Haftalık Gündem Değerlendirmemiz-12 Mayıs 2026

YÜKSEK KOMİSYON ESNAFI ZORLUYOR

200 TL’lik banknot, gelinen ekonomik şartlarda günlük ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmaktadır. Vatandaşlarımız, en temel alışverişlerde dahi çok sayıda banknot taşımak zorunda bırakılmakta; bu durum hem pratikte zorluk oluşturmakta hem de nakit kullanımını giderek zorlaştırmaktadır. Yeni banknot ihtiyacının uzun süredir karşılanmaması, vatandaşın fiilen kartlı ödeme sistemine yönelmesine neden olmaktadır.

Kayıt dışılıkla mücadele gerekçesiyle toplumun tamamen bankacılık sistemine bağımlı hâle getirilmesi sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaklaşım değildir. Özellikle küçük esnafımız, yüksek POS komisyonları nedeniyle ciddi bir mali yük altında kalmaktadır. Bankaların her alışverişten yüksek oranlarda kesinti yapması; üreticiyi, esnafı ve tüketiciyi zorlamakta, ticaretin bereketini azaltmaktadır. Bu nedenle kartlı ödemelerde uygulanan komisyon oranlarına makul bir üst sınır getirilmesi artık kaçınılmaz bir ihtiyaç hâline gelmiştir.

Ekonomik sistem; bankaları ve sermayeyi değil, insanı ve emeği merkeze alan adil bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir. Vatandaşın nakit kullanım hakkı korunmalı, esnafın üzerindeki yük hafifletilmeli ve finans sistemi topluma hizmet eden bir yapıya kavuşturulmalıdır.

 

YAŞLILARIMIZA GÖSTERDİĞİMİZ MUAMELE GELECEĞİMİZE BIRAKTIĞIMIZ AHLAKÎ MİRASTIR

Her yaşlıda kendi geleceğimizi görmek; vicdanın, merhametin ve akıl sahibi olmanın bir gereğidir. Bugünün ihtiyarları dünün gençleri olduğu gibi, bugünün gençleri de yarının ihtiyarları olacaktır. Güçlü olduğumuz dönemlerin geçici olduğunu, insanın zamanla yeniden korunmaya ve ilgiye ihtiyaç duyacağını Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de haber vermektedir:

‘Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir…’ (Rûm, 54)

Bu ilahî hakikat göstermektedir ki yaşlılarımıza gösterdiğimiz muamele, aslında kendi geleceğimize bıraktığımız ahlakî mirastır.

 İstanbul’daki bir yaşlı bakım merkezinde yaşanan şiddet görüntülerinin medyaya yansıması, toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Savunmasız durumdaki yaşlılara yönelik ihmal, kötü muamele ve insan onurunu zedeleyen davranışlar; yalnızca bireysel bir suç değil, aynı zamanda ciddi bir sistem sorunudur. Yaşlılarını koruyamayan bir toplum, kendi geleceğini de koruyamaz.

Yaşlı bakım hizmetleri ticari mantıkla yürütülmemeli; devlet, yaşlıların hürmetini koruyacak kapsamlı hukuki düzenlemeleri hayata geçirmelidir. Bu amaçla;

* Yaşlı bakım merkezlerinde 7/24 denetim sistemi kurulmalı; habersiz ve düzenli teftişler artırılmalıdır.

* Yaşlılara yönelik fiziksel, psikolojik veya ekonomik istismara verilen cezalar ağırlaştırılmalıdır.

Bizler, köklü bir ahlakî geleneğin, yaşlılarını ihmale terk eden değil baş tacı eden bir medeniyetin mensuplarıyız.

 

CEZAYİR CUMHURBAŞKANININ ZİYARETİ

Türkiye ve Cezayir arasındaki köklü kardeşlik bağları, Cezayir Cumhurbaşkanı Sayın Abdülmecid Tebbun’un Ankara ziyaretiyle tarihî bir eşiğe ulaşmıştır. İki ülke arasında imzalanan enerji, savunma sanayi, tarım ve teknoloji alanındaki anlaşmalar, küresel emperyalist kuşatmaya karşı önemli bir işbirliği göstergesidir.

Günümüzde İslam coğrafyası, siyonist terör rejiminin ve işbirlikçi güçlerin yayılmacı politikalarıyla yeni bir tehdit dalgası altındadır. Özellikle Batı Sahra meselesinde krizlerin kaşındığı, siyonist rejimin Fas üzerinden bölgeyi istikrarsızlaştırdığı ve Somaliland üzerinden Somali’nin toprak bütünlüğüne göz diktiği bir süreçten geçmekteyiz. Emperyalist güçlerin Afrika ve Akdeniz hattındaki bu böl-yönet hamleleri, İslam ülkelerinin dayanışmasını elzem kılmaktadır.

Türkiye ve Cezayir'in bu kritik dönemde sergilediği mutabakatın, bölgesel barışın teminatı olmasını umut ediyoruz. Müslüman halklar, sömürgeci emellere karşı ekonomik ve askerî kapasitelerini birleştirerek bu kuşatmayı yarmak zorundadır. Bu vesileyle, imzalanan anlaşmaların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; Filistin’den Batı Sahra’ya, Somali’den tüm mazlum coğrafyalara uzanan bu güçlü dayanışmanın artarak devam etmesini umut ediyoruz.

 

GAZZE’DEKİ SON DURUM

Siyonist terör rejiminin sözde bakanı Smotrich’in; Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye topraklarını kapsayan “sınır değişimi” açıklaması, kanlı bir işgal haritasının açık itirafıdır. Siyonizm; Gazze’yi insansızlaştırmaya çalışırken, Lübnan’da “güvenli bölge” yalanıyla ilerlemekte, Suriye’de ise işgal ettiği topraklardan çıkmayacağını ilan ederek bölgeyi adım adım ateşe sürüklemektedir.

Bugün “garantör” sıfatıyla masada bulunan ülkelerin, Gazze’de süren saldırılar ve insanî dram karşısında daha etkili bir sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir.

Ateşkesin birinci aşamasında siyonist rejim hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Gazze’ye yönelik saldırıların devam etmesi ve şehit sayısının bine yaklaşması, ateşkesin defalarca ihlal edildiğinin açık göstergesidir.

Siyonist basında yer alan “silahsızlanma bahanesiyle büyük saldırı” manşetleri, katliam ve soykırımın devam ettirilmek istediğinin ilanıdır.

Gelinen aşamada, Filistin halkının kendini savunma hakkının güvence altına alınması, işgal ve katliamların tamamen sona erdirilmesi için başta garantör ülkeler olmak üzere uluslararası toplumun daha aktif ve kararlı bir tutum ortaya koyması gerekmektedir.

Eğer bu sessizlik ve etkisizlik sürerse, siyonist iştahın ülke ülke ilerleyeceği ve sıranın bölgedeki diğer başkentlere geleceği açıktır.

Filistin İslami direniş hareketleri, tehditlere ve baskılara boyun eğmek bir yana, davanın liderlerinin çocukları da halkın çocuklarıyla aynı siperde can vermekte; kanlarını Filistin halkının kanından ayrı görmemektedir.

Hamas liderlerinden Halil el-Hayye’nin oğluna yönelik  suikast de bu davanın bedelini en önde ödeyenlerin azmini kıramayacaktır. Bu vesileyle, ciğerparelerini Filistin halkı ve Mescid-i Aksa uğruna feda eden el-Hayye’ye, Hamas hareketine ve tüm Filistin halkına sabır diliyoruz.

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.