Haber dosyasını indirin
İndir
Partimiz, kamu kurumlarına karşı açılan idarî davalarda vatandaştan alınan vekâlet ücretlerinin kaldırılmasına yönelik hazırladığımız kanun teklifimizi TBMM Başkanlığına sundu.
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu ile Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç ve Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı'nın imzasını taşıyan "İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" Meclis Başkanlığına sunuldu.
Kanun teklifiyle,
idari yargıda açılan davaları kaybeden vatandaşların kamu kurumlarına yüksek
vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğünün kaldırılması amaçlanıyor.
Kötü
niyetli davalar istisna tutulacak
Anayasal hak
arama hürriyetini güçlendirmeyi amaçlayan düzenlemeyle, vekâlet ücreti sadece
"açıkça dayanaksız ve kötü niyetli" davalarda istisna olarak
uygulanacak.
Dava
süreçlerinde vatandaşların kamusal güç karşısında yıpranmasını engellemeyi
hedefleyen yasa teklifi, özellikle idari yargı süreçlerinde ortaya çıkan
yargılama giderleri, harçlar ve vekâlet ücretleri gibi yüklerin vatandaşın
üzerinde kalmamasını amaçlıyor.
Adalet
mekanizmasına olan güveni artıracak
Devlet
kurumlarıyla davalık olan vatandaşların haklı çıksalar bile uzun süren
yargılamalar ve mali prosedürler nedeniyle ekonomik zarara uğradığına dikkat
çekilen teklifin gerekçesinde, düzenlemenin adalet mekanizmasına olan güveni
artıracağı belirtildi.
Teklifin
genel gerekçesinde, mevcut uygulamada davanın reddedilmesi halinde bireylerin
idare lehine yüksek vekâlet ücretleri ödemek zorunda kaldığı ve bu durumun hak
arama hürriyeti üzerinde caydırıcı bir etki oluşturduğu vurgulandı.
İdari
yargının temel işlevinin kamu gücünün keyfî kullanımını denetlemek ve idarenin
hukuka bağlılığını sağlamak olduğuna dikkat çekilen gerekçede, mali yüklerin
vatandaşların yargı yoluna erişimini dolaylı olarak sınırlandırmaması gerektiği
ifade edildi.
“Yargılama
giderleri, bireylerin hak aramasını engellemeyecek şekilde düzenlenmelidir”
İdari yargının,
birey ile kamu gücünü kullanan idare arasındaki uyuşmazlıkların çözüldüğü ve bu
yönüyle klasik iki taraflı özel hukuk uyuşmazlıklarından ayrılan özgün bir
yargı alanı olduğu ifade edilen gerekçede, “Bu özgünlük, yargılama usulüne ve
özellikle yargılama giderlerinin dağılımına ilişkin kurallarda da kendisini
göstermelidir. İdari yargının temel işlevlerinden biri, idarenin hukuka
bağlılığını sağlamak ve kamu gücünün keyfî kullanımını denetlemektir. Bu işlev,
bireylerin yargı yoluna erişiminin kolaylaştırılmasını ve mali yükler yoluyla
dolaylı biçimde sınırlandırılmamasını gerektirir. Bu nedenle, yargılama
giderlerine ilişkin kuralların, birey aleyhine caydırıcı sonuçlar doğurmayacak
şekilde yeniden düzenlenmesi zorunludur.” denildi.
“Hak arama
hürriyeti önündeki mali bariyer kalkmalıdır”
Mevcut
uygulamada, davanın reddi halinde davalı idare lehine vekâlet ücretine
hükmedilmesinin, vatandaşların idari yargıya başvurma konusunda ciddi bir mali
riskle karşı karşıya kalmasına neden olduğuna vurgu yapılan gerekçede, şu
ifadeler yer aldı:
“Bu durum,
Anayasa’nın 36’ncı maddesiyle güvence altına alınan hak arama hürriyetini
sınırlandırıcı bir etki doğurmakta ve bireylerin idari işlemlerin hukuka
uygunluğunu yargı denetimine taşıma iradesini zayıflatmaktadır. Bu bağlamda,
hak arama hürriyetinin, idare lehine bir gelir veya zenginleşme aracı haline
gelmesine izin verilmesi, hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.”
Gerekçede,
kamu idarelerinin mahkemelerdeki temsilinin devlet bütçesinden maaş alan
kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yürütüldüğü, bu nedenle
davaların takip edilmesinin idareye ek bir mali külfet yüklemediği belirtildi.
“Hak arama
özgürlüğü güçlendirilmekte ve yargı yolunun kötüye kullanılmasının önüne
geçilmektedir”
Gerekçenin
devamında, “İdari yargıda davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi
kural olarak kaldırılmakta, ancak davanın açıkça dayanaksız ve kötü niyetli
olması halinde istisnai olarak bu imkân korunmakta, böylece hem hak arama
özgürlüğü güçlendirilmekte hem de yargı yolunun kötüye kullanılmasının önüne
geçilmektedir.” ifadelerine yer verildi.
Düzenleme ile
idari yargının birey lehine koruyucu işlevinin güçlendirildiği, hak arama
hürriyeti üzerindeki dolaylı mali baskıların kaldırıldığı ve hukuk devleti
ilkesine daha uygun bir yargılama rejimi tesis edildiği ifade edildi.
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu ve milletvekillerimizin imzasıyla Meclis'e
sunulan "İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 659 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin tam metni şu
şekilde:
GENEL GEREKÇE
İdari yargı, birey ile kamu gücünü kullanan idare
arasındaki uyuşmazlıkların çözüldüğü, bu yönüyle klasik iki taraflı özel hukuk
uyuşmazlıklarından ayrılan özgün bir yargı alanıdır. Bu özgünlük, yargılama
usulüne ve özellikle yargılama giderlerinin dağılımına ilişkin kurallarda da
kendisini göstermelidir.
İdari yargının temel işlevlerinden biri, idarenin hukuka
bağlılığını sağlamak ve kamu gücünün keyfî kullanımını denetlemektir. Bu işlev,
bireylerin yargı yoluna erişiminin kolaylaştırılmasını ve mali yükler yoluyla
dolaylı biçimde sınırlandırılmamasını gerektirir. Bu nedenle, yargılama
giderlerine ilişkin kuralların, birey aleyhine caydırıcı sonuçlar doğurmayacak
şekilde yeniden düzenlenmesi zorunludur.
Mevcut uygulamada, davanın reddi halinde davalı idare
lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi, bireylerin idari yargıya başvurma
konusunda ciddi bir mali riskle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu
durum, Anayasa’nın 36 ncı maddesiyle güvence altına alınan hak arama
hürriyetini sınırlandırıcı bir etki doğurmakta ve bireylerin idari işlemlerin
hukuka uygunluğunu yargı denetimine taşıma iradesini zayıflatmaktadır. Bu
bağlamda, hak arama hürriyetinin, idare lehine bir gelir veya zenginleşme aracı
haline gelmesine izin verilmesi, hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Diğer yandan, idarenin idari yargıdaki temsili, büyük
ölçüde kamu görevlisi statüsündeki hukuk müşavirleri, avukatlar ve ilgili
personel aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu kişiler, zaten kamu bütçesinden maaş
almakta olup davanın takip edilmesi nedeniyle idareye ayrıca bir mali külfet
yüklenmemektedir. Dolayısıyla, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi,
yargılama giderleri kurumunun amacını aşan bir sonuç ortaya çıkarmaktadır.
Teklif ile, idari yargıda davalı idare lehine vekâlet
ücretine hükmedilmesi kural olarak kaldırılmakta, ancak davanın açıkça
dayanaksız ve kötü niyetli olması halinde istisnai olarak bu imkân korunmakta,
böylece hem hak arama özgürlüğü güçlendirilmekte hem de yargı yolunun kötüye
kullanılmasının önüne geçilmektedir.
Diğer yandan, 659 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’de yapılan değişiklik ile, kamu idarelerinin idari yargıdaki
temsiline bağlı olarak vekâlet ücreti elde etmelerine yönelik mevcut
düzenlemenin bu yeni sistemle uyumlu hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu düzenleme ile, idari yargının birey lehine koruyucu
işlevi güçlendirilmekte; hak arama hürriyeti üzerindeki dolaylı mali baskılar
kaldırılarak, hukuk devleti ilkesine daha uygun bir yargılama rejimi tesis
edilmektedir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Bu madde ile,
2577 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde değişikliğe gidilerek idari yargıda
kural olarak davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi esası
benimsenmiştir. Yargı yolunun meşgul edilmesini ve kötüye kullanılmasını
önlemek amacıyla, davanın “açıkça dayanaksız ve kötü niyetli olması” hali
istisna olarak düzenlenmiş ve bu durumda vekâlet ücretine hükmedilebilmesine
imkân tanınmıştır.
Madde 2- İşbu Kanun
Teklifinin 1 inci maddesiyle getirilen ve idari yargıda bireyi korumayı
amaçlayan yeni sistemin, 659 sayılı KHK ile uyumlu hale getirilmesi gerekliliği
doğmuştur. Bu kapsamda, 659 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesinde yer alan genel
kuraldan “ve idari” ibaresi çıkarılmıştır. Birinci maddedeki düzenlemeye
paralel olarak, idari davalarda yalnızca davanın açıkça dayanaksız ve kötü
niyetli olması durumunda idare lehine vekalet ücretine hükmedilebileceği hükmü
eklenerek mevzuat içindeki bütünlük ve tutarlılık sağlanmıştır.
Madde 3- Yürürlük
maddesidir.
Madde 4- Yürütme
maddesidir.
MADDE 1-6/1/1982
tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31 inci maddesinin 1
inci fıkrasının sonuna aşağıdaki
cümleler eklenmiştir:
“Bu Kanunda öngörülen yargılama giderlerine ilişkin
hükümlerin uygulanmasında, davanın açıkça dayanaksız ve kötü niyetli olması
durumları hariç olmak üzere, davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.
Bu hususta 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz.”
MADDE 2-2/11/2011
tarihli ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14 üncü maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “ve idari” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve aynı
fıkrada birinci cümleden sonra gelmek üzere “İdari davalarda ise davanın
açıkça dayanaksız ve kötü niyetli olması durumunda idare lehine vekalet
ücretine hükmedilebilir.” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 3-Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4-Bu Kanun
hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.




