GENEL GEREKÇE
Ceza
adaletinin sağlanmasında önemli ve tamamlayıcı işlevi bulunan infaz hukukunun
temel ilkelerinden biri de insan onuruna saygı ilkesidir. 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun maddesi, "Ceza
ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve
onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." hükmüyle bu ilkeyi cari hukuk
sistemine taşımış; Kanunun 3. maddesinde ise infazın amaçlarından birinin "hükümlünün
yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek" olduğu belirtilmiştir.
Söz
konusu ilke ve hedefler doğrultusunda belli şahıslar yönünden infaz sisteminde
bazı kolaylıklar, istisnalar ve farklı uygulamalar öngörülmüştür. Bu minvalde
gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren belli bir süre geçmemiş bulunan
kadınlar hakkındaki soruşturma işlemleri ve cezaların infazı ile ilgili
düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerde temel amaç; çocuğun üstün yararının
gözetilerek çocuğun infaz ve soruşturma süreçlerinin olumsuz etkilerinden
korunmasıdır.
Türkiye'nin
de tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3.
maddesindeki "Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler,
idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları
ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir."
hükmü ile Anayasa'nın "Ailenin korunması ve çocuk hakları" kenar
başlıklı 41. Maddesindeki:
"Aile,
Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin
huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ... için gerekli
tedbirleri alır... Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına
açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve
sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı
çocukları koruyucu tedbirleri alır." hükmü, gerek infaz sürecinde gerekse soruşturma
aşamalarında anne ile birlikte çocuğun üstün yararının korunması için gerekli
hukuki zeminin sağlanmasında devlete ödevler yüklemektedir.
Anayasa
Mahkemesi, konuyla ilgili bir kararında "Çocuğun yüksek yararına aykırı
olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ilişki kurma ve ilişkiyi sürdürme hakkının
varlığı esastır. Bu kapsamda çocuğun yüksek yararı ilkesi kapsamında kamusal
makamlar bir yandan ebeveyn ile çocuk arasındaki aile bağının devamlılığını
sağlamak, diğer yandan çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimini sürdürebileceği
bir ortamda yaşamasını sağlayacak önlemleri almakla yükümlüdürler. Ceza infaz
kurumundaki uygulamalarla ilgili idarenin geniş takdir yetkisi olmakla birlikte
anılan yükümlülüğün mahpus olan anneleri ile birlikte ceza infaz kurumlarında
kalan çocuklar yönünden geçerli olmadığı söylenemez. (Şükran İrge, B.
No:2016/8660)." şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.
Her
ne kadar infaz mevzuatında çocuğun yüksek yararının korunması ve aile hayatına
saygı hakkı kapsamında düzenlemeler yapılmışsa da toplumun nüvesini teşkil eden
aile yapısının ve bununla bağlantılı olarak geleceğimiz olan çocukların korunma
ve gözetiminin her geçen gün artan önemi ve uygulamada görülen aksaklıklar ve
ihtiyaçlar karşısında ilgili mevzuatın güncellenmesi zarureti ortaya çıkmıştır.
Teklifte;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunundaki değişiklikle gebe olanlar ile iki
yaşından küçük çocuğu bulunan kadınlar hakkında gözaltı kararı verilemeyeceği,
bunların ifadelerinin adliyelerde oluşturulan özel alanlarda Cumhuriyet Savcısı
tarafından alınabileceği düzenlenerek hem gebe kadının hem de küçük çocuğunun
gözaltı nedeniyle maruz kalabileceği travmalardan, zararlı etkilerden korunması
hedeflenmiştir.
Aynı
doğrultuda 5271 sayılı Kanunun 109 uncu maddesi ile ilgili değişiklik
teklifiyle soruşturma aşamasında, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren
belli bir süre geçmemiş bulunan kadınlar hakkında tutuklama yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununda yapılan
değişiklikle aynı durumdaki kadınlar hakkında infazın geri bırakılması ile
ilgili süreler uzatılarak hükümlü lehine düzenleme yapılmıştır.
İnfaz
Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle de altı
yaşından küçük çocuğu bulunan hükümlü kadınların cezasının konutunda
çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilmesine imkân tanınmaktadır.
Kanun
teklifiyle; çocuk ile anne arasındaki bağın güçlendirilerek çocuğun aile
ortamında psikososyal gelişiminin sağlanması, maddi ve manevi yönden sağlıklı
nesillerin yetiştirilmesi ve aile birliğinin sağlanması amaçlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE
1- 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin
dördüncü fıkrasında önerilen değişiklikle, gebe olan veya doğurduğu tarihten
itibaren belli bir süre geçmemiş bulunan kadınlar hakkında infazın geri
bırakılması ile ilgili süreler hükümlü lehine artırılarak infaz sürecinde
hükümlü anne ile çocuğu arasındaki kişisel ilişkinin sağlıklı bir ortamda
devamı ve sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi amaçlanmıştır.
MADDE
2- 5275 sayılı
Kanunun 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.
Düzenlemeyle altı yaşından küçük çocuğu bulunan hükümlü kadınların cezasının
konutunda çektirilmesine imkân tanınmaktadır. Mevcut düzenlemenin kapsamı
genişletilerek uygulamanın işlevsel hale getirilmesi hedeflenmektedir.
MADDE
3- 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek
üzere eklenen fıkra ile, gebe olanlar ile iki yaşından küçük çocuğu bulunan
kadınlar hakkında bu madde kapsamında gözaltı kararı verilemeyeceği
düzenlenerek hem gebe kadının hem de küçük çocuğunun gözaltı nedeniyle maruz
kalabileceği travmalardan ve zararlı etkilerden korunması amaçlanmıştır.
MADDE
4- Teklifin diğer
maddeleriyle uyumlu olarak 5271 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin, 14/4/2020
tarihli 7242 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle yeniden düzenlenen dördüncü
fıkrasında değişiklik yapılarak soruşturma aşamasında gebe olan veya doğurduğu
tarihten itibaren iki yıl geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine
adlî kontrol altına alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Mevcut
düzenlemenin kapsamı süre yönünden genişletilmektedir.
MADDE
5- 5271 sayılı
Kanunun 148 inci maddesine eklenen fıkra ile gebe olanlar ile iki yaşından
küçük çocuğu bulunan kadınların ifadesinin alınması psikolojik ve fiziksel
açıdan uygun olduğunun sağlık kuruluşlarınca belirlenmesi halinde adliyelerde
oluşturulan özel alanlarda Cumhuriyet Savcısı tarafından alınması
düzenlenmektedir.
MADDE
6- Yürürlük
maddesidir.
MADDE
7- Yürütme
maddesidir.
CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN
İNFAZI HAKKINDA KANUN İLE CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
KANUN TEKLİFİ
MADDE
1- 13/12/2004
tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun
16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki "bir yıl altı ay" ibaresi
"iki yıl" şeklinde, "iki ay" ibaresi ise "dört
ay" şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE
2- 5275 sayılı
Kanunun 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
"Altı
yaşından küçük çocuğu bulunan hükümlü kadınların cezasının konutunda
çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Konutta infaza karar
verdikten sonra çocuk altı yaşını doldurmuş, ölmüş veya anasından başka birine
verilmiş olursa infaz hâkimi konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını
kaldırır."
MADDE
3- 4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesine dördüncü
fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, diğer fıkralar buna
göre teselsül ettirilmiştir.
"(5)
Gebe olanlar ile iki yaşından küçük çocuğu bulunan kadınlar hakkında gözaltı
kararı verilemez."
MADDE
4- 5271 sayılı
Kanunun 109 uncu maddesinin, 14/4/2020 tarihli 7242 sayılı Kanunun 15 inci
maddesiyle yeniden düzenlenen dördüncü fıkrasının birinci cümlesindeki
"altı ay" ibaresi "iki yıl" şeklinde,
"verilebilir" ibaresi ise "verilir" şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE
5- 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanununun 148 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"(6)
Gebe olanlar ile iki yaşından küçük çocuğu bulunan kadınların ifadesinin
alınması psikolojik ve fiziksel açıdan uygun olduğunun sağlık kuruluşlarınca
belirlenmesi halinde adliyelerde oluşturulan özel alanlarda Cumhuriyet Savcısı
tarafından alınır."
MADDE
6- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE
7- Bu Kanun
hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
