Haber dosyasını indirin
İndir
Eğitim İşleri Başkanlığımız tarafından okullardaki seçmeli ders dönemine dikkat çekmek ve anadil konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Diyarbakır'da "Ana Dilimi Seçiyorum/Zimanê Xwe Dibijêrim" başlıklı panel düzenlendi.
Eğitim İşleri Başkanlığımız tarafından, okullardaki seçmeli ders sürecine dikkat çekmek ve anadil konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla Diyarbakır'da panel düzenlendi. "Ana Dilimi Seçiyorum/Zimanê Xwe Dibijêrim" temasıyla düzenlenen panelde dil çeşitliliğinin zenginlik olduğuna vurgu yapıldı.
Diyarbakır Öğretmen Evi Konferans Salonu'nda
gerçekleştirilen panel, Ammar Zeren Hoca'nın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle
başladı. Kur'an- Kerim tilavetinin ardından Genel Başkan Yardımcımız ve
Eğitim İşleri Başkanımız Yahya Oğraş, programın açılış konuşmasını yaptı.
"Dil çeşitliliği
ilahi bir nimet ve zenginliktir"
Konuşmasında eğitimi ve öğretimi vazgeçilmez bir hak olarak
gördüklerini belirten Oğraş, "Bizler eğitim ve öğretim hakkını temel bir
insan hakkı olarak görüyoruz. Bu bilinci tesis etmek bizler için bir görev ve
sorumluluktur. Bugün burada bu meselenin öncüsü, savunucusu ve takipçisi olmak
üzere toplanmış bulunuyoruz. Kutsal Kitabımızın ilk emri 'Oku'dur. Bu emir,
salt bir talimat değil bilakis insanı bilgi, tefekkür ve iletişimle kuşatan
ilahi bir çağrıdır. Okumanın ve konuşmanın olduğu her yerde insanın ruhuna
nakşolmuş bir dil vardır. Yüce Rabbimiz buyurur ki: 'Göklerin ve yerin
yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun (varlığını
ve kudretini gösteren) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette
ibretler vardır.' (Rum: 22) Bu çeşitlilik, bir nimet ve zenginliktir. Ne var
ki, Anayasa'nın 42. maddesi, bu fıtri hakkın önünde bir engel olarak
durmaktadır. Bu engelin kaldırılması samimi tüm siyasi aktörlerin ve insani
sorumluluğudur." diye belirtti.
"Bir dili
susturmak, vicdanı durdurmaktır"
Panelin yalnızca bir bilgilendirme faaliyeti olmadığını,
aynı zamanda toplumsal hafızayı diri tutma çabası olduğunu ifade eden Oğraş,
"'Dilimi Konuşuyor, İnancımı Yaşıyorum' temasıyla düzenlediğimiz bu panel,
sadece bir bilgilendirme platformu değil aynı zamanda hafızayı canlandırma
çabasıdır. Zira dil, kimliğin taşıyıcı damarıdır. Onu kaybeden toplumlar
hafızasını, benliğini ve nihayetinde ruhunu kaybetmeye mahkûmdur. Büyük İslam
Alimi Bediüzzaman Said Nursi'nin Medresetü'z-Zehra projesindeki vizyoner formülasyonu,
bize yol gösterici bir pusula sunar: 'Lisân-ı Arabî vâcip, Kürdî câiz, Türkî
lâzım.' Bu üçlü denge, çok dilli eğitimi bir medeniyet projesi olarak ortaya
koyar. Cemil Meriç'in o muhteşem tespitini burada anmadan geçemeyiz: 'Her dil,
bir vicdandır. Kelimeler, bu vicdanın çarpan damarlarıdır.' Bir dili susturmak,
vicdanı durdurmaktır." şeklinde konuştu.
“Bu topraklar,
yüzyıllar boyunca farklı dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir
tecrübeye sahiptir”
Tarih boyunca kültürlere yönelik saldırıların dilden
başladığını belirten Oğraş, "Tarih bize şunu öğretmiştir; kültürlere ve
medeniyetlere yönelik saldırılar, her zaman dilden başlar. Bu topraklar,
yüzyıllar boyunca farklı dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir
tecrübeye sahiptir. Toplumsal birlik, tek tipleşme üzerinden değil
farklılıkların tanınması ve karşılıklı saygı temelinde güçlenir. Eğitim
politikalarının da bu tarihsel ve toplumsal gerçekliği dikkate alması
önemlidir." ifadelerini kullandı.
"Öğrencilerin
köklerine ait dersleri de seçebilmesi bütünlüklü bir kimlik inşası için
elzemdir"
Öğrencilerin kendi anadilleriyle birlikte Kur'an-ı Kerim,
Siyer ve Temel Dini Bilgiler gibi dersleri seçebilmesinin bütünlüklü bir kimlik
inşası açısından önemli olduğunu ifade eden Oğraş, son olarak şunları kaydetti:
"Anadilini seçen bir öğrencinin aynı zamanda Kur'an-ı
Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler gibi köklerine ait dersleri de seçebilmesi
bütünlüklü bir kimlik inşası için elzemdir. Tarihsel kültürümüz, istikbalimizi
aydınlatan en değerli hazinemizdir. Bu panelin, bu kutlu ve insani davada yeni
ufuklar açmasını, hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinize
saygılarımı sunuyorum."
"Dillerimiz
Allah'ın ayetlerinden birer ayettirler"
Oğraş'ın konuşmasının ardından Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı, selamlama konuşmasını gerçekleştirdi.
Yeni neslin anadilini kaybetmemesi gerektiğini vurgulan
Ramanlı, "Bizler istiyoruz ki yeni nesil anadilini kaybetmesin ve
anadilleri ile konuşsunlar. İster Zazaki ister Kurmanci olsun dillerini
konuşulabilsin. Türkiye'nin 86 milyon vatandaşı var. Kimin dili Türkçeden
farklı ise ana dillerini öğrensinler, konuşsunlar, yazsınlar ve okusunlar.
Çünkü bizler en başta bunu söyledik. Dillerimiz Allah'ın ayetlerinden birer
ayettirler. Ne küfre sebep oluyor ne de baş eğmemize sebeptir. Kimse kimliği
ile kavmi ve dili ile bizim üzerimizde üstünlük sağlayamaz. O kişi kendisini
büyük de sanmasın, çünkü bizler bunu kabul etmiyoruz." dedi.
"Kürtçülük
propagandasını yapmadan önce bizlerin konuşmamızla, yazımızla, okumamızla ve
zihnimizle Kürt olmamız lazım"
Kürtçenin bugün geldiği noktaya da değinen Ramanlı, anadilin
eğitim dili olmamasının ve resmi statüye sahip olmamasının en büyük yaralardan
biri olduğunu ifade etti.
Ramanlı, "Biz Kürtler olarak diyoruz ki 'Bizler
halkımızın davasını sürdürüyoruz' lakin çoğunluk olarak bizim daha kendimizden
haberimiz yok. Bizim kendi dilimizden haberimiz yok. O kimseler ki bizim
adımıza mücadele edenler, zaten yönlerini kendi dilimize bile çevirmiyorlar.
Bizim dilimizle konuşmuyorlar. Kendi dilimize kıymet vermiyorlar. O 'halkımızın
hakları için mücadele ediyoruz' diyenler Kürt'ün tarihinden, edebiyatından ve
kültüründen bihaberdirler. Kürtçülük propagandasını yapmadan önce bizlerin konuşmamızla,
yazımızla, okumamızla ve zihnimizle Kürt olmamız lazım. Kürtçülük bir elbise
gibi üzerimizde görünmesi lazım. Allah razı olsun kardeşlerimiz bugün bu şuuru
artırmak istiyorlar." ifadelerini kullandı.
"Kürtçeye sahip
çıkmazsak kimse bizim yerimize sahip çıkmaz"
"Çocuklarımızın yönünü Kürtçeye çevirmeliyiz."
diyerek konuşmasına devam eden Ramanlı, "Ben inanıyorum ki eğer kendimizi
biraz sıkarsak ve bu seçmeli derslerin seçilmesini 60 binden 6 milyona
çıkarırsak inanın bu seçmeli olan ders mecburi bir hale dönüşecektir. Bundan
dolayı Kürtçe eğitim de devletin ve hükümetin gündemine girecektir. Eğer bizler
buna sırtımızı dönersek inanın bizim dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz kimsenin
umurunda olmaz. Eğer bizler sahip çıkmazsak kimse sahip çıkmaz. Kimse bizim
adımıza gelip bizi kurtarmaz. Kendi kurtarıcımız bizleriz. Bizler de bu
paneller ve diğer etkinlikler ile istiyoruz ki bu şuuru artıralım." diye
belirtti.
Son 40 yıldır bölgede yaşanan çatışma ve kan ortamının
topluma zarar verdiğini belirten Ramanlı, bu ortamdan uzak durulması halinde
kimlik, dil ve kültür çalışmalarının daha güçlü bir şekilde yürütülebileceğini
belirterek, "Eğer bizler, kendimize ve dilimize sahip çıkmazsak, bu şuuru
artırmazsak, dost, akraba ve komşularımızla paylaşmazsak, artırmazsak ve teşvik
etmezsek bizler yerimizde sayacağız." dedi.
"Son iki yılda
HÜDA PAR'ın çalışmalarıyla seçmeli ders tercihleri 20-25 binden 60 bine
yükseldi"
son iki yılda anadil konusunda yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde seçmeli ders tercihlerinin 20-25 binden 60 bine
yükseldiğini aktaran Ramanlı, şunları kaydetti:
"Bizler hâlâ bile gücümüzü fazlasıyla bu işe
vermemişiz. Eğer verirsek bunun daha da ileriye gideceğine inanıyorum. Bu iş
sadece HÜDA PAR ve diğer STK'ların çalışmasıyla olacak iş de değildir. Yük,
hepimizin yüküdür. Bu yük bütün siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşların
yüküdür. Bizler milletimiz için hayırda öncülük edelim. Bizler istikrar ve
samimice bu işi devam ettirirsek Allah'ın izni ile bu tercihler milyonları
bulacaktır. Eğer bu milyonlara ulaşırsa devlet de hükümet de buna kulak tıkamayacaktır.
Allah'ın rızası için olan bir işte hayır ve bereket olacaktır."
Program, moderatörlüğünü Fatih Taş'ın yaptığı panel
oturumuyla devam etti. Panelde Eğitimci Hüdai Morsümbül, Ramazan Tekdemir ve
Doç. Dr. Mehmet Mekin Meçin konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Kurmanci ve
Zazaki'nin önemi üzerinde durulurken, dillerin tarihsel serüveni, kültürel
kimlik üzerindeki etkisi ve anadil hakkının toplumsal karşılığı çeşitli
yönleriyle ele alındı.




