Haber dosyasını indirin
İndir
Mahkeme kararlarının icrasından önce borçluya yazılı bildirim zorunluluğu getirilmesi, gereksiz icra takiplerinin önlenmesi, borçlu-alacaklı dengesinin kurulması ve borçlunun ek masraflardan korunması amacıyla milletvekillerimizin hazırladığı kanun teklifimiz TBMM Başkanlığına sunuldu.
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu ile Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç ve Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı’nın imzasını taşıyan “İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Meclis Başkanlığına sunuldu.
Teklifimizle borçlu-alacaklı dengesinin kurulmasının yanı
sıra taraflar arasındaki uyuşmazlıkların büyümesine yol açan nedenlerin önüne
geçilmesi için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 35’inci maddesinde düzenleme
yapılması amaçlanıyor.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 35. maddesinde
değişlik yapılması ön görülen teklifte, ilamlı icra takipleri başlatılmadan
önce borçluya yazılı bir ön başvuru şartı getirilmesi amaçlanıyor. Teklifin
kabul edilmesi halinde, alacaklılar mahkeme kararını doğrudan icraya
koyamayacak ve alacaklılar borçluya banka hesap numarasını bildirip ödeme için
en az 7 gün süre tanımak zorunda kalacak.
“Mevcut
uygulama taraflar
arasındaki uyuşmazlıkların gereksiz şekilde büyümesine yol açıyor”
Kanun teklifimizin genel gerekçesinde, mahkeme kararlarının
etkili ve süratli bir şekilde yerine getirilmesi, mahkeme kararlarının
icrasından önce borçluya yazılı bildirim zorunluluğu getirilmesi, gereksiz icra
takiplerinin önlenmesi, adil dengenin kurulması ve borçlunun ek masraflardan
korunmasının amaçlandığı ifade edildi.
Mahkeme kararlarının etkili ve süratli bir şekilde yerine
getirilmesinin hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biri olduğu
belirtilen genel gerekçede, “Mevcut uygulamada, ilamın kesinleşmesi veya icra
edilebilir hâle gelmesinin ardından, alacaklı tarafından herhangi bir bildirim
yapılmaksızın doğrudan ilamlı icra takibi başlatılabilmektedir. Bu durum,
mahkeme kararını yerine getirmeye hazır olan borçlular bakımından dahi ilave
takip giderleri, vekâlet ücretleri ve icra masraflarının doğmasına neden
olmakta; taraflar arasındaki uyuşmazlıkların gereksiz şekilde büyümesine ve
icra teşkilatının iş yükünün artmasına yol açmaktadır.” denildi.
“Mevcut
sistemde borçluya önceden bildirimde bulunulmuyor”
Mahkeme kararlarının önemli bir kısmının cebri icra
tedbirlerine ihtiyaç duyulmaksızın taraflarca gönüllü olarak yerine
getirilebilecek nitelikte olduğu belirtilen genel gerekçenin devamında, şu
ifadeler yer aldı:
“Buna rağmen mevcut sistemde borçluya önceden bildirimde
bulunulmasını zorunlu kılan genel bir düzenlemenin bulunmaması, ilamlı icra
yoluna başvurulmasını çoğu zaman ilk seçenek hâline getirmektedir. Bu durum ise
hem usul ekonomisi ilkesine hem de yargı kaynaklarının etkin kullanılması
amacına uygun düşmemektedir.”
“Yargı kaynaklarının daha etkin
kullanılmasının sağlanması amaçlanmaktadır”
Genel gerekçenin devamında, “Para alacağı içeren
ilamlarda hükmedilen alacak miktarı ile vekâlet ücreti ve yargılama
giderlerinin, alacaklı tarafından bildirilecek banka hesabına yatırılmasına
ilişkin usul düzenlenmektedir. Bu suretle ödeme süreçlerinde açıklık ve ispat
kolaylığı sağlanması, ödeme yeri ve şekline ilişkin uyuşmazlıkların önlenmesi
amaçlanmaktadır. Bu düzenleme ile gereksiz ilamlı icra takiplerinin
azaltılması, icra dairelerinin iş yükünün hafifletilmesi, tarafların ek mali
külfetlerle karşı karşıya kalmasının önlenmesi, mahkeme kararlarının gönüllü
ifa yoluyla yerine getirilmesinin teşvik edilmesi ve yargı kaynaklarının daha
etkin kullanılmasının sağlanması amaçlanmaktadır.” ifadelerine yer verildi.
Milletvekillerimizin imzasıyla
Meclis’e sunulan “İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi”nin tam metni şu şekilde:
GENEL GEREKÇE
Mahkeme kararlarının etkili ve süratli bir
şekilde yerine getirilmesi hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir.
Bununla birlikte, ilamların icrası sürecinde tarafların menfaatleri arasında
adil bir dengenin kurulması ve cebri icra yoluna başvurulmadan önce borçluya
yükümlülüğünü kendiliğinden yerine getirme imkânının tanınması da hukuk
güvenliği ve usul ekonomisi ilkelerinin bir gereğidir.
Mevcut uygulamada, ilamın kesinleşmesi
veya icra edilebilir hale gelmesinin ardından, alacaklı tarafından herhangi bir
bildirim yapılmaksızın doğrudan ilamlı icra takibi başlatılabilmektedir. Bu
durum, mahkeme kararını yerine getirmeye hazır olan borçlular bakımından dahi
ilave takip giderleri, vekâlet ücretleri ve icra masraflarının doğmasına neden
olmakta; taraflar arasındaki uyuşmazlıkların gereksiz şekilde büyümesine ve
icra teşkilatının iş yükünün artmasına yol açmaktadır.
Diğer yandan, mahkeme kararlarının önemli
bir kısmı, cebri icra tedbirlerine ihtiyaç duyulmaksızın taraflarca gönüllü
olarak yerine getirilebilecek niteliktedir. Buna rağmen mevcut sistemde
borçluya önceden bildirimde bulunulmasını zorunlu kılan genel bir düzenlemenin
bulunmaması, ilamlı icra yoluna başvurulmasını çoğu zaman ilk seçenek haline
getirmektedir. Bu durum ise hem usul ekonomisi ilkesine hem de yargı
kaynaklarının etkin kullanılması amacına uygun düşmemektedir.
Teklif ile Danıştay, bölge idare
mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararları hariç olmak üzere ilamların
icrasına başvurulmadan önce, alacaklı veya vekili tarafından borçluya yazılı
bildirimde bulunulması ve ilamın gereğini yerine getirmesi için belirli bir
süre tanınması öngörülmekte; böylece borçluya, mahkeme kararını cebri icra
tehdidi altında kalmaksızın ve ek mali yüklerle karşılaşmaksızın yerine getirme
imkânı sağlanmaktadır.
Ayrıca para alacağı içeren ilamlarda
hükmedilen alacak miktarı ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin,
alacaklı tarafından bildirilecek banka hesabına yatırılmasına ilişkin usul
düzenlenmektedir. Bu suretle ödeme süreçlerinde açıklık ve ispat kolaylığı
sağlanması, ödeme yeri ve şekline ilişkin uyuşmazlıkların önlenmesi
amaçlanmaktadır.
Bu düzenleme ile gereksiz ilamlı icra
takiplerinin azaltılması, icra dairelerinin iş yükünün hafifletilmesi,
tarafların ek mali külfetlerle karşı karşıya kalmasının önlenmesi, mahkeme
kararlarının gönüllü ifa yoluyla yerine getirilmesinin teşvik edilmesi ve yargı
kaynaklarının daha etkin kullanılmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- Bu madde ile 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununa 35/A maddesi eklenmektedir. Düzenleme ile Danıştay, bölge idare
mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararları hariç olmak üzere ilamların
icrasına başvurulmadan önce, alacaklı taraf veya vekiline borçlu tarafa yazılı
bildirimde bulunma yükümlülüğü getirilmektedir.
Uygulamada, mahkeme kararının kesinleşmesi veya icra
edilebilir hale gelmesinin hemen ardından karşı tarafa herhangi bir bildirim
yapılmaksızın doğrudan icra takibi başlatılabilmekte, bu durum ise borçlunun
ilamı kendiliğinden yerine getirme imkânını ortadan kaldırarak gereksiz icra
masraflarına, vekâlet ücretlerine ve yargısal uyuşmazlıklara sebebiyet
verebilmektedir. Düzenleme ile ilamın muhatabına makul bir süre tanınarak
kararın gönüllü şekilde yerine getirilmesi teşvik edilmekte, icra dairelerinin iş
yükünün azaltılması ve taraflar arasındaki uyuşmazlıkların daha kısa sürede
çözümlenmesi amaçlanmaktadır.
Maddede ayrıca, konusu para alacağı olan ilamlarda
hükmedilen alacak miktarı ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin,
alacaklı tarafından bildirilen banka hesabına belirlenen süre içerisinde
yatırılması öngörülmektedir. Böylece ödeme süreçlerinin daha şeffaf ve
denetlenebilir hale getirilmesi, taraflar arasında ödeme yeri ve ödeme şekline
ilişkin ihtilafların önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
MADDE
2- Yürürlük
maddesidir.
MADDE 3- Yürütme maddesidir.





