Haftalık Gündem Değerlendirmemiz-25 Ağustos 2025

MALAZGİRT ZAFERİ

Bu yıl ortak tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 26 Ağustos 1071 MALAZGİRT ZAFERİ’nin 954. Yıldönümünü idrak ediyoruz.

Malazgirt Zaferi, tarihin en kritik dönemlerinde ümmet bilinciyle hareket eden Müslüman toplulukların ne denli başarılara imza atabileceklerini dost düşman herkese göstermiş olmaları açısından önemlidir.

O gün emperyal bir güç olarak ortalığı kasıp kavuran Roma İmparatorluğu’nun; Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla ve diğer unsurlarıyla bir araya gelmiş Müslümanlara karşı tarihsel bir hezimet yaşayıp gerileme sürecine girdiği tarihî bir gündür.

Bu coğrafyanın kadim bir tarihi, tarihin şahitlik ettiği şanlı bir medeniyeti ve kardeşlik ilişkilerini inanç temelinde şekillendiren ortak vatanda birlikte yaşama tecrübesi vardır.

Bin yıldır bizi bu ortak vatanda bir ve beraber kılan bir kardeşlik zeminimiz vardır: O da ortak inançtır. Bu ortak inancın gereği ise kardeşlik ve dayanışmadır. Aynı dayanışma duyguları dönemin “Ehl-i Salîb”i olan Roma İmparatorluğu için de geçerlidir. Geniş bir coğrafyada Müslim – Gayrimüslim mücadelesi yaşanırken, bu mücadelelerde bazı dönüm noktaları yaşanmıştır. Örneğin tarih kaynaklarında Sultan Alparslan’ın 20-25 bin kişilik ordusuna 10 bin Müslüman Kürt savaşçı katılırken, Selçuklu’nun merkezini hedef alan Romen Diyojen’in ordusunda 15 bin gayrimüslim Türk yer almıştır. Bu örnek bile dönemin değer yargılarının hangi zeminde ve hangi fikriyat ekseninde şekillendiğini göstermektedir.

Elbette amacımız burada Türk ile Kürt'ü yarıştırmak değildir. Ancak deli gömleği misali Müslüman millete dayatılan Batılılaşma serüveni, ortak inanç ve birlikte yaşama kültürümüzü baltaladı. Kavmî aidiyetler kutsandı, kardeşlik hukuku ötelendi, zedelendi. Kardeşçe yaşanan ortak tarihimize, özellikle son yüzyıllık süreçte uygulanan karartma ve ardından devreye konulan uyduruk, ırkçı ve ötekileştirici tarih anlayışı farklı etnik kökenlerden gelen kardeşleri birbirine düşürdü. Yeni uyduruk tarih, Malazgirt’te olduğu gibi Çanakkale’de de ortak idealler uğruna omuz omuza çarpışan Müslüman halkları birbirine silah çekecek noktaya getirdi.

Kardeşlik ve dayanışma duygularını yeniden yeşertmek, ortak tarih ve medeniyet değerlerimizi uyduruk tarihin kindar retoriklerinden kurtarıp arındırmak, bugün için Türkler ve Kürtler olarak hepimizin görevidir.

Malazgirt ve Çanakkale ruhunu ihya etmek, ötekileştirmeyi marifet veya vatanseverlik sanan zavallıların zihinsel sefaletini ifşa edecektir. Kürt’ü, Arap’ı, Çerkez’i ve diğer etnik unsurları yok sayan ceberut anlayışın arkasına gizlendiği sahte maskeleri indirmek hepimizin görevidir. Tarih, medeniyet, kardeşlik ve ortak vatanda birlikte kardeşçe yaşama kültürümüze sahip çıkarsak kutuplaştırma siyasetinden ekmek yiyen siyaset bezirganlarının ve terör baronlarının gerçek yüzünü ifşa etmiş olacağız.

Malazgirt ruhunu ihya etmek; bu topraklarda birlikte kan, ter ve gözyaşı dökmüş tüm unsurların varlığını kabul, kardeşliğini takdir, hak ve hukukunu teslim etmektir. Bu ruh, aynı zamanda İslam inancının batıl ideolojiler karşısında ne denli kuşatıcı ve sorun çözücü olduğunun da kanıtıdır.

 

AYNADA KENDİ YÜZLERİNİ GÖRÜP ÖYLE KONUŞSUNLAR

Her hafta açılan yeni yolsuzluk dosyaları konusunda söyleyecek bir şeyi olmayan ana muhalefet partisi CHP'nin, kadın haklarını savunma iddiasıyla İslamî değerlere saldırması tam anlamıyla bir hedef saptırmadır. Kadın haklarını savunmak; kadınları cinsel bir obje olarak kullanan çevrelere karşı çıkmayı, aileyi ve anneliği savunmayı gerektirir. Siyasi olarak da kadınlara yönelik tacizin önlenmesi ve caydırıcı cezaların getirilmesi için çalışmayı gerektirir. Bu konularda hiçbir adım attığına şahit olmadığımız CHP, nikâh akdinin ve evliliğin tavsiye edilmesine, teşhirciliğin eleştirilmesine, ailenin korunmasına yönelik hutbelere tepki göstermektedir.

CHP öncelikle kendi yüzüne ayna tutmalı, eğer bir yüzü kalırsa ondan sonra kadın hakları konusunda konuşmalıdır. CHP teşkilatlarında yaşanan ve bir kısmı yargıya da taşınan kadınlara yönelik taciz ve istismar olayları hakkında söyleyecek bir sözleri var mıdır? Kadın hakları konusuna girmeden önce parti teşkilatlarında yaşanan bu iğrençlikler konusunda hangi adımları attıklarını, bu tip olayların yaşanmaması için ne tür önlemler aldıklarını kamuoyuyla paylaşmalıdırlar.

Bu toplum, inanç değerleriyle vardır ve aile kurumuyla ayakta durmaktadır. İnanç değerlerine, aile kurumuna ve evlilik müessesine yönelik saldırılar, toplumun temeline dinamit koymakla eşdeğerdir. Bu halk, Müslümandır ve aileye düşmanlık yapanlara da teşhirciliği normalleştirerek kadınları istismar etmek isteyenlere de inancına dil uzatma cüretinde bulunan CHP’ye de gereken cevabı verecektir.

 

ÜRETİCİYLE TÜKETİCİYİ BULUŞTURAN ADİL HAL YASASI

Tarım, bir ülkenin geleceği ve bağımsızlığıdır. Çiftçi güvenle üretebilirse tüketici rahat eder; üretici korunursa toplum da rahat bir geçim imkânı elde eder. Tarımda daha önce de sıklıkla vurguladığımız sorunlar devam etmektedir;

Planlı tarıma geçilmeli, yarım kalan sulama projeleri tamamlanmalıdır. Toprak Mahsulleri Ofisi ve Et ve Süt Kurumu gibi kamu kurumları güçlendirilmelidir. Çiftçiye ucuz mazot, tohum ve gübre sağlanmalı, destekler artırılmalı ve zamanında verilmelidir.

Üreticinin kooperatiflerde örgütlenmesi teşvik edilmeli, tarım arazileri korunmalıdır.

Uzun süredir çıkarılması gündemde olan Hal Yasası, ancak bu temel sorunlar çözüldükten sonra anlam kazanacaktır. Ayrıca ürün fiyatları şeffaf biçimde belirlenmeli, taban fiyat tüm ürünlerde garanti altına alınmalıdır.

Kayıt dışılık ve fırsatçılık son bulmalı; alıcı ile satıcıyı buluşturacak şeffaf ve adil bir piyasa düzeni kurulmalıdır.

HÜDA PAR olarak vurguluyoruz:

“Tarladan sofraya uzanan zincir kısaltılmalı; üreticinin alın teri korunmalı, tüketici fahiş fiyatlardan kurtarılmalıdır.”

 

ÇOCUK KIYAFETLERİNDE MÜSTEHCENLİK

Kız çocukları için üretilen müstehcen kıyafetlerin yaygın bir şekilde mağazalarda satılması, çocukları için neredeyse normal kıyafet bulamayan aileleri endişeye sürüklemektedir. Giyimin, insanın ruhsal ve ahlaki gelişimine olan etkisi inkâr edilemez bir gerçekliktir. Çocuklar için bedenin neredeyse büyük bir kısmını teşhir eden kıyafetlerin tasarlanması, ahlaki dejenerasyon için, masum dimağlara yapılan çirkin bir operasyondur. Bu durum çocuklarımızın saf ve temiz dünyasını kirletme amacına hizmet etmekte ve istismara kapı aralamaktadır. Çocuklarımız ne vitrin süsüdür ne de tüketimin bir nesnesidir.

Çocukların ruhsal ve bedensel olarak korunması; hukuki ve toplumsal olarak hepimizin sorumluluğudur. Çocuk bedenlerini bir meta olarak gören teşhirci zihniyetle mücadele edilmeli; çocuklar için yaşlarına uygun kıyafetlerin üretilmesi adına gerekli adımlar atılmalıdır. Gelecek nesillerimizi korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

GAZZE İÇİN FİİLÎ ADIM ZAMANI

İslamî Direniş Hareketi Hamas, Gazze’de arabulucuların sunduğu ateşkes taslağını kabul etmesine rağmen, siyonist rejimin topyekûn bir işgalin gerçekleşeceğine dair açıklamaları ateşkes müzakerelerinin esirleri almak için bir taktik olduğunu ortaya koymaktadır. 

Siyonistler, Gazze’de kalıcı bir işgal stratejisi izlemektedir. Bu nedenle daha önceki geçici ateşkes anlaşmalarını hep bozan taraf olmuştur. Siyonist rejimin amacının Gazze halkını tamamen yok etmek olduğu saklanamaz bir gerçektir.

Gazze’de soykırımın durdurulması için derhal fiilî adımlar atılmalıdır. Bu doğrultuda ağustos ayı sonunda Gazze ablukasını kırmak üzere yola çıkacak yüzlerce gemiden oluşan Küresel Sumud Filosu, umutların sembolü olmuştur. Türkiye’den de 40 geminin dâhil olacağı bu organizasyonu selamlıyor, hükümetlerin bu gemilere yasal engel çıkarmak yerine siyonist saldırılara karşı güvenlik desteği vermesini bekliyoruz.

Halklar, hükümetlerin pasif ve çıkar odaklı siyasetlerine artık boyun eğmemektedir. Gazzeli kardeşlerine destek için yola çıkacak Özgürlük Filosu girişiminin, karadan da milyonların sınırlara akacağı büyük bir dayanışma hareketine dönüşeceğine inanıyoruz. Gazze’de akan kanın durmasına ve ablukanın kırılmasına vesile olmasını ümit ettiğimiz bu adım, tarihe onurlu bir eylem olarak yazılacaktır. Bugün halkının yanında durmayan hükümetler ise tarihe kara bir leke olarak geçecektir.

 

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.