Haber dosyasını indirin
İndir
Aile Başkanımız Aynur Sülün, kadınların mahremiyet hassasiyetleri nedeniyle tedavilerini ertelemek zorunda kaldıklarına dikkat çekerek, tamamı kadın personel ve doktorlardan oluşan "Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastaneleri"nin kurulması çağrısında bulundu.
Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorlukların kadınların fıtratına ve mahremiyetine uygun olmayan ortamlardan kaynaklandığına vurgu yapan Aile Başkanımız Aynur Sülün, toplumun temel taşı olan ailenin ve nesil emniyetinin korunması adına yetkilileri adım atmaya davet etti.
"Mahremiyet
endişesi tedavilerin aksamasına ve hastalıkların ilerlemesine neden
oluyor"
Birçok kadının sağlık problemi yaşamasına rağmen mahremiyet
kaygısıyla hastaneye gitmekten imtina ettiğini belirten Sülün,
"Kadınlarımızın birçoğu, sağlık problemleri olmasına rağmen, mahremiyet
kaygısı sebebiyle, tedavi olmayı ertelemekte ya da hastaneye gitmeme yolunu
tercih etmektedir. Tedavisi ertelenen hastalıklar ise zamanla daha ağır
vakalara dönüşmekte, bazen de tedavisi mümkün olmayan sağlık sorunlarına yol
açabilmektedir." ifadelerini kullandı.
Muayene aşamasında karşılaşılan tablonun kadınlar üzerinde
oluşturduğu psikolojik etkiye de değinen Sülün, "Erkek doktor ve erkek bir
personelle karşılaşma durumunda birçok kadında oluşan utanma, çekinme, kaygı
durumları tedavi sürecini olumsuz yönde etkilemekte, bazen başlayan tedavi
sürecinin yarım bırakılmasına dahi neden olabilmektedir." dedi.
"Erkek personel
korkusu anneyi kâbusa sürüklüyor"
Doğum anının kadın için son derece mahrem ve zorlu bir süreç
olduğuna işaret eden Sülün, şunları kaydetti:
"Bilimsel veriler göz önünde bulundurulduğunda bu zorlu
sürecin kendi doğal seyrinde gerçekleşmesinde; ortamın kadın için güvenilir,
mahremiyetini koruyabileceği ve kaygı vermeyen bir ortam olmasının önemi
büyüktür. Doğumun gerçekleştiği ortama her an bir erkek personelin girme
kaygısı, doğum sancısı çeken annenin bu zorlu sürecini kâbusa dönüştürmekte,
doğumun seyrini olumsuz yönde etkilemektedir."
"Zorunlu
sezaryen tercihi nüfus hızını düşürüyor"
Sezaryen oranlarındaki artışın ve azalan doğum oranlarının
ardındaki mahremiyet gerçeğine dikkat çeken Sülün, "Bazı anne adayları,
doğum için özel bir hastanede kadın doktorla anlaşmakta; erkek personelle
karşılaşmama sözü alarak sezaryen doğumu tercih etmek zorunda kalmaktadır. Bu
zorunlu tercih, nüfus hızının 1.48’lere kadar düşmesinde önemli etkenler
arasındadır." tespitinde bulundu.
“Tıp fakültesi mezunu
olan genç kızlar, kadın doğum bölümlerine teşvik edilmeli”
Kadınların, mahremiyetlerini koruyabilecekleri ve kendilerini güvende hissedebilecekleri ortamlarda sağlık hizmeti almasının en temel fıtri hakkı olduğunun altını çizen Sülün, "Kadınların bu hakkı elde edebilmeleri için, tamamı kadın personel ve doktorlardan oluşan kadın hastalıkları ve doğum hastaneleri kurulmalıdır. Çeşitli ülkelerde örnek uygulaması bulunan bu hastanelerde yeteri kadar kadın doktorun istihdam edilebilmesi için; tıp fakültesi mezunu olan genç kızlar, uzmanlık alanı olarak kadın doğum bölümlerine teşvik edilmeli ve kendilerine öncelik verecek düzenlemeler yapılmalıdır." çağrısında bulundu.
Sülün, açıklamasını "Kadınları fıtri haklarına
kavuşturacak, onları sömürüden koruyacak her adım değerlidir." sözleriyle
sona erdirdi.




