Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, katıldığı televizyon programında Müslümanların birlik olması gerektiğine dikkat çekerek, “Müslümanların birliğini sağlamak bizim için bir tercih değil, bir zorunluluktur.” dedi.

Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Lider Haber TV'de yayınlanan, Mustafa Albayrak'ın sunduğu "Barometre" programının canlı yayın konuğu oldu. Yapıcıoğlu, gündemdeki "Terörsüz Türkiye" süreci, iç cephenin tahkim edilmesi, siyonist rejimin bölgesel tehditleri, Müslümanların birliği ve partimizin siyaset vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Kürt meselesi, şiddet sorununa indirgenemeyecek kadar köklü bir adalet meselesidir"

Konuşmasında kamuoyunda tartışılan “terörsüz Türkiye süreci' ve iç cephenin tahkim edilmesi konularına geniş yer ayıran Yapıcıoğlu, Kürt meselesinin cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan inkâr, ret ve asimilasyon politikalarından kaynaklandığına dikkat çekti.

Geçmişte 'Çözüm Süreci' olarak adlandırılan ancak 2015'te "çukur terörü" ile akamete uğrayan dönemin yanlışlarına değinen Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Biz o dönemde de sürecin başarıya ulaşma şansının olmadığını söyledik ve haklı çıktık. O dönemde hendek demiyorum, zira hendeğin İslam tarihinde yüce bir manası vardır, o yaşananlar bir 'çukur terörü' idi. Eğer siz herhangi bir vatandaşınızın meşru talebini, elinde silah olan birinin silahı bırakması şartına bağlarsanız, o vatandaşa haksızlık yaparsınız. Silahsız vatandaşa 'Senin hakkını ancak silahlar susarsa veririm' demek, silahlı olana 'Bak, elinde silah olmazsa kimse seni dinlemeyecek' kozunu vermektir. Silahlı unsurların tasfiyesi ve şiddet parantezinin bütünüyle kapanması elbette elzemdir ancak tek sorun şiddet değildir. Mesele temel bir hak, hukuk ve adalet meselesidir."

"Ortak inanç ekseninde, kardeşliğin hukuku tesis edilmelidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 26 Ağustos'taki Malazgirt konuşması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Meclis'teki adımlarını 'iç cephenin tahkimi' açısından mühim bulduklarını vurgulayan Yapıcıoğlu, meselenin çözümünün ancak İslam kardeşliği zemininde mümkün olabileceğini belirtti.

Yapıcıoğlu, "Meclis'e sunduğumuz raporda şu başlığı attık: 'Edebiyatı yeterince yapılan kardeşliğin hukuku tesis edilmelidir.' Kardeşliğimizin kökeni Malazgirt'e, ortak inanca dayanır. Malazgirt Meydanı'nda Sultan Alparslan'ın karşısındaki Romen Diyojen'in ordusunda 15 bin gayrimüslim Türk vardı. Bizi o meydanda birleştiren ve omuz omuza şehit düşüren şey İslam kardeşliğiydi. Ağaç kendi kökleri üzerinde yükselir. Biz bu topraklardan İslam'ı çekip alırsak geriye ne Türk kalır ne de Kürt." şeklinde konuştu.

"Gazze'nin çaresizliği ümmetin dağınıklığındandır"

İşgalci siyonist rejimin Gazze'de aylardır sürdürdüğü vahşi soykırıma da değinen Yapıcıoğlu, israilin ideolojisinin mutlak surette işgal ve katliam üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Faslı mütefekkir Taha Abdurrahman'ın "israil mutlak kötülüktür" sözüne atıfta bulunan Yapıcıoğlu, "Siyonist rejimi abdest alırken bile görseniz bilin ki başka bir şeytanlık peşindedir, o şeytandır ve asla tövbe etmeyecektir." dedi.

Siyonist çetenin hedefleri arasında Türkiye topraklarının da bulunduğunu hatırlatan Yapıcıoğlu, "Gazze'nin mazlumiyeti siyonistlerin güçlü olmasından değil, İslam ümmetinin dağınık olmasındandır. Bebekler mamasızlıktan, insanlar açlıktan ölüyor ve biz 'israil sınırda izin vermedi' diyoruz. Biz Filistin'i bağımsız bir devlet olarak tanıyorsak, neden israilden izin istiyoruz? Gerekirse savaş gemileri eşliğinde o yardımları ulaştırmalıyız. Müslümanların birliğini sağlamak bizim için bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bütün İslam ülkelerinin yer alacağı, herhangi bir İslam ülkesine yapılan saldırının tüm Müslümanlara yapıldığını kabul eden ortak bir pakt derhal kurulmalıdır." dedi.

"İsrail için sonun başlangıcı gelmiştir"

Aksa Tufanı operasyonu ile yenilmez denilen siyonist işgal çetesinin yerle yeksan olduğunu belirten Yapıcıoğlu, Hamas'ın mücadelesinin haklılığına vurgu yaptı.  Yapıcıoğlu, "Aksa Tufanı ile birlikte 'dünyanın en güvenli yeri' efsanesi çöktü. Çifte pasaportlu siyonistler akın akın bölgeyi terk ediyorlar. Filistinli mücahitler ise evsiz, susuz, çadırsız kalsalar da topraklarını bırakmıyorlar. Bu yaşananlar israil için sonun başlangıcıdır ve yıkılışı mukadderdir." ifadelerini kullandı.

“Çifte vatandaş olup soykırıma iştirak edenlerin vatandaşlıkları iptal edilsin”

HÜDA PAR'ın TBMM'ye sunduğu ve çifte vatandaş olup soykırıma katılanların cezalandırılmasını öngören kanun teklifine değinen Yapıcıoğlu, "Aralık 2023'te kanun teklifimizi verdik. Dedik ki; çifte vatandaş olup soykırıma iştirak edenlerin vatandaşlıkları iptal edilsin. Türkiye'deki bütün mal varlıklarına el konulsun ve bu mallar Aile ve Gençlik Fonu'na aktarılarak bekâr gençlerimizin evlendirilmesinde kullanılsın. Eğer bizzat katliam yapmışsa müebbet, sadece o terörist üniformayı giymişse en az 5 yıl hapis cezası alsın. Muhalefet partisi olarak verdiğimiz bu teklifin Genel Kurul'a inmesi AK Parti, MHP ve diğer muhalefet partileri dahil 8 partinin desteğiyle kabul edildi ancak hâlâ Genel Kurul'da görüşülmüyor. Sivil toplum kuruluşlarına ve kamuoyuna sesleniyorum; bu utançtan kurtulmamız için bu kanunun yasalaşması adına Meclis'e baskı yapın" çağrısında bulundu.

"Bizim siyasetimiz de muhabbetimiz de öfkemiz de Allah içindir"

Siyaseti bir amaç değil, Allah'ın rızasını kazanmak ve millete hizmet etmek için meşru bir araç olarak gördüklerini söyleyen Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle nihayete erdirdi:

"Biz muhalefeti sadece iktidarı yıpratmak için yapmayız, doğru olanı gösterir, kim yaparsa yapsın destekleriz. Hiçbir partinin seçmenine 'bize oy verin' demiyoruz, biz doğrudan vatandaşın kalbine, vicdanına talibiz. Bizim parti programımız salt bir siyasi metin değil, bir medeniyet projesidir. Namaza dururken okuduğumuz Veccehtu duasında dediğimiz gibi; 'Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.' Ben bunu pratiğe de döküyorum; bizim siyasetimiz de ticaretimiz de dostluğumuz da öfkemiz de Allah içindir. Bu şuura inanan, bu toprağın evlatlarını omuz omuza saf tutmaya davet ediyoruz."