Haber dosyasını indirin
İndir
Aile Başkanlığımızın Bursa’da düzenlediği ‘Son Kale: Aile’ konferansında aileyi korumak ve güçlendirmek adına birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekildi.
Aile Başkanlığımız Bursa’da ‘Son Kale: Aile’ konferansı düzenledi. Panelde, Genel İdare Kurulu Üyemiz Zehra Çiftçi açılış konuşması yaparken Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı ise selamlama konuşması gerçekleştirdi. Çiftçi, “Aileyi korumak ve güçlendirmek için el birliğiyle çalışmalıyız.” dedi.
Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferans, Kur’an-ı
Kerim tilavetiyle başladı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından kürsüye gelen
Çiftçi, ailenin ifsat edilmesine yönelik uygulamaların kaldırılması için birlikte
hareket edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
“Huzurun mekânı olması gereken yuvalarda
huzursuzlukların arttığına şahitlik ediyoruz”
Son bir yılda birçok ilde aile panelleri düzenleyerek aile
kurumunun içinde bulunduğu duruma dair çözümler sunduklarını belirten Çiftçi, “Aile
toplumun temel taşı olması hasebiyle, toplumu bir arada tutan tüm meziyetlerin
öğrenilebildiği tek yerdir. Aile yıkılırsa onun işlevini yerine getirebilecek
herhangi bir kurum yoktur. Ve yıkım sonrası geriye dönüş imkânsız denecek kadar
zordur. Dijitalleşen dünyada değişim ve dönüşümün yaşanması elbette
kaçınılmazdır. Ancak bu değişim karşısında her türlü saldırıya maruz kalan aile
kurumu, gün geçtikçe işlevini yitirmektedir. Her geçen gün boşanmaların
arttığına, aile içi ilişkilerin ve güvenin zayıfladığına, huzurun mekânı olması
gereken yuvalarda huzursuzlukların arttığına şahitlik etmekteyiz.” şeklinde
konuştu.
“Aile aleyhtarı
çalışmalar durdurulmadıkça aile kurumunu kurtarma adına atılan tüm adımlar
etkisiz olacak”
En basit anlaşmazlıkların dahi boşanma gerekçesi sayıldığını
ve bu durumun aile kurumunu olumsuz etkilediğini ifade eden Çiftçi, “Özellikle
gündüz kuşağı programlarının ve gayriahlaki yayınların, ahlaka, mahremiyete ve
aileye kurşun sıktığına hep beraber şahitlik etmekteyiz. Tüm ifsat projeleri
gözlerimizin önünde ve daha biz hayattayken gerçekleşiyor. Aile aleyhtarı
çalışmalar durdurulmadıkça aile kurumunu kurtarma ve yeniden ihya etme adına
atılan tüm adımların etkisiz olacağı inancındayız. Unutulmamalıdır ki
tahribatın etkisi ihya ve inşadan çok daha güçlü ve hızlıdır.” dedi.
“Aileyi korumak ve
güçlendirmek adına el birliğiyle çalışmak durumundayız”
“Aile; grafiklerle ya da istatistiksel verilerle korunmaz,
korunamaz.” diyen Çiftçi, şu ifadeleri kullandı: “Önce ifsada yönelik hangi
çalışmalar varsa onlara el atılmalı ve ortadan kaldırılmalıdır. Aile Bakanlığı
başta olmak üzere; devletin tüm kurumları, siyasi partiler, vakıflar, fertler
olarak aileyi korumak ve güçlendirmek için el birliğiyle çalışmak
durumundayız.”
“Aile, sadece kadının
koruması gereken bir müessese değildir”
Uzun bir süredir aile kurumu üzerinden oyunlar oynandığına
vurgu yapan Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı, “Dikkatinizi çektiyse
çoğunlukla da kadın üzerinden ailenin yıkılmasına gayret gösteriliyor. Aile
dendiğinde daha çok hanımefendiler aile üzerine titriyorlar. Ailenin korunması
gerektiğine erkeklerden çok daha fazla gayret gösteriyorlar. Bu konuya daha
fazla ehemmiyet gösteriyorlar. O halde evet çuvaldızı başkasına batıralım ama iğneyi
de gelin hep beraber erkekler olarak kendimize batıralım. Aile, sadece kadının
koruması gereken bir müessese değildir. Kadın ve erkeğin birlikte koruması
gereken bir müessesedir.” dedi.
“Hâlâ bütün
toplumları kontrol altına alabilmek için önlerinde büyük bir engel var: Aile”
Ailenin neden hedefte olduğu sorusunun cevabının çok
kıymetli olduğuna dikkat çeken Ramanlı, şöyle devam etti: “Siyasetimizi,
ticaretimizi, gençliğimizi, eğitimimizi, büyük ölçüde değerlerimizden yoksun
bıraktılar ama hâlâ bütün toplumları kontrol altına alabilmek için önlerinde
büyük bir engel var: Aile. Şayet aileyi de yıkmayı başarırlarsa sadece Türkiye
değil, sadece İslam dünyası da değil, yedi kıtanın bütün insanlarını onların
sevdiklerini sevmek, önerdiklerini giymek ve istedikleri gibi düşünmek mecburiyetinde
bırakacaklar. Bizler köklü bir kültürün ve medeniyetin insanlarıyız ve bu
medeniyetin taşıyıcısı da her zaman olduğu gibi ailedir. Aileyi bizim gözümüz
gibi korumamız gerekirken maalesef ne kurulan aileleri ayakta tutma konusunda
ciddi bir irade sergiliyoruz ne de yeni aileler kurulması konusunda da ciddi
bir çabamız var. Helale giden yolları tıkayıp çıkmaza dönüştüren, harama giden
yollarıysa otobana çeviren bir toplumun başarılı olma şansı yoktur.”
“Alışkanlıklarımız
değişse de özünde aile demek, şefkat demektir”
Gençlerin kendi yuvalarını kurma konusunda herkesin yardımcı
olması gerektiğini ifade eden Ramanlı, “Toplumdan topluma, yöreden yöreye
davranış kalıplarımız, alışkanlıklarımız
değişse de özünde aile demek, şefkat demek, sevgi demek, bağlılık demektir.
Birileri ‘aile kadının mezarıdır’ demişti. Eğer siz, şefkatin yerine adaveti,
sevginin yerine nefreti, dayanışmanın yerine rekabeti, sadakatin yerine ihaneti
yerleştirirseniz aile, kadının da erkeğin de çocuğun da mezarı olur. Şefkatin,
merhametin, sadakatin, dayanışmanın da kaynağı Kur'an'dır, sünnettir,
Rabbimizin çizdiği çerçevedir. Bu çerçeveye uymak da hepimizin sorumluluğudur.”
değerlendirmesinde bulundu.
“Kadın sosyal
hayatta, siyasal hayatta, kültürel hayatta yoksa erkek de eksiktir”
“Aileyi kadın üzerinden yıkmaya çalışan o melun zihniyete
inat bizlerin de erkekler olarak kadınlara hak ettiği değeri vermemiz
gerekiyor.” diyen Ramanlı, şu ifadeleri kullandı: “Ailenin sorumluluğu sadece
kadının omuzlarında bir yük olarak kalmamalı. Evet, erkekler çoğunlukla ailenin
geçimini üstlenmiş durumdalar. Ama geri kalan bütün sorumluluklar sadece
kadının sorumluluğu değildir. Çocuğu büyütmek, çocuğa terbiye vermek, çocuğu
geleceğe hazırlamak sadece kadının sorumluluğu değildir. Bizim de erkekler olarak
hanımlarımıza kol-kanat germek onlara yardımcı olmak gibi bir mecburiyetimiz
var. Emin olun kadın sosyal hayatta, siyasal hayatta, kültürel hayatta yoksa
erkek de eksiktir. Elbette kadınları emperyalist kapitalist düzenin emek
sömüren çarkında ezmek isteyen bir zihniyet var. Bunun farkındayız ama
ideallerini gerçekleştirmek isteyen, sosyal hayatta var olmak isteyen bütün o sorumluluklarının
üzerine bir de bu sorumlulukları eklemek isteyen hanımefendilere bizim ön açıcı
olmamız gerekiyor. Kadın sadece emeğiyle değil iradesiyle de duygusuyla da
fikriyle de bize ortaktır.”
Açılış ve selamlama konuşmalarının ardından Dr. Öğretim
Üyesi Mücahit Gültekin, aileyi tahrip eden uygulamalar hakkında bir sunum
yaptı. Sunumun ardından konferans, hediye takdimiyle sona erdi.




