Haftalık Gündem Değerlendirmemiz-16 Haziran 2025

SİYONİST TERÖR REJİMİNİN İRAN’A YÖNELİK SALDIRISI

Siyonist terör rejimi; ABD, İngiltere ve Fransa gibi emperyalist devletlerin yanı sıra bölgemizdeki bazı kukla yönetimlerin lojistik desteğiyle İran’a yönelik saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Uluslararası hukuku hiçe sayan siyonist terör rejimi, gözü dönmüş bir saldırganlıkla bölgemizi yeni bir savaş ve felaket sarmalına sürüklemek istemektedir. Bu pervasız saldırılar, sadece İran’a değil, tüm bölge halklarına ve dünya barışına yönelik açık bir tehdittir.

Gazze'de aylardır süren soykırım, Yemen, Suriye ve Lübnan’da devam eden siyonist terör saldırılarıyla birlikte bugün İran’a uzanan bu vahşi saldırı zinciri, siyonist rejimin sözde “Vadedilmiş Topraklar” saplantısının ve küresel hegemonyanın kanlı bir yansımasıdır. Uluslararası toplum sessiz kaldıkça bu saldırganlık sınır tanımayacak; işgal ve zulüm dalgası bölgeden tüm dünyaya yayılacaktır.

Siyonizm, sadece bölgemiz için değil, tüm insanlık için bir güvenlik sorunudur. Bu sapkın ideolojinin beslediği siyonist terör rejimi, bölgesel barış ve istikrarın önündeki en büyük engel, dünya barışına ise en yakın ve en büyük tehdittir. Siyonist terör rejimi, saldırgan ve hukuk tanımaz pratiğiyle bölgemizi ve tüm dünyayı uçurumun kenarına sürüklemektedir. Bu nedenle bu habis yapı etkisiz hale getirilmedikçe insanlık kalıcı bir huzura kavuşamayacaktır.

Bölge ülkeleri, sıranın kendilerine gelmesini beklemeden artık ayağa kalkmalı; siyonist ve emperyalist bloka karşı ortak bir cephe oluşturmalıdır. Bu haydutluğa ve teröre karşı güçlü ve caydırıcı bir irade ortaya koyarak siyonist rejimin bölgeyi kana ve ateşe boğan saldırganlığına “dur” demelidir.

Bu vesileyle İran’a yönelik düzenlenen bu hain ve provokatif saldırıyı en güçlü şekilde lanetliyor; şehit olan kardeşlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, dost ve kardeş İran halkına başsağlığı ve sabır diliyoruz.

 

KÜRESEL GAZZE YÜRÜYÜŞÜ

Kuzey Afrika ülkelerinin öncülük ettiği ve ümmetin vicdanını harekete geçiren Küresel Gazze Yürüyüşü; mazlum Filistin halkının sesi olmak, siyonist barbarlığa karşı insanlığın onurlu duruşunu sergilemek adına tarihi bir adımdır. Bu onurlu yürüyüşü selamlıyor, kapsamının daha da genişletilerek tüm bölge ülkelerinin parlamento ve halk temsilcilerinin de katılımıyla güçlendirilmesini destekliyoruz.

Bu yürüyüş, artık bir çığa dönüşmeli, sınırları aşmalı ve ümmetin ortak iradesini dünyaya haykırmalıdır. Siyonist işgal rejimi ve işbirlikçi yöneticiler, bu akını durdurmaya cesaret edememeli, etmeye kalkışanlar ise hesap vermelidir.

Mısır başta olmak üzere bazı ülkelerde yürüyüşe destek veren aktivistlerin tutuklanması ve yürüyüşün engellenmesi asla kabul edilemez. Bu tür baskılar, yalnızca işgalcilerin ve zalimlerin yanında saf tutmak anlamına gelmektedir. Tarifsiz zulümlerle insanlığın düşmanı olduğunu tekraren ispat eden soykırımcı siyonist katillere aktif veya pasif bir şekilde destek verenler, bunun hesabını vermekten ve er ya da geç bedelini ödemekten kurtulamayacaklarını bilmelidirler.

SEMBOL ŞAHSİYETLERİN AŞAĞILANMASI KABUL EDİLEMEZ!

Silahın bırakılması konusunda muhatap alınan kişi ya da kişilerin kendileri için oluşturulan alanı istismar ederek Kürt toplumuna, geleneğine, aile yapısına yönelik hakaretleri, müktesebatlarının sığlığı ile kirli ve sorunlu zihin yapısını ortaya koymuştur.

Halkın inanç ve kültür değerlerine savaş açan, ırkçı ve asimilasyoncu politikalarla yıllarca kardeş gibi yaşayan toplumu kutuplaştıran, bir kısmını ötekileştiren ve aşağılayan baskıcı rejime karşı, dönemin argümanlarıyla karşı duran ve Kürt hissiyatında önemli yere sahip olan isimlere yönelik aşağılayıcı ifadelerin kullanılması, sembol şahsiyetleri değil sadece sözü söyleyeni alçaltır. Yıllarca bedel ödemiş aileleri, batıdan devşirilmiş sözcükler kullanarak ihanetle beraber zikretmek, kendi yüzüne ayna tutmamayı, çeyrek asırdır yaşananlar karşısında kamuoyunu kör ve sağır olarak görmeyi ifade eder sadece.

Silahlı vesayetin sona ermesi, toplumun her kesiminin beklentisidir ve bu durum heyecanla karşılanmaktadır. Ancak açılan alan ile silah sonrası dönemde, özellikle Kürt toplumunu kültürel yozlaşmaya tabi tutma, inanç ve tarih değerlerinden uzaklaştırma amaçlı projelerin devreye sokulmak istendiği dikkat çekmektedir. Aile yapısının tahrip edilmesi, sembol tarihî şahsiyetlerin yerine güç odaklarına hizmet etmeyi önceleyen kişilerin öne çıkarılması, yeniden tesis edilmeye çalışılan kardeşlik ikliminin faal ve görünür olmasını engelleyecektir.

Sorunun çözümü, yeni lider kültlerinin oluşturulmasında değildir.  Kemalizm’in Türkçesinden sonra Kürtçesinin alana sürülmesi, doksan yıllık huzursuzluğun şekil değiştirerek devam etmesine neden olacaktır.

Kürt meselesi, “Terörsüz Türkiye” sürecinden ayrı tutularak herhangi bir ön şarta bağlanmadan adalet temelinde çözülmelidir. Sorunun bir daha nüksetmemesi için başta anayasal düzenlemeler olmak üzere atılacak adımlar belirlenmeli ve harekete geçilmelidir.

İÇ BORÇTA FAİZ YÜKÜ: BİR SİSTEMİN İFLASI

2024’te iç borç ödemeleri içinde faizin payı %57,3 iken, 2025’in ilk çeyreğinde bu oran rekor seviye olan %74,7’ye yükselmiştir. Devlet, bu dönemde 117 milyar TL ana para öderken, 346,4 milyar TL faiz ödemiştir.

Bu durum, faizin ana paraya oranla neredeyse üç katına çıktığını ve her dört liralık borç ödemesinin üçünün faizcilere gittiğini göstermektedir. Bu tablo, faize dayalı ekonomi sisteminin, millete dayattığı sömürü düzeninin hazin bir sonucudur.

Uygulanan ekonomi politikaları faizleri düşürmek bir yana, artırmış ve kamu bütçesini faiz kıskacına mahkûm etmiştir. “Rasyonelleşme” adıyla yürürlüğe konulan yeni politikalar da borç-faiz döngüsünü kırmak yerine daha da derinleştirmiştir. Bu düzenin kaybedeni millet, kazananı faiz lobileridir.

HÜDA PAR olarak; üretime, adil paylaşıma ve kamunun kaynaklarını faize değil, toplumsal refaha ayıran faizsiz bir finans sistemini savunuyoruz. Türkiye’nin ekonomik olarak gelişmesi faizle değil, faizi tamamen terk etmekle mümkündür.

2025 KURAKLIĞI AFET BOYUTUNDA: BÖLGE DESTEK BEKLİYOR

2025 yılı itibarıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi, çok ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Batman ve Şanlıurfa illerinde yağışlar mevsim normallerinin çok altında kalmış; bu durum, bölgedeki tarımı ve hayvancılığı derinden etkilemiştir.

Bu illerde buğday, arpa ve mercimek gibi temel tarım ürünlerinin gelişimi neredeyse durmuş, birçok köyde tarlalardaki ekinler başak bile verememiştir. Ekinlerin boyu yalnızca 10-15 santimetreye kadar ulaşabilmiş, bu nedenle biçerdöverlerle hasat yapılamamış ve ürünler tarlada kuruyarak hayvan yemi olarak bırakılmıştır.

Zaten yüksek olan tarımsal üretim maliyetleri nedeniyle çiftçiler, mazot, gübre ve tohum gibi girdileri borçla temin etmişti. Ancak ürün alamadıkları için borçlarını da ödeyemez duruma düşmüşlerdir. Birçok aile geçimini sürdüremez hale gelmiştir.

Kuraklığın sadece bu yılla sınırlı kalmayacağı, toprağın verimliliğini önümüzdeki yıllarda da düşüreceği, konunun uzmanları tarafından dile getirilmektedir. Bu tablo, bölgede hem tarım hem de hayvancılıkla geçinen kesimlerin büyük bir ekonomik zararla karşı karşıya kaldığını göstermektedir.

Bu nedenle, söz konusu illerin “Afet Bölgesi” ilan edilmesi, yaşanan afetin etkilerinin azaltılması açısından hayati önemdedir. Böyle bir ilanla birlikte çiftçilere borç ertelemesi sağlanabilecek, hibe destekleri verilebilecek, yem yardımı yapılabilecek ve sulama yatırımları hızlandırılabilecektir.

SINAV MARATONU

Hayat, imtihan ve sınav serüveniyle devam eden bir hakikattir. Uzun bir maratondan sonra sınava girecek olan öğrencilerimizi de telaşlı bir heyecan sarmış durumda.

15 Haziran Pazar günü gerçekleştirilen Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki merkezi sınava toplamda 1 milyonu aşkın öğrenci katıldı. 21-22 Haziran’da yapılacak olan YKS oturumlarına da 2 milyon 560 bin civarında öğrencimizin katılması bekleniyor. Yoğun bir tempoda geçen sınav hazırlıklarında, özellikle ebeveynlerin destek ve fedakârlıkları göz ardı edilemez. Sınava katılacak çocuklarının her şeyden daha kıymetli olduğunu ve olumsuz sonuçları çok da problem etmemeleri gerektiğini bilmelidirler.

“İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” ilahi fermanı bizim için bir referans ve projeksiyondur. 

Bu uzun maratonda, özellikle öğrencilere desteklerini esirgemeyen öğretmen ve idarecilerimize de teşekkür ederiz.

Sınav öncesi, sınav esnası ve sınavdan sonra öğrencilerimizin dikkat etmeleri gereken hususlarda, özellikle rehber öğretmen ve uzman isimleri dinlemelerini tavsiye ederiz.

Sınava girecek olan gençlerimize başarılar diler, hayırlı evlatlar olarak yetişmelerini temenni ederiz.

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.