış politikada arabulucu ve yatıştırıcı bir rol üstlenmesi çağrısında bulunan Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:

"Biz başından beri bir şey söylüyoruz: Kendi içimizdeki sorunları güç kullanarak, kasti yöntemlerle çözemeyiz. Bu, sorunları büyütmekten başka bir işe yaramıyor. Hükümete çağrıda bulunuyoruz; tarafsız konumunuzu koruyun, herkesle irtibat ve diyaloğunuzu sürdürün. Eğer gerçekten bu ümmete ağabeylik yapmak istiyorsanız, birisinin yanında olup diğerinin karşısında konumlanmayın. İki mümin taife arasında bir kavga, bir savaş çıktığında o fitne ateşini söndürmeye koşun. Allahu Teala'nın Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını ıslah edin emri gereğince aralarında sulhu gerçekleştirin. Siyonizme karşı ise omuz omuza olmalıyız."

"İttihad-ı İslam'ı gerçekleştirmek için çabalamalıyız ki siyonizmin hevesi kursağında kalsın"

Siyonizmin sadece Filistin'in veya Müslümanların değil, bütün insanlığın düşmanı olduğunu belirten Yapıcıoğlu, "Siyonizm aslında fıtrata açılan her savaşın hem finansörü hem de planlayıcısıdır; şu sapkın akımların da dahi. İnşallah siyonizmin gücünü aldığı bu dağınıklığımızı gidermek için çabalarımızı yoğunlaştıralım. Özümüze dönelim, kendimiz olalım, dostumuzu düşmanımızı tanıyalım. İttihad-ı İslam'ı, yani Müslümanların birliğini gerçekleştirmek için herkes elinden gelen bütün çabayı sarf etsin ki böylece siyonizmin de hevesi kursağında kalsın." dedi.

"Bizim en büyük farkımız doğruluğumuzdur"

Konuşmasının sonunda teşkilatlarımıza ve yeni seçilecek yönetime seslenen Yapıcıoğlu, sadece seçim dönemlerinde değil, her zaman sahada aktif olmaları gerektiği talimatını verdi.

Partimize yönelik yürütülen sistemli kara propagandalara dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Kayseri gibi yerlerde 'bunlar bölücüdür', Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlerde ise 'bunlar Kürt düşmanıdır' diyerek taban tabana zıt iftiralar atıyorlar. Bu sahte imajı, insanlara doğrudan dokunarak sileceğiz. Bizim alametifarikamız doğruluğumuzdur. Biz Diyarbakır'da ne söylüyorsak Kayseri'de de, Trabzon'da da aynısını söylüyoruz. 2012'den beri çizgimizden şaşmadık. HÜDA PAR'ın hakikati anlaşıldığında bir gün herkes hür olacaktır. Biz insanları kula kulluktan kurtaracağız." diyerek sözlerini noktaladı.

Mehmet Çalhan güven tazeledi

Yapılan konuşmaların ardından tek liste ile gidilen seçimde mevcut İl Başkanımız Mehmet Çalhan, oyların tümünü alarak yeniden Kayseri İl Başkanlığına seçildi. Kongre, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.