Haber dosyasını indirin
İndir
Gençlik Politikaları Başkanlığımız, madde bağımlılığıyla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla Adana’da bir panel düzenledi.
Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Madde Bağımlılığı" programına Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, Adana İl Başkanımız Fethullah Beyazçiçek ve İl Müftüsü Mehmet Taşcı ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan panelde Adana
İl Başkanımız Fethullah Beyazçiçek ve İl Müftüsü Mehmet Taşcı selamlama
konuşmalarını gerçekleştirdi.
"Gençlik bir
bunalım yaşıyor ve çıkış kapısı bulmak istiyor"
Gençlik Politikaları Başkanımız ve Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, “Bu zehirle
mücadele etmek çok önemlidir bizim açımızdan. Gençlik politikaları olarak bu
çalışmaya başladığımız ilk günden bu yana zehirle mücadele ettik. Uyuşturucu
kavramı bile başlı başına tehlikeli bir kavramdır. Gençlik bir bunalım yaşıyor
ve çıkış kapısı bulmak istiyor. Bu çıkış kapısında, bedeni rahatlattığı
düşüncesiyle madde bağımlılığına yöneliyor.” dedi.
"Maddi çıkarları
için hepimizi, tüm neslimizi hedef alıyorlar"
Uyuşturucu yerine “zehir” kavramının kullanılmasının daha
doğru olduğunu savunan Dinç, zehir tacirlerini terör örgütlerine benzeterek,
“Bu zehir tacirleri ve terör örgütleri öyle tehlikelidir ki ırkımıza, yaşımıza,
cinsiyetimize bakmazlar. Düşünce ve fikirlerimiz onlar için önemli değildir.
Maddi çıkarları için hepimizi, tüm neslimizi hedef alıyorlar.” ifadelerini
kullandı.
"Maalesef en çok
mağdur olan anneler"
Madde bağımlılığından en fazla etkilenen kesimin anneler
olduğunu dile getiren Dinç, sahada yaptığı görüşmelere dikkat çekerek, “80
bağımlı gençle görüştüm, onları dinledik ve notlarımızı aldık. Maalesef en çok
mağdur olan annelerdi. Anneler her gün ölüyorlar; evlatları gözlerinin önünde
eriyerek ölüyor. Bu durum onları her geçen gün daha kötü hale getiriyor.”
şeklinde konuştu.
"Bunların
çoğunluğunu liseli gençler oluşturuyor"
Madde kullanımının Türkiye gündeminde yeterince yer
almadığını belirten Dinç, “Gençliğimiz gözlerimizin önünde gidiyor. 2010 ile
2020 yılları arasında madde kullanımı yüzde 26 arttı. 15-64 yaş arası
insanların yüzde 5,6’sı hayatında en az bir kez madde kullanmış. En önemlisi,
bunların çoğunluğunu liseli gençler oluşturuyor.” dedi.
2020-2023 yılları arasında bazı zehirli maddelerde beş kat
artış yaşandığını belirten Dinç, bu rakamların neslin nasıl uyuşturulduğunu ve
ruhların köleleştirildiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
"Madde
bağımlılığına öncülük eden alkoldür"
Alkolün madde bağımlılığına giden yolda öncü rol oynadığını
belirten Dinç, “Madde bağımlılığına öncülük eden madde alkoldür. Efendimiz,
‘Alkol bütün kötülüklerin anasıdır’ buyuruyor. İsveç’te alkol bu kadar rahat
satılmazken, bizim ülkemizde zincir marketlerde kasaların önünde duruyor.”
ifadelerini kullandı.
Sorunun masa başında çözülemeyeceğini vurgulayan Dinç,
sahaya inilmesi gerektiğini belirterek, “Madde bağımlılığı, gençlere dokunarak,
dertlerini dinleyerek çözülebilir. Bu nedenle kanun teklifi verdik; örgütlü
şekilde bu suçu işleyenlerin ağır ceza almasını istedik. Bu işe bulaşan kamu
görevlilerinin cezalarının daha da ağır olması gerektiğini söyledik.” dedi.
"Bağımlı kişi
sadece ilaçla tedavi olmaz"
Zorunlu tedavi konusuna da değinen Dinç, “Bağımlı olan
çocuğun kendisi, ailesi ve çevresi için tehlike oluşturduğu durumlarda, sosyal
baskı olmadan tedavi altına alınmalıdır. Bağımlı kişi sadece ilaçla tedavi
olmaz; iradesinin ve maneviyatının da güçlenmesi gerekir.” şeklinde konuştu.
"Yaratılış
gayesi öğretilmeden, sadece ilaçla tedavi edemeyiz"
Toplumun manevi değerlerinden koparıldığına dikkat çeken
Dinç, “Bu toplumun evlatları Müslüman’dır. Alnı secdeli, ecdadı Müslüman bir
toplumdur. Gençlerin kalbine ve ruhuna dokunun ki kim olduklarını
hatırlasınlar. Yaratılış gayesi öğretilmeden, sadece ilaçla tedavi edemeyiz.”
ifadelerini kullandı.
Gönüllülerden oluşan
bir üst kurul
AMATEM gibi merkezlerin ıslah merkezleri haline getirilmesi
gerektiğini dile getiren Dinç, zehirle mücadele için gönüllülerden oluşan bir
üst kurul kurulmasını önerdi. Dinç, “Bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları ve
kanaat önderleri bu yapının içinde yer almalı. Bu sorun halı altına
süpürülemez, sadece polisiye tedbirlerle de çözülemez.” dedi.
"Bunlar bizim
evlatlarımız"
Bağımlı bireylere dışlayıcı gözle bakılmaması gerektiğini
vurgulayan Dinç, sözlerini şöyle tamamladı: “Hepimiz bu tehlikeyle karşı
karşıyayız. Bunlar bizim evlatlarımız. Bu mesele çözüme kavuşana kadar kimsenin
yakasını bırakmayacağız. Bu mesele partiler üstü bir meseledir.”
"Bağımlılık
kronik bir hastalıktır"
Panelin açılışında söz alan Yeşilay Adana İl Başkanı
Dr. Yunus Emre Yıldırım, bağımlılıkla mücadelede umutlu olduklarını
belirterek, toplumsal sorumluluğa vurgu yaptı. Yıldırım, tedaviden çok önleyici
çalışmaların önemine işaret ederek, “Bağımlı bireyin tedavisi gerçekten zordur.
Ancak bizler vatandaşlar olarak önleyici hizmetler yapabiliriz. Yeşilay
Danışmanlık Merkezleri bu noktada ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı hizmet
vermektedir.” dedi.
"İşsiz insan her
yola gidebilir"
Gençlerin sahipsiz bırakılmaması gerektiğini belirten
Yıldırım, “Kâinat boşluk kabul etmez. Bir genci başıboş bırakırsanız yanlış
yollara gidebilir. İşsiz insan her yola gidebilir. Bu alanları doldurmak
zorundayız. Çocuklarımızı maddeyle hiç tanıştırmamalıyız. Madde bağımlılığı bir
aile hastalığıdır.” dedi.
"Madde kullanımı
özenti ile başlar"
Psikolog Nurullah Avşar, “Madde kullanımı özenti ile başlar.
İlk adımı merak etme ve deneme davranışıdır. Kişi ilk denemesinde merakının
korkuyu yenmesiyle ‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesine kapılır. Bu
düşünceyle başlanan her maddenin devamı gelir.” ifadelerini kullandı.
Madde bağımlılığının nedenlerini sosyolojik ve psikolojik
başlıklar altında değerlendiren Avşar, “Madde bağımlılığının sebepleri
sosyolojik ve psikolojik olarak ikiye ayrılır. Zararlı maddelere karşı kontrol
kaybı yaşanır ve bu durum kişinin sağlığını ve hayatını olumsuz etkiler. Merak
duygusu yüksek bireylerde kimlik arayışı ve rol model edinme eğilimi fazladır.
Çocuk kimi rol model alıyorsa ona evrilir.” şeklinde konuştu.
"Boşanma ve
tartışmanın yoğun olduğu evlerde madde kullanımı daha fazladır"
Stres, kabul görme isteği ve aile içi sorunların bağımlılığı
tetiklediğini belirten Avşar, “Aile içi şiddet ve huzursuzluk, özgüven
eksikliği, yalnızlık ve hayattan zevk alamama madde kullanımına yönelten
etkenlerdendir. En önemli etkenlerden biri ise ekonomik sorunlardır. Ailenin
bireyi denetlememesi, maddeye ulaşma noktasındaki en büyük etkendir. Boşanma ve
tartışmanın yoğun olduğu evlerde madde kullanımı daha fazladır.” ifadelerini
kullandı.
"Sevgi, ilgi ve
iletişim çok önemlidir"
Sosyal medyanın da önemli bir risk unsuru olduğuna dikkat
çeken Avşar, “Sosyal medyada yer alan özendirici içerikler durumu
tetikleyebilir. Uyuşturucu imparatorluğu kuran dizilerin dünya genelinde
izlenme rekorları kırması, bu maddelerin normalleşmesine ve özendirilmesine yol
açmaktadır.” diye konuştu. Koruyucu faktörlerin başında aile ve eğitimin
geldiğini vurgulayan Avşar, “Koruyucu faktörlerimiz aile ve eğitim desteğidir.
Sevgi, ilgi ve iletişim çok önemlidir. Ailenin sevgi göstermesi, çocuğun
topluma kazandırılması demektir.” ifadelerini kullandı.
"Maneviyat
kaybedildiğinde, insan her şeyini kaybeder"
Bağımlı bireylere yaklaşımın da hayati önem taşıdığını ifade
eden Avşar, “Madde bağımlısına baskı kurulmamalı, yargılanmamalı ve
benimsenmelidir. En önemli şey maneviyattır. Maneviyat kaybedildiğinde, insan
her şeyini kaybeder.” dedi.
“Boşluğu maddeyle
doldurmaya çalıştım”
Bağımlılıktan kurtulan Özkan Özyurt yaşadığı süreci
katılımcılarla paylaştı. Özyurt, madde bağımlılığına sürüklenme nedenlerini ve
iyileşme sürecini kendi hayatından örneklerle anlattı. Bağımlılığa sürükleyen
en temel etkenlerden birinin ilgisizlik ve sevgisizlik olduğunu vurgulayan
Özyurt, “Bu sadece anne ve babadan kaynaklanan bir durum değil. Beklenti içine
girdiğim her alanda ilgi göremediğimde, bu boşluğu maddeyle doldurmaya
çalıştım.” dedi.
“Aileyle olan
kopukluk ve ‘Her şeyi ben hallederim’ düşüncesi başarısızlıkla sonuçlanıyor”
Aile içi iletişimsizliğin süreci daha da derinleştirdiğini
belirten Özyurt, “Aileyle olan kopukluk ve ‘Her şeyi ben hallederim’ düşüncesi
başarısızlıkla sonuçlanıyor. Yaklaşık beş yıl boyunca bağımlılığımı bahane ve
yalanlarla gizledim. Ailelerimiz bu durumu bize yakıştırmak istemiyor. Bu
inkâr, benim bağımlılığımın yıllarca sürmesine neden oldu.” ifadelerini
kullandı.
"İbadetin
olmadığı bir hayat büyük bir boşluk oluşturuyor"
Bağımlılığın bir diğer temel sebebinin inanç eksikliği
olduğunu dile getiren Özyurt, “Namazın, ibadetin olmadığı bir hayat büyük bir
boşluk oluşturuyor. Bizim sloganımız ‘ilaçla değil, inançla’. Birçok tedavi
gördüm ancak ilaçlardan kalıcı bir fayda görmedim.” diye konuştu.
"Ailemin başımda
ağladığını görüyordum"
Madde kullanımının gerçeklik algısını yok ettiğini anlatan
Özyurt, “Yoğun kullandığım dönemlerde halüsinasyonlar görmeye başladım.
Gerçeklikten tamamen kopmuştum. Öldüğümü zannettiğim anlar oldu. Ailemin
başımda ağladığını görüyordum. Bu sahneleri tekrar yaşamak bende derin
travmalar bıraktı. Eski bir askerî personeldim. Bağımlılık mesleğimi, ailemi ve
hayatımı elimden aldı. Madde bağımlıları sadece köprü altlarında yaşayan
insanlar değil. Her yerde olabilirler. Ben buna çağımızın vebası diyorum.”
ifadelerini kullandı.
“Beş vakit namaza
başladım, oruç tuttum… Asıl değişim orada başladı”
Bırakma sürecini de anlatan Özyurt, “İlaçlardan sonuç
alamayınca ilaçsız tedavi uygulayan bir sivil toplum kuruluşuna gittim. Orada
yıllardır madde kullanmayan insanları görmek bana umut verdi. Beş vakit namaza
başladım, oruç tuttum. Asıl değişim orada başladı.” dedi.
"Hayatımdan
örnekler sunarak el uzatıyorum"
Artık bağımlılara destek olmaya çalıştığını belirten Özyurt,
“Şimdi bağımlı kardeşlerimize hayatımdan örnekler sunarak el uzatıyorum.
Efendimizin ‘Bir insanı kurtaran tüm insanlığı kurtarmış gibidir’ sözü bu yola
çıkmamda en büyük motivasyonum oldu. Birey istemediği sürece zorunlu tedavi işe
yaramaz. Bilinçsiz bırakmalar daha fazla kullanıma yol açıyor. İki yıldır
içmiyorum. Dönüş her zaman mümkündür ama ben bağımlılıkla yaşamayı öğrendim.”
şeklinde konuştu.
"Beni
bağımlılıktan kurtaran en büyük etken namazdır"
Maneviyatın iyileşmedeki rolüne dikkat çeken Özyurt, “Beni
bağımlılıktan kurtaran en büyük etken namazdır. Madde bağımlılıklarından
kurtulmanın büyük bir kısmı maneviyatla ilgilidir. Bağımlılık, kalpteki
boşlukla başlar.” diyerek sözlerini tamamladı.




