Haber dosyasını indirin
İndir
Parti Sözcümüz Serkan Ramanlı, hac farizasını yerine getirmek isteyen vatandaşların ciddi bir mali külfetle karşılaştıklarını belirterek hac ücretlerinin makul bir seviyeye çekilmesi çağrısında bulundu.
Parti Sözcümüz ve Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında; mevcut ekonomik düzen, faizsiz ekonomik modelin gerekliliği, ağır hasta mahkûmların durumları, 2027 yılı hac ücretlerinin yüksekliği ve Türkiye-Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasının onaylanmasına dair önemli açıklamalarda bulundu.
“Faiz, inancımız
açısından kesinlikle uzak durulması gereken bir haramdır”
Faizin insanlık tarihi boyunca haksız kazanç ve sömürü aracı olarak
görüldüğünü, ilahi dinlerin tamamında yasaklandığını hatırlatan Ramanlı, “Faiz, insanlık tarihinin en eski ve en ağır ahlaki tartışmalarından
biridir. İnsanlığın kadim inançlarında ve ahlak geleneklerinde faiz, haksız
kazanç ve sömürünün bir aracı olarak görülmüş; ilahi dinlerde kesin biçimde
yasaklanmıştır. Tevrat'ta, Hristiyanlığın tarihsel öğretisinde ve Kur'an-ı
Kerim'de faize karşı açık hükümler bulunmaktadır. İslam'da hüküm nettir: Allah
alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bu sebeple faiz, inancımız açısından
kesinlikle uzak durulması gereken bir haramdır.” dedi.
“Faizin yaygın
olması faizi meşru kılmaz”
Tarih boyunca faize getirilen sınırlamaların borçlunun korunması ve
ekonomik adalet arayışıyla yakından ilişkili olduğunu dile getiren Ramanlı, “Sermaye birikimi ve borç ilişkilerinin yaygınlaşmasıyla faiz, zamanla
normalleştirildi; hatta ‘ekonomik hayatın vazgeçilmez bir kuralı’ gibi sunuldu.
Oysa yaygın olması, onu meşru veya kaçınılmaz kılmaz.” diye konuştu.
“Faizsiz bir
ekonomik düzen mümkündür ve gereklidir”
Ekonomik kurtuluşun faizin sadece adını değiştirmekle değil, gerçekten
faizsiz ve adil bir düzen kurmakla mümkün olacağını belirten Ramanlı, şunları
söyledi:
“İslam iktisadı; kâr-zarar ortaklığı, selem, murabaha
ve üretime dayalı finansman gibi modellerle faizsiz alternatifler sunmaktadır.
Esas olan, faizin adını değiştirmek değil, gerçekten faizsiz, risk paylaşımına
dayalı ve adil bir ekonomik düzen kurmaktır. Faize karşı duruşumuz inancımızın,
yaradılış gayemizin ve siyasi anlayışımızın bir gereğidir. Parti programımızda
da ortaya koyduğumuz üzere üretimi, emeği ve adil paylaşımı esas alan faizsiz
bir ekonomik düzen mümkündür ve gereklidir.”
“Kapitalizm
küresel bir ekonomik terördür”
Mevcut finansal
sistemi eleştiren Ramanlı, “Kapitalist sistem bizi yedi bitirdi; emeğimizi
tüketti, geleceğimizi ipotek altına aldı. İnsanı borca mahkûm eden, gelir
dağılımındaki adaletsizliği artıran kapitalizm küresel bir ekonomik terördür.
Faizsiz, üretime dayalı ve hakça paylaşımı esas alan bir ekonomi mutlak surette
yürürlüğe girmelidir.” çağrısında bulundu.
“Abdullah Tırpan'ın vefatına giden süreçteki olası ihmal
iddiaları tüm yönleriyle araştırılmalı”
Ağır sağlık
sorunlarına rağmen cezaevinde tutulan 73 yaşındaki Abdullah Tırpan'ın yoğun
bakımda vefat etmesinin hasta mahkûmların durumunu bir kez daha gündeme
getirdiğini ifade eden Ramanlı, “Ceza infazı hiçbir surette insan hayatını
tehlikeye atan, telafisi imkânsız acılara yol açan bir uygulamaya
dönüşmemelidir. Devlet gözetimi altındaki her ferdin hayat ve sağlık hakkını
korumak, kamu makamlarının hem hukuki hem de insani bir sorumluluğudur. Abdullah
Tırpan'ın vefatına giden süreçteki olası ihmal iddiaları tüm yönleriyle
araştırılmalı, sağlık raporları, infazın ertelenmemesine dair kararlar şeffaf
bir şekilde incelenmeli, varsa ihmali bulunan sorumlular hakkında gerekli yasal
işlemler yapılmalıdır.” dedi.
“Ağır hasta mahkûmların durumları ivedilikle gözden
geçirilmeli”
“Hasta ve yaşlı
mahkûmların hayat hakkı, bürokratik işlemlerin ağırlığına ve katı infaz
uygulamalarına feda edilemez.” diyen Ramanlı, şöyle devam etti: “Benzer olayların ve acıların bir daha
yaşanmaması için gerekli tedbirlerin acilen alınması çağrısında bulunuyoruz.
Ağır hasta mahkûmların durumları ivedilikle gözden geçirilmeli, insan
haysiyetini ve hayat hakkını esas alan hukuki düzenlemeler de acilen hayata
geçirilmelidir.”
“Artan hac
maliyetleri, vatandaşlarımızın bu ibadeti yerine getirmesini zorlaştırmaktadır”
Hac ibadetini
yerine getirmenin artan maliyetler nedeniyle vatandaşlar için giderek
zorlaştığına dikkat çeken Ramanlı, “İslam’ın beş şartından biri olan hac
ibadeti, Müslümanların yerine getirmeyi arzuladığı bir ibadettir. Ancak yıldan
yıla artan hac maliyetleri, vatandaşlarımızın bu ibadeti yerine getirmesini
giderek zorlaştırmaktadır. 2027 yılı için hac ücretleri kişi başı 8 bin 800
dolar ile 24 bin 500 dolar arasında değişmekte olup hacı adaylarının büyük
çoğunluğu 9 bin 200 dolar ödeyecektir.” şeklinde konuştu.
“Türkiye’deki
ücretler diğer İslam ülkelerine kıyasla oldukça yüksek”
Türkiye’deki hac ücretlerinin
diğer İslam ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Ramanlı,
“Ücretlerin neden bu kadar yüksek olduğu, ayrıntılı ve ikna edici bir maliyet
dökümüyle kamuoyuna açıklanmalıdır. Endonezya, Pakistan, Bangladeş ve Malezya
gibi ülkelerin vatandaşları çok daha düşük ücretlerle hac ibadetini yerine
getirebilmektedir. Bu ülkelerin uyguladığı finansman modelleri incelenmeli;
hacı adaylarının ödediği tutarı azaltabilecek destek mekanizmaları
oluşturulmalıdır. Uçak, konaklama, yemek, personel ve diğer organizasyon
giderleri kalem kalem açıklanmalı; zorunlu yemek hizmeti, hava yolu tercihleri,
personel sayısı ve konaklama süreleri dâhil bütün giderler gözden
geçirilmelidir.” ifadelerini kullandı.
“Vatandaşlarımızın
üzerindeki mali yükü azaltacak somut adımlar atılmalı”
Hac ibadetinin
ticari bir kazanç kapısı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ramanlı,
kutsal mekânların her Müslüman için ulaşılabilir olması gerektiğini ifade
ederek şöyle konuştu:
“Hac ibadetinin
ifasına yönelik organizasyonlarda amaç, ticari kâr elde etmek değil; bu
mukaddes vazifenin güvenli, nitelikli ve maliyetleri olabildiğince düşürülerek
herkes için erişilebilir bir şekilde sunulması olmalıdır. Hac bir ibadettir,
lüks bir seyahat değildir. Vatandaşlarımızın üzerindeki mali yükü azaltacak
somut adımlar atılmalı, hac ücretleri mutlaka düşürülmelidir.”
“Akdeniz’deki
hak ve menfaatlerin korunması için önemli bir adım”
Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının
Sınırlandırılması Anlaşması’na da değinen Ramanlı, “Anlaşmanın onaylanmasını
memnuniyetle karşılıyor; bu kararı, iki ülkenin Akdeniz’deki hak ve
menfaatlerinin korunması açısından önemli bir adım olarak görüyoruz.” dedi.
“Siyonistlerin
ve Yunanistan’ın çıkarlarını önceleyen yaklaşımı kabul etmiyoruz”
Avrupa Birliği'nin
taraflı tutumuna tepki gösteren Ramanlı, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Avrupa Birliği’nin, Türkiye ve Libya’nın egemenlik haklarını gözetmek yerine her zamanki gibi taraflı bir tutum sergileyerek siyonistlerin ve Yunanistan’ın çıkarlarını önceleyen bu yaklaşımını kabul etmiyoruz. Doğu Akdeniz’de adalet ve istikrar, bazı yapıların çıkarları uğruna diğerlerinin haklarının yok sayılmasıyla sağlanamaz. Egemen iki devletin karşılıklı hak ve menfaatleri doğrultusunda yaptıkları anlaşmaları hedef alan her türlü baskıyı, müdahaleyi ve dayatmayı reddediyoruz. Türkiye ile Libya arasındaki iş birliğinin geleceğine karar verecek olanlar, bu iki ülkenin temsilcileridir. Alınan kararın Libya’daki ayrılıkların giderilmesine, taraflar arasında diyaloğun güçlenmesine vesile olmasını ve ulusal uzlaşı yönünde atılacak adımlara öncülük etmesini temenni ediyoruz.”
Önemli Gelişmeler
Parti Sözcümüz Serkan Ramanlı: Hac ücretleri mutlaka düşürülmelidir October 30, 2026
Milletvekilimiz Ramanlı: Erişim engelleri ifade hürriyetini zedeler October 23, 2026
