Haftalık Gündem Değerlendirmemiz-15 Ekim 2025

KÖY BOŞALTMALARINDAN KAYNAKLANAN MAĞDURİYETLER GİDERİLMELİDİR

1990’lı yıllarda yaşanan terör ve çatışmalı süreçte Doğu ve Güneydoğu’da binlerce köy boşaltılmış, birçok köy yakılmış, on binlerce insan yerinden yurdundan edilmiştir. Aradan otuz yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, bu zorunlu göçlerin doğurduğu mağduriyetler tam anlamıyla giderilememiştir.

Devletin en temel görevi, vatandaşına karşı işlenen haksızlıkları telafi etmek, mağduriyetleri gidermek ve adaleti tesis etmektir. Ancak köy boşaltmalarına ilişkin zararların tazmininde bir dizi eksiklikler hâlâ sürmektedir. Bu minvalde bir kısım davalar yıllardır sonuçlandırılmamış, karara bağlananların ise tazminatları “ödenek yokluğu” gerekçesiyle bekletilmiştir. Bu durum, adaletin gecikmesi değil, fiilen engellenmesidir.

Köy boşaltmalarından kaynaklı tüm zararlar eksiksiz biçimde tazmin edilmeli, sürüncemede bırakılan davalar bir an önce sonuçlandırılmalı, ödemeler gecikmeden yapılmalıdır. Ayrıca köylerine dönmek isteyen vatandaşlar için kalıcı dönüş programları güçlendirilmeli, ekonomik ve sosyal destekler artırılmalıdır.

Bu yönde atılacak adımlar, yalnızca geçmişin yaralarını sarmakla kalmayacak, aynı zamanda yürütülmekte olan Millî Dayanışma ve Kardeşlik Projesini güçlendirerek kalıcı bir toplumsal barışın tesisine de vesile olacaktır.

 

ÇİFTE VATANDAŞLIK YASA TEKLİFİMİZ VE İMZA KAMPANYASI

 

Siyonist terör rejiminin Gazze’de gerçekleştirdiği planlı soykırım, siyonizmi dünya halklarının vicdanında mahkûm ederken; farklı ülkelerde yaşayan siyonistlerin bu vahşetteki rolleri nedeniyle bazı devletler, geri dönen katiller hakkında soruşturmalar başlatmaktadır.

 

Otuza yakın ülkeden gönüllü olarak gidip soykırım suçlarında rol alan sözde askerler var. Belçika, Fransa, Brezilya, Hollanda, Sri Lanka gibi bazı ülkeler, geri dönen veya kendi topraklarına seyahat eden ve soykırım suçuna iştirak ettiklerinden şüphelenilen siyonistler hakkında soruşturmalar açmaktadır. Bu tür durumlara karşı siyonist rejim, işgal toprakları dışına çıkacak askerler için uyarılarda bulunmuş; karşılaşabilecekleri hukuki süreçlere karşı nasıl davranmaları gerektiğine dair kılavuzlar yayınlamıştır.

 

Türkiye’de yaşayan ve çifte vatandaşlık sahibi olan bazı siyonistlerin de Gazze’deki soykırım suçlarına katıldıkları bilinmektedir. Kesin sayı bilinmese de medyaya yansıyan haberlere göre bu türden kişilerin sayısı dört bin civarındadır. Kaldı ki çifte vatandaşlık statüsünde olup katliamlarda rol alanların bazıları, kişisel sosyal medya hesaplarından da kendi durumlarını paylaşmışlardır.

 

 

Öte yandan SUMUD Filosu kapsamında Gazze’ye giderken uluslararası sularda terör rejimince rehin alınan Türkiye vatandaşlarının tanıklıkları da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup terör rejimi saflarında yer alan katillerin varlığını gözler önüne sermiştir.

 

Sayıları hususunda ihtilaf olsa da çifte vatandaş statüsünde olup Gazze’de işlenen soykırım ve insanlık suçlarına iştirak edenlerin varlığı konusunda şüphe yoktur.

 

Bu durumda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup katillerin safında bebek, çocuk, erkek, kadın ayırt etmeksizin soykırım ve insanlık suçuna iştirak edenler hakkında gerekli soruşturmaları açıp yargılamak, Türkiye’nin ve dolayısıyla vicdan sahibi herkesin sorumluluğudur. Bu aynı zamanda hem Filistinli soykırım kurbanlarına hem de insanlığa karşı bir vefa borcudur.

 

Bilindiği üzere soykırım suçuna iştirak edenlerin Türkiye’de yargılanıp cezalandırılması, yargıdan kaçan çifte vatandaşların vatandaşlıktan çıkarılarak mal varlıklarına el konulmasını öngören bir kanun teklifi hazırlayıp 28 Aralık 2023’te TBMM Başkanlığına sunmuştuk. TBMM Genel Kurulu gündeminde 158 sıra sayısıyla görüşülmeyi bekleyen kanun teklifimiz ne yazık ki bugüne kadar görüşülmemiştir.

 

Kaldı ki çifte vatandaş olup siyonist rejim saflarında soykırım ve insanlık suçlarına katılanların bir kısmı Türkiye’de yaşamaktadır. Bunlar normal zamanlarda bile siyonist rejimin sözde ordusuna katıldıklarında "askeri eğitimlerin" yanı sıra siyonizm temelli ideolojik eğitimlerden de geçmektedir. "Askeri" ve siyonist ideolojik eğitimlerden geçirilmiş olan bu siyonistlerin varlığı, Türkiye açısından ne denli bir güvenlik zafiyeti ve sorun oluşturacağını tahmin etmek güç değildir. Nitekim siyonist rejimin, İran’a saldırısı esnasında MOSSAD bağlantılı yerel hücrelerin ortaya çıkan yıkıcı faaliyetleri, çifte vatandaşlığa sahip Türkiye’deki siyonistlerin kritik zamanlarda oluşturacakları muhtemel tehdidin boyutlarını ele vermesi açısından önemlidir.

 

Bu bağlamda hükümete, yerli gibi görünen siyonizm bağlantılı kişi ve gruplar konusunda dikkatli olması ve soykırım suçlarına karışmış katillerle ilgili derhal harekete geçmesi çağrısında bulunuyoruz.

 

TBMM Başkanlığı ve Meclis’te temsil edilen siyasi partiler de Genel Kurul gündeminde bulunan ve 1,5 yılı aşkın süredir görüşülmeyi bekleyen kanun teklifimizle ilgili zaman kaybetmeden harekete geçerek inisiyatif almalı ve yargılamaların önündeki engeller kaldırılmalıdır.

 

Ayrıca soykırıma iştirak etmiş katillerin yargılanmasına imkân tanıyacak teklifimizin kanunlaşması için tüm halkımızı da bu yönde başlatmış olduğumuz imza kampanyasına destek vermeye davet ediyoruz.

 

imza.hudapar.org linkini tıklayarak imza kampanyasına katılmamız, soykırım faillerinin serbestçe aramızda dolaşmalarına karşı bir itiraz ve hunharca katledilen masum insanlara karşı bir vefa göstergesi olacaktır.

 

 

ELEKTRİK HİZMETİNDE ÖZELLEŞTİRMENİN BEDELİ: ADALET VE DENETİM EKSİKLİĞİ

Son dönemlerde özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bazı illerinde artan elektrik kesintileri ve birçok aboneye kesilen ağır para cezaları, elektrik dağıtım hizmetinin özelleştirilmesi konusunun yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Söz konusu kesintilerin sıklığı ve süresi, özellikle altyapı yetersizliklerini ve plansız yatırımları gözler önüne sermektedir.  Halkın temel ihtiyaçlarından biri olan bu hizmetin, tamamen kâr odaklı özel şirketlerin eline bırakılması, vatandaşın mağduriyetini derinleştirmektedir.

Arızalara zamanında müdahale edilmemesi, altyapıya yeterli yatırım yapılmaması ve vatandaşlara yazılan haksız cezalar, sistemin denetimsizliğini ortaya koymaktadır.

Elektrik gibi stratejik bir alanda özelleştirmenin doğru işlemesi için devletin denetim mekanizmalarını etkin bir şekilde işletmesi, hizmet kalitesini ve fiyat istikrarını güvence altına alması şarttır. Ayrıca bölgesel eşitsizlikleri gidermeye yönelik kamu yatırımları artırılmalı, özel sektörün de sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmesi sağlanmalıdır.

 

UYUŞTURUCU KULLANIMININ YAYGINLAŞMASI VE OLUMSUZ ETKİLERİ

Son yıllarda ülkemizde gençleri zehirleyen, aileye ve topluma büyük zararlar veren uyuşturucu kullanımı artış göstermektedir. Türkiye'de son bir yılda 150'nin üzerinde kişi uyuşturucudan, 145 kişi ise uyuşturucuya bağlı kazalardan dolayı hayatını kaybetmiştir. Öte yandan madde bağımlılığı, boşanmalardaki artışta da önemli bir etken hâline gelmiştir.

Toplumda hızla artan, büyük tahribatlara ve yıkıma sebebiyet veren, gençleri uyuşturucu tuzağına düşüren nedenler araştırılmalı ve buna yönelik tedbirler geliştirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki kötülük, bulunduğu her yeri etkiler ve bulaşıcı bir hastalık gibi tüm toplumu etkisi altına alır. Kötülükle mücadelede işe önleyici ve koruyucu tedbirlerden başlanmalıdır.   

Uyuşturucu gibi toplumun yapısını zehirleyen tehditlerde, erken müdahale hayati önem taşımaktadır.

Ayrıca her bağımlının, zamanla madde temin edebilmek için potansiyel bir satıcıya dönüşme riski göz önüne alındığında, tehlikenin ulaştığı boyut daha net görülecektir.

Gençleri madde bağımlılığına sürükleyen temel sebeplere bakıldığında aile içi iletişimsizlik, manevi değerlerin zayıflaması, kötü arkadaş çevresi ve medya organlarındaki özendirici içerikler dikkat çekmektedir.

Konserler aracılığıyla, uyuşturucu ve alkol bağımlısı sözde sanatçıların gençlerin karşısında rol model olarak çıkartılması madde bağımlılığına teşvik eden ve özendiren sebepler arasındadır.  

Ne yazık ki ülkemizde sanat, gençleri bağımlılığa sürükleyen, onları köklerinden ve değerlerinden uzaklaştıran bir araca dönüştürülmüştür. Bu noktada, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlar, gençlere yönelik düzenlenecek konser ve festival gibi etkinlikleri, onları zararlı alışkanlıklardan koruyacak şekilde planlamalıdır.

Unutulmamalıdır ki gençlik, toplumun geleceğidir. Onların sağlıklı, bilinçli ve değerlerine bağlı olarak yetişmesi, hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

GAZZE ATEŞKESİ

Gazze’de sağlanan ateşkes; Filistin direniş gruplarının iki yıldır devam eden kararlı mücadelesinin, işgal rejiminin yaptığı soykırıma rağmen Gazze halkının gösterdiği sabır ve direncin zaferidir. Bu gelişme, direnişin ve halkın iradesinin kırılmadığını tüm dünyaya göstermiştir. Ancak asıl mücadele şimdi başlamaktadır.

Siyonist terör rejimi, dünyanın birçok ülkesinden aldığı yoğun askeri destek ve teknolojik üstünlüğe rağmen, Gazze halkını abluka ve açlıkla teslim almaya çalışsa da başarısız olmuştur. Ne bombalar ne de tecrit politikaları Gazze’yi dize getirebilmiştir. Fakat ateşkes sonrasında askeri yollarla ulaşamadıkları hedefleri siyasi oyunlarla elde etme çabası devreye sokulmak istenmektedir.

İki yıldır süren soykırımın baş finansörü olan ABD’nin, “barış planı” adı altında dayattığı Gazze planında garantör olarak konumlanan Türkiye, Katar ve Mısır’a büyük bir sorumluluk düşmektedir. Bu ülkeler, Gazze’nin ve genel olarak Filistin halkının menfaatlerini tavizsiz biçimde savunmalıdır. Gazze’yi direnişten arındırma girişimlerine kesinlikle geçit verilmemelidir.

ABD ve siyonist rejimin, Filistinlileri Gazze yönetiminde sembolik bir konuma itme planı kabul edilemez. Filistin direnişinin Gazze’den çıkarılması; sahada başarısız olan işgalcilerin masada ödüllendirilmesi anlamına gelir.

Müzakerelerin ikinci aşamasında garantör ülkelerin kararlı ve ilkeli tutumu belirleyici olacaktır. HAMAS ve diğer direniş unsurlarına yönelik her türlü baskıya karşı, İslam dünyası ve vicdan sahibi tüm insanlar daha önce hiç olmadığı kadar birlik ve dayanışma içinde olmalıdır.

 

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.