TÜİK’in açıkladığı ağustos ayı enflasyon rakamlarını değerlendiren Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Şah Gültekin, “Enflasyonu sadece rakamlarda değil, vatandaşın sofrasından ve cebinden de düşürmek zorundayız.” dedi.

Genel Başkan Yardımcımız ve İktisat Başkanımız Mehmet Şah Gültekin, TÜİK’in açıkladığı ağustos ayı enflasyon verilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

“Enflasyonun etkisi vatandaşın günlük hayatında hâlâ güçlü”

Aylık enflasyonun yüzde 1,84, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,51 olarak gerçekleştiğini belirten Gültekin, manşet enflasyondaki kâğıt üstündeki düşüşün baz etkisinden kaynaklandığını ve sokaktaki fiyat artışlarını durdurmadığını vurguladı.

Gültekin, kira artışlarında uygulanacak tavan oranının da yüzde 31,79 olarak belirlenmesinin, enflasyonun vatandaşın günlük hayatındaki etkisinin hâlâ ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğine dikkat çekti.

“Fiyatlar artmaya devam ediyor”

Yıllık enflasyondaki gerilemeyi olumlu karşıladıklarını ancak bu durumun çarşı, pazar ve marketteki hayat pahalılığını hafifletmediğini belirten Gültekin, “Yıllık enflasyonda gerileme yaşanmasını elbette olumlu buluyoruz. Ancak baz etkisinden dolayı manşet enflasyonun düşmesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Fiyatlar artmaya devam ediyor; yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Vatandaşın pazarda, markette, kirada ve ulaşımda karşılaştığı tablo hâlâ çok ağırdır.” dedi.

“Enflasyonu en fazla ulaştırma, eğitim ve gıda etkiliyor”

Ağustos ayında enflasyonu en fazla tetikleyen kalemlerin ulaştırma, eğitim ve gıda gibi toplumun tamamını doğrudan ilgilendiren alanlar olduğuna dikkat çeken Gültekin, “Ağustos ayında enflasyonu en fazla etkileyen kalemlerin başında ulaştırma, eğitim ve gıda gelmektedir. Bu durum, hayat pahalılığının toplumun tamamını etkilediğini ortaya koymaktadır. Emekli, asgari ücretli, memur, işçi, mavi yakalı, beyaz yakalı, dar gelirli aileler; üretici, sanayici ve esnaf bu yükü farklı biçimlerde taşımaktadır. Üretici fiyatlarında da baskının devam ettiğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Üretim maliyetleri ve enerji baskısı sürüyor”

Tüketici fiyatlarının yanı sıra Üretici Fiyat Endeksi’ndeki (ÜFE) aylık yüzde 2,57’lik artışa da vurgu yapan Gültekin, “Ağustos ayında ÜFE’deki aylık artışın yüzde 2,57 seviyesinde gerçekleşmesi ve özellikle enerji maliyetlerinin öne çıkması, üretim maliyetleri üzerindeki baskının sürdüğünü gösteriyor. Üretim maliyetleri düşmeden tüketici fiyatlarında kalıcı bir rahatlama sağlamak kolay değildir.” şeklinde konuştu.

“Adaleti gözeten bütüncül bir ekonomik anlayışa ihtiyaç var”

Mevcut ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele iradesinin önemsendiklerini ancak yöntemin yanlış olduğunu belirten Gültekin, “Bu mücadelenin yüksek faiz ve talep daraltıcı politikalar üzerinden yürütülmesi doğru değildir. Üretimi, yatırımı, istihdamı, tarımı ve sanayiyi destekleyen; enerji ve lojistik maliyetlerini düşüren, vergi yükünü hafifleten ve gelir dağılımında adaleti gözeten bütüncül bir ekonomik anlayışa ihtiyaç vardır.” diye konuştu.

“Faizsiz Türkiye süreci başlatmalıyız”

Enflasyonun faturasını dar gelirliye çıkaran faiz merkezli politikalar yerine partisinin önerisi olan "Faizsiz Türkiye" sürecinin başlatılması çağrısında bulunan Gültekin, şunları söyledi:

“Bu çerçevede, ekonomimizi faiz merkezli yapıdan çıkaracak, üretim ve adil paylaşımı esas alacak Faizsiz Türkiye süreci başlatmalıyız. Bizim itirazımız enflasyonla mücadele edilmesine değil, bu mücadelenin faturasının dar ve sabit gelirli vatandaşlara çıkarılmasınadır.”

“Enflasyonu vatandaşın sofrasından ve cebinden de düşürmek zorundayız”

Enflasyonun rakamlardan önce vatandaşın sofrasından ve cebinden düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Gültekin, “Gerçek başarıyı ise enflasyon oranının kâğıt üzerinde düşmesi değil; vatandaşın markette daha az para harcaması, kirasını ödeyebilmesi, sofrasının bereketlenmesi ve aldığı ücretin ay sonuna kadar yetmesi olarak görüyoruz. Yani düşen enflasyonu sadece rakamlarda değil, vatandaşın sofrasından ve cebinden de düşürmek zorundayız.” çağrısında bulundu.