GENEL GEREKÇE
En
temel haklardan olan din ve vicdan özgürlüğü; Anayasa, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer uluslararası
sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Anayasanın "Din ve vicdan
hürriyeti" başlıklı 24 üncü maddesi, "Herkes, vicdan, dini inanç ve
kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla
ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir." hükmünü içermektedir. Dini
inanç ve duyguların yanı sıra dinin temel esasları, şiarları, hüküm ve
ibadetleri ile dince kutsal sayılan diğer değerler bu kapsamda
değerlendirilmelidir. Söz konusu değerler, inanç ve ibadet hürriyeti ile
doğrudan ilişkili olup deyim yerindeyse bu hürriyetin vücut bulmuş halidir,
yansımasıdır. Dini inanç ve değerler, bireysel olarak kişiliğin temel
unsurlarından birini teşkil ettiği gibi toplumsal olarak da sosyal düzeni
sağlayan ortak kültürel değerlerin başında gelmektedir. Anayasa Mahkemesi de
dini; bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada
başvurulan temel kaynaklardan biri olarak görmekte ve dinin toplumsal yaşamın
şekillenmesindeki işlevine vurgu yapmaktadır.
Temel
hak ve özgürlüklerin kabul edilip hukuki metinlerde düzenlenmesi tek başına
yeterli değildir. Bunların gerçek anlamda teminat altına alınabilmesi için
ihlallerden, saldırılardan ve dış müdahalelerden korunmuş bir özgürlük alanının
da oluşturulması gerekir. Aksi halde tanınan hak ve özgürlüklerin amacına uygun
kullanılması mümkün olmayacaktır. Bu özgürlük alanını sağlayacak olan en etkili
güç ise kamu otoritesidir yani devlettir. Anayasanın başlangıç kısmında
vatandaşların bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal
adalet ilkesi gereğince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni
içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde
geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu belirtilmiş; beşinci
maddesinde ise kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve
adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal
engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli
şartları hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında
sayılmıştır. Bu doğrultuda; bireysel ve toplumsal değerlerin başında gelen dini
inanç ve değerlerin saldırılara, hakaretlere ve tacizlere karşı korunması,
hukuk sisteminin en önemli amaçlarından olmalıdır.
5237
sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesinde kişiye dini inançları nedeniyle
veya mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı ya da
mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret edilmesi;
216 ncı maddesinde ise halkın bir kesiminin, din, mezhep farklılığına
dayanılarak aşağılanması veya halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin
aşağılanması suç olarak düzenlenmiştir. Dini değerlere hakaret suçları için
öngörülen cezalar caydırıcı olmaktan uzaktır. Dini ve manevi değerlerimizin
bilinçli bir şekilde hedef alınarak aşağılanmaya ve aşındırılmaya çalışılması,
kişilerin inançları nedeniyle rencide edilmesi yönündeki fiillerin artış
göstermesi hem temel hakları korumasız bırakmakta hem de toplumsal dokumuza ve
kamu düzenine zarar vermektedir. Bu nedenle cezaların caydırıcı olması
gözetilmiştir. Ayrıca dini inanç ve değerleri korumaya yönelik düzenlemelerin
Kanunun farklı maddelerinde yer alması, yargı kararlarında farklılıklara ve
hatta çelişkilere sebep olmaktadır. Gerek halkın gerekse bireyin dini
değerlerinin tezyif ve tahkiri, kamu barışını bozucu nitelikte olduğundan söz
konusu değerlerin korunmasına yönelik suçun Türk Ceza Kanununda ilgili bölümde
müstakil bir maddede düzenlenmiştir. Bu minvalde; dini şahsiyetlerin hatırasına
yönelik hakaret veya sövmenin de suç olarak düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Teklifle;
5237 sayılı Kanuna eklenecek 216/A maddesi ile "Dini değerlere
hakaret" suçu ihdas edilmekte; halkın bir kesiminin benimsediği dini
değerlerin alenen tezyif ve tahkir edilmesi, bu değerlere sövülmesi suç olarak
düzenlenmektedir. Bu suç için caydırıcı cezalar öngörülerek kanunun diğer
maddelerinde bu kapsama girecek düzenlemeler tek madde altında toplanarak uyum
sağlanmıştır. Kanunun 130 uncu maddesinde düzenlenen "Kişinin hatırasına
hakaret" suçu yeniden düzenlenerek hem suçun kapsamı genişletilmekte hem
de öngörülen cezalar arttırılmaktadır. Caydırıcılığın sağlanması ve etkili bir
soruşturmanın yapılması için de CMK'da gerekli değişiklikler yapılmaktadır.
Böylece dini inanç ve değerlere yönelik saldırı, hakaret ve aşağılamanın
önlenerek temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi amaçlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE
1- 5237 sayılı
Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan düzenleme ile; aynı
kanunun 216/A maddesi ile ihdas edilecek "Dini değerlere hakaret"
suçunun, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde,
Türk kanunları uygulanarak yargılamanın yapılması amaçlanmaktadır.
MADDE
2- 5237 sayılı
kanunun 216/A maddesi ile ihdas edilecek olan "Dini değerlere
hakaret" suçunda "mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun
davranmasından dolayı ya da mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden
bahisle kişiye hakaret edilmesi" suç olarak düzenlendiğinden Kanunun 125
inci maddesinde aynı hususlarla ilgili kısımlar madde metninden çıkarılarak
gerekli uyum sağlanmıştır.
MADDE
3- 5237 sayılı
kanunun 130 uncu maddesinde düzenlenen "Kişinin hatırasına hakaret"
suçu yeniden düzenlenmiş ve hem suçun kapsamı genişletilmiş hem de
caydırıcılığın sağlanması için öngörülen cezalar artırılmıştır. İkinci fıkrada
söz konusu suçun dini inanç, düşünce ve kanaatlerinden veya mensup olduğu dine
göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde şikâyet şartı
aranmaksızın verilecek cezaların artırılması öngörülmüştür. Üçüncü fıkrada
ayrıca hakaret veya sövme suçunun, her türlü yazılı, görsel, işitsel, klasik
veya dijital iletişim ve bilişim vasıtasıyla işlenmesi hali nitelikli hal
olarak düzenlenmiştir.
MADDE
4- Türk Ceza
Kanunu'nun Şerefe Karşı Suçlar bölümünde, kanuna eklenecek 216/A maddesi ile
"Dini değerlere hakaret" suçu ihdas edilmiştir. Halkın bir kesiminin
benimsediği dini değerlerin alenen tezyif ve tahkir edilmesi, bu değerlere
sövülmesi suç olarak düzenlenmiş ve bu suça caydırıcı cezalar öngörülmüştür.
MADDE
5- Türk Ceza
Kanunu'nun 216/A maddesinde düzenlenen suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu'nun 100/3 maddesi kapsamında etkili şekilde soruşturulması
hedeflenmektedir.
MADDE
6- Yürürlük
maddesidir.
MADDE
7- Yürütme
maddesidir.
5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNUNDA VE
5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE
1- 26/9/2004
tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 13 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş, diğer
bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
"g)
Dini değerlere hakaret (madde 216/A)"
MADDE
2- 5237 sayılı
Kanunun 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan
"mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından"
ibaresi madde metninden çıkarılmış, (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE
3- 5237 sayılı
Kanunun 130 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde
130- (1) Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek
hakaret eden veya söven kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para
cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, yarı
oranında artırılır. (2) Suçun kişinin dini inanç, düşünce ve kanaatlerinden
veya mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi
halinde şikayet aranmaksızın bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur. (3) Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçun her türlü yazılı, görsel,
işitsel, klasik veya dijital iletişim ve bilişim vasıtasıyla işlenmesi halinde
verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Bir ölünün kısmen veya tamamen
ceset veya kemiklerini alan veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici
fiillerde bulunan kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır."
MADDE
4- 5237 sayılı
Kanun'un 216 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve 216 ncı
maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
"Dini
değerlere hakaret Madde 216/A- (1) Söz, fiil, tutum ve davranışlarıyla ya da
herhangi bir şekilde halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen
tezyif ve tahkir eden veya bu değerlere söven kişi, fiili başka bir suç
oluştursa dahi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)
Dini inanç, düşünce ve kanaatlerinden, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına
uygun davranmasından dolayı ya da mensup olduğu dine göre kutsal sayılan
değerlerden bahisle kişiye hakaret edilmesi halinde de aynı cezaya
hükmolunur."
MADDE
5- 4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinin üçüncü
fıkrasının (a) bendinin dokuzuncu alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
"10.
Dini değerlere hakaret (madde 216/A)"
MADDE
6- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE
7- Bu Kanun
hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
