AKADEMİ ONURUNU KORUMALIDIR
Soykırım suçlusu İsrail’e
karşı dünyanın dört bir yanında devletler, kurumlar, kuruluşlar ve toplumsal
yapılar, kendi imkânları ölçüsünde yaptırımlar geliştirmektedir. En köklü
üniversiteler de ahlakî sorumluluğun ve erdemli bir duruşun gereği olarak, bu
terör şebekesi ile ilişkilerini sonlandırmaktadır. Bu üniversitelerin
öğrencileri de tarihe karşı sorumluluklarının bilinciyle, her türlü riski
alarak en üst düzeyde protestolar gerçekleştirmiştir.
Ne var ki Türkiye’de hâlâ
bazı üniversitelerin, insanlığın gözü önünde soykırım suçu işleyen işgal
çetesiyle iş birliğini sürdürmesi, hem tarih önünde ağır bir meşruiyet krizine
yol açacak hem de ahlakî açıdan da ciddi bir sorumluluk doğuracaktır. ODTÜ,
Koç, Sabancı ve Özyeğin üniversitelerinin bu ilişkilerini ivedilikle sonlandırması, uluslararası
hukukun olduğu kadar insanlığın ortak vicdanını yansıtan ahlakî ilkelerin de bir gereğidir.
DİZİLERDEN TOPLUMA YAYILAN
AHLAKSIZLIK VE SANAT ADI ALTINDA AHLAKSIZLIĞA TEŞVİK
TV ve dijital
platformlarda yayınlanan birçok yerli dizi aracılığıyla toplumun inancına ve
manevî değerlerine karşı bir savaş yürütülmektedir. ‘Kızıl Goncalar’ gibi,
çarpık ilişkileri özendiren ve gençleri ahlaksızlığa teşvik eden içerikleri
barındıran diziler, toplumun tepkilerine rağmen ısrarla ekranlara
taşınmaktadır. Ne var ki RTÜK, bu tür suçlara caydırıcı cezalar uygulamamakta;
böylece toplumun geleceği adeta dinamitlenmektedir.
Ahlak, toplumların ayakta
kalmasını sağlayan en temel değerdir. Bu değerin yok edilmesine hizmet eden
hiçbir yayın, özgürlük ve sanat kılıfıyla meşru kabul edilemez. Aile kurumunu
ve toplumsal ahlakı hedef alan yayınların engellenmesi, devletin temel
görevlerinden biridir.
Öte yandan ahlaksızlığın
en ağır biçimlerinden biri olan cinsel sapkınlığın, sanat kılıfı altında empoze edilmeye
çalışıldığı ve bu dayatmanın tek bir merkezden organize edildiği gerçeği göz
ardı edilmemelidir. Genç kızları para karşılığı ahlaksızlığa teşvik eden sözde
sanatçı müsveddelerini cesaretlendiren durum ise, bu konuda ciddi bir yasal
boşluğun bulunması ve ahlaksızlığa teşvikin caydırıcı cezalarla karşılık
bulmamasıdır.
Bu
nedenle partimizin “Ailenin korunması ve cinsel sapkınlığın suç sayılmasına
dair” kanun teklifinin süratle Meclis’ten geçirilmesi hayati bir önem
taşımaktadır.
GAZZE VE SUMUD FİLOSU
Siyonist
işgal rejiminin Katar’da, Hamas Hareketi liderlerini hedef alan hain saldırısı
İslam dünyasına yapılmış bir meydan okumadır. Ancak bu saldırının ardından
toplanan İİT–Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nden yalnızca kınama
kararının çıkması, ümmetin caydırıcı gücünün ne denli zayıfladığını acı bir
şekilde ortaya koymuştur. Tepkisizlikten cesaret alan siyonist rejim hiç vakit
kaybetmeden Gazze’yi işgal girişimi başlatmış ve işgal planını
derinleştirmiştir.
Bugün Gazze, topyekûn bir
soykırım ve kalıcı işgal planının hedefindedir. Siyonist terör rejimi, Gazze’yi
haritadan silmeyi alenen ilan etmektedir. Bu pervasızlık, İslam dünyasının
etkisiz açıklamaları ve yaptırımsız diplomatik tepkilerinin bir sonucudur.
Bununla birlikte Batılı devletler “Filistin devletini tanıyacağız” oyunuyla
halkın gerçek iradesini temsil eden Hamas’ı devre dışı bırakmayı, silahsız ve
işbirlikçi bir yönetimi tek meşru muhatap ilan ederek Filistin topraklarını
siyonistlere teslim etmeyi amaçlamaktadır. Bu oyunu bozmanın tek yolu,
kamuoyunun ve İslam ülkelerinin yöneticilerinin Filistin halkının gerçek
temsilcilerini tanıması ve onların meşruiyetini savunmasıdır.
İslam
dünyasının pasif tutumuna rağmen, Gazze’deki soykırımın durdurulması için dünya
kamuoyunca başlatılan insanlık hareketi umut vericidir. Gazze’ye doğru yola
çıkan “Sumud Filosu” bunun en somut örneğidir. Bu filonun güvenliği hayati
önemdedir. Türkiye, tarihsel ve ahlakî sorumlulukları gereği bu süreçte öncü
ülke olmalı; filonun korunması için uluslararası diplomatik girişimleri
başlatmalı ve güvenlik koridorlarının oluşturulmasını koordine etmelidir.
Vicdanlı
halklar, yönetimler üzerindeki baskıyı artırmalı; siyonist rejime karşı siyasi,
ekonomik ve diplomatik boykot derhal hayata geçirilmeli ve işgal sona erene
kadar uluslararası baskı en üst düzeye çıkarılmalıdır.
