Haber dosyasını indirin
İndir
Dini ve manevi değerlere hakarete daha caydırıcı cezalar verilmesi ve Türk Ceza Kanunu’na “Dini değerlere hakaret” başlıklı müstakil bir madde eklenmesi için Meclis’e kanun teklifimizi sunduk.
Milletvekillerimiz, dini değerleri aşağılayan, hakaret eden ya da hedef alan tutumlara karşı cezai yaptırımların artırılması ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na “Dini değerlere hakaret” başlıklı müstakil bir madde eklenmesi için TBMM’ye bir kanun teklifi sundu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan kanun teklifinde; Genel Başkanımız ve İstanbul Milletvekilimiz Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Gaziantep
Milletvekilimiz Şahzade Demir, Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı ve Mersin
Milletvekilimiz Faruk Dinç’in imzası bulunuyor.
Dini değerlere
hakaret ve saldırılar toplumsal barışı hedef alıyor
Kanun teklifinin genel gerekçesinde; din ve vicdan
özgürlüğünün Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığı
hatırlatılarak, dini değerlere yönelik hakaret ve saldırıların sadece bireyleri
değil, toplumsal barışı da hedef aldığı vurgusu yapıldı.
Dini değerlere
hakaret suçunun cezası caydırıcı olmaktan uzak
Dini değerlere hakaret suçları için öngörülen cezaların
caydırıcı olmaktan uzak olduğu belirtilen kanun teklifinin gerekçesinde, “Dini
ve manevi değerlerimizin bilinçli bir şekilde hedef alınarak aşağılanmaya ve
aşındırılmaya çalışılması, kişilerin inançları nedeniyle rencide edilmesi
yönündeki fiillerin artış göstermesi hem temel hakları korumasız bırakmakta hem
de toplumsal dokumuza ve kamu düzenine zarar vermektedir. Bu nedenle cezaların
caydırıcı olması gözetilmiştir.” ifadelerine yer verildi.
“Dini değerlere
hakaret” suçu Türk Ceza Kanunu’na eklenecek
Teklifin gerekçesinde, 5237 sayılı Kanuna eklenecek 216/A
maddesi ile “Dini değerlere hakaret” suçu ihdas edilmesi öngörüldüğü
belirtilerek, ”Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin alenen tezyif
ve tahkir edilmesi, bu değerlere sövülmesi suç olarak düzenlenmektedir. Bu suç
için caydırıcı cezalar öngörülerek kanunun diğer maddelerinde bu kapsama
girecek düzenlemeler tek madde altında toplanarak uyum sağlanmıştır.” denildi.
Temel hak ve
özgürlüklerin güçlendirilmesi amaçlanıyor
Kanun teklifi ile mevcut "kişinin hatırasına
hakaret" suçunun kapsamının genişletilmesi ve cezaların artırılması da
amaçlanıyor.
Kanun teklifinin gerekçesinde dini inanç ve değerlere
yönelik saldırı, hakaret ve aşağılamanın önlenerek temel hak ve özgürlüklerin
güçlendirilmesinin amaçlandığı vurgulandı.
Meclis’e
sunduğumuz dini değerlere hakaretin cezalandırılmasına ilişkin kanun teklifinin
tam metni şu şekilde:
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
BAŞKANLIĞINA
Türk
Ceza Kanununda ve Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.
Zekeriya
YAPICIOĞLU
HÜDA
PAR Genel Başkanı
İstanbul
Milletvekili
Şahzade DEMİR Faruk DİNÇ Serkan RAMANLI
Gaziantep Milletvekili Mersin Milletvekili Batman Milletvekili
GENEL
GEREKÇE
En temel haklardan olan din ve
vicdan özgürlüğü; Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İnsan Hakları
Evrensel Beyannamesi ve diğer uluslararası sözleşmelerle güvence altına
alınmıştır.
Anayasanın “Din ve vicdan hürriyeti”
başlıklı 24 üncü maddesi, "Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat
hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet,
dini ayin ve törenler serbesttir." hükmünü içermektedir. Dini inanç ve
duyguların yanı sıra dinin temel esasları, şiarları, hüküm ve ibadetleri ile
dince kutsal sayılan diğer değerler bu kapsamda değerlendirilmelidir. Söz
konusu değerler, inanç ve ibadet hürriyeti ile doğrudan ilişkili olup deyim
yerindeyse bu hürriyetin vücut bulmuş halidir, yansımasıdır.
Dini inanç ve değerler, bireysel
olarak kişiliğin temel unsurlarından birini teşkil ettiği gibi toplumsal olarak
da sosyal düzeni sağlayan ortak kültürel değerlerin başında gelmektedir.
Anayasa Mahkemesi de dini; bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı
anlama ve anlamlandırmada başvurulan temel kaynaklardan biri olarak görmekte ve
dinin toplumsal yaşamın şekillenmesindeki işlevine vurgu yapmaktadır. (Tuğba
Arslan, [GK], B.No: 2014/256, 25/6/2014, §§ 51, 52; İhsan Taş, B. No:
2014/11255, 21/11/2017, § 32)
Temel hak ve özgürlüklerin kabul edilip
hukuki metinlerde düzenlenmesi tek başına yeterli değildir. Bunların gerçek
anlamda teminat altına alınabilmesi için ihlallerden, saldırılardan ve dış
müdahalelerden korunmuş bir özgürlük alanının da oluşturulması gerekir. Aksi
halde tanınan hak ve özgürlüklerin amacına uygun kullanılması mümkün
olmayacaktır. Bu özgürlük alanını sağlayacak olan en etkili güç ise kamu
otoritesidir yani devlettir.
Anayasanın başlangıç kısmında
vatandaşların bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet
ilkesi gereğince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde
onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak
ve yetkisine doğuştan sahip olduğu belirtilmiş; beşinci maddesinde ise kişinin
temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri
kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.
Bu doğrultuda; bireysel ve toplumsal
değerlerin başında gelen dini inanç ve değerlerin saldırılara, hakaretlere ve
tacizlere karşı korunması, hukuk sisteminin en önemli amaçlarından olmalıdır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125
inci maddesinde kişiye dini inançları nedeniyle veya mensup olduğu dinin emir
ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı ya da mensup bulunduğu dine göre
kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret edilmesi; 216 ncı maddesinde ise
halkın bir kesiminin, din, mezhep, farklılığına dayanılarak aşağılanması veya
halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin aşağılanması suç olarak
düzenlenmiştir.
Dini değerlere hakaret suçları için
öngörülen cezalar caydırıcı olmaktan uzaktır. Dini ve manevi değerlerimizin
bilinçli bir şekilde hedef alınarak aşağılanmaya ve aşındırılmaya çalışılması,
kişilerin inançları nedeniyle rencide edilmesi yönündeki fiillerin artış
göstermesi hem temel hakları korumasız bırakmakta hem de toplumsal dokumuza ve
kamu düzenine zarar vermektedir. Bu nedenle cezaların caydırıcı olması
gözetilmiştir.
Ayrıca dini inanç ve değerleri
korumaya yönelik düzenlemelerin Kanunun farklı maddelerinde yer alması, yargı
kararlarında farklılıklara ve hatta çelişkilere sebep olmaktadır. Gerek halkın
gerekse bireyin dini değerlerinin tezyif ve tahkiri, kamu barışını bozucu
nitelikte olduğundan söz konusu değerlerin korunmasına yönelik suçun Türk Ceza
Kanununda ilgili bölümde müstakil bir maddede düzenlenmiştir. Bu minvalde;
dini, şahsiyetlerin hatırasına yönelik hakaret veya sövmenin de suç olarak
düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Teklifle; 5237 sayılı Kanuna eklenecek 216/A maddesi ile “Dini değerlere hakaret” suçu
ihdas edilmekte; halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin alenen tezyif
ve tahkir edilmesi, bu değerlere sövülmesi suç olarak düzenlenmektedir. Bu suç
için caydırıcı cezalar öngörülerek kanunun diğer maddelerinde bu kapsama
girecek düzenlemeler tek madde altında toplanarak uyum sağlanmıştır.
Kanunun 130 uncu maddesinde düzenlenen “Kişinin hatırasına
hakaret” suçu yeniden düzenlenerek hem suçun kapsamı genişletilmekte hem de
öngörülen cezalar arttırılmaktadır.
Caydırıcılığın sağlanması ve etkili
bir soruşturmanın yapılması için de CMK’da gerekli değişiklikler yapılmaktadır.
Böylece dini inanç ve değerlere
yönelik saldırı, hakaret ve aşağılamanın önlenerek temel hak ve özgürlüklerin
güçlendirilmesi amaçlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- 5237 sayılı
Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan düzenleme ile; aynı
kanunun 216/A maddesi ile ihdas edilecek “Dini değerlere hakaret” suçunun, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi
halinde, Türk kanunları uygulanarak yargılamanın yapılması amaçlanmaktadır.
MADDE 2- 5237 sayılı kanunun 216/A maddesi
ile ihdas edilecek olan “Dini değerlere hakaret” suçunda “mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı ya da mensup olduğu dine göre
kutsal sayılan değerlerden bahisle kişiye hakaret edilmesi” suç olarak
düzenlendiğinden Kanunun 125 inci maddesinde aynı hususlarla ilgili kısımlar
madde metninden çıkarılarak gerekli uyum sağlanmıştır.
MADDE 3- 5237 sayılı kanunun 130 uncu maddesinde
düzenlenen “Kişinin hatırasına hakaret” suçu
yeniden düzenlenmiş ve hem suçun kapsamı genişletilmiş hem de caydırıcılığın
sağlanması için öngörülen cezalar artırılmıştır.
İkinci fıkrada söz
konusu suçun dini inanç,
düşünce ve kanaatlerinden veya mensup olduğu dine göre kutsal sayılan
değerlerden bahisle işlenmesi halinde şikâyet şartı aranmaksızın verilecek
cezaların artırılması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ayrıca
hakaret veya sövme suçunun,
her türlü yazılı, görsel, işitsel, klasik veya dijital iletişim ve bilişim
vasıtasıyla işlenmesi hali nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
MADDE
4- Türk Ceza
Kanunu’nun Şerefe Karşı Suçlar bölümünde, kanuna eklenecek 216/A maddesi
ile “Dini değerlere hakaret” suçu ihdas edilmiştir. Halkın bir kesiminin
benimsediği dini değerlerin alenen tezyif ve tahkir edilmesi, bu değerlere
sövülmesi suç olarak düzenlenmiş ve bu suça caydırıcı cezalar öngörülmüştür.
MADDE 5- Türk Ceza Kanunu’nun 216/A maddesinde düzenlenen
suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/3 maddesi kapsamında etkili
şekilde soruşturulması hedeflenmektedir.
MADDE 6-Yürürlük maddesidir.
MADDE 7-Yürütme maddesidir.
5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNUNDA VE
5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 5237 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent
eklenmiş, diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
“g) Dini değerlere hakaret (madde 216/A)”
MADDE 2- 5237 sayılı Kanunun 125 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan “mensup olduğu dinin emir ve
yasaklarına uygun davranmasından” ibaresi madde metninden çıkarılmış, (c) bendi
yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 3- 5237 sayılı Kanunun 130 uncu
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde
130- (1) Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle
ihtilat ederek hakaret eden veya söven kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya
adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, yarı oranında
artırılır.
(2) Suçun kişinin dini inanç, düşünce
ve kanaatlerinden veya mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden
bahisle işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur.
(3) Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçun
her türlü yazılı, görsel, işitsel, klasik veya dijital iletişim ve bilişim
vasıtasıyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Bir ölünün kısmen veya tamamen
ceset veya kemiklerini alan veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici
fiillerde bulunan kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.”
MADDE 4- 5237 sayılı Kanun’un 216 ncı
maddesinin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve 216 ncı maddeden sonra
gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Dini değerlere hakaret
Madde 216/A-(1) Söz, fiil, tutum ve davranışlarıyla
ya da herhangi bir şekilde halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri
alenen tezyif ve tahkir eden veya bu değerlere söven kişi, fiili başka bir suç
oluştursa dahi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Dini inanç, düşünce ve
kanaatlerinden, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından
dolayı ya da mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle kişiye
hakaret edilmesi halinde de aynı cezaya hükmolunur.”
MADDE 5- 5271 sayılı Kanunun 100 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin dokuzuncu alt bendinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül
ettirilmiştir.
“10. Dini değerlere hakaret (madde 216/A)”
MADDE 6- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe
girer.
MADDE 7- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı
yürütür.





