Haber dosyasını indirin
İndir
Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Zirvesi’ne ilişkin, “NATO, kurulduğu günden bu yana küresel sömürgeciliğin ve işgal politikalarının silahlı gücü olarak hareket etmiştir.” dedi.
Genel Başkan Yardımcımız ve Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi, TBMM'ye sunulan 12. Yargı Paketi ve Şeyh Said Efendi’nin şehadet yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Yargı paketi beklentileri karşılamaktan
uzaktır”
Haziran 2026'da
TBMM'ye sunulan 12. Yargı Paketi'ni değerlendiren Demir, “Büyük beklentilerle
Meclis’e sevk edilen 12. Yargı Paketi, bazı teknik düzenlemeler içermekle
sınırlı kalmıştır. Toplumun uzun süredir beklediği temel sorunların çözümü bir
kez daha ertelenmiştir. Özellikle yıllardır adalet tartışmalarının merkezinde
yer alan süresiz nafaka meselesine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer
verilmemesi önemli bir eksikliktir. Aynı şekilde aile yapısını ve çocukların
üstün yararını doğrudan ilgilendiren, sözde cinsiyet değişikliği adı altındaki
cinsiyet iptali süreçlerinin sıkı şartlara bağlanmasına yönelik beklentiler de
karşılıksız kalmıştır.” dedi.
“Toplumun adalet
beklentisini karşılayacak reformların ertelenmesini doğru bulmuyoruz”
Toplumun adalet
beklentisini karşılayacak reformların ertelenmesini doğru bulmadıklarını
belirten Demir, “Bunun yanında, infaz hukukunda yıllardır ciddi eleştiri konusu
olan çoklu infaz sistemi korunmuş; suçun niteliğine göre farklı infaz rejimleri
yerine adalet ve eşitlik ilkelerini esas alan, ayrımcılığa yol açmayan, tek ve
adil bir infaz sistemine geçiş yönünde herhangi bir irade ortaya konulmamıştır.
HÜDA PAR olarak toplumun adalet beklentisini karşılayacak reformların
ertelenmesini doğru bulmuyor; aile kurumunu güçlendiren, hukuk güvenliğini
artıran ve infaz sisteminde eşitliği sağlayan düzenlemelerin gecikmeksizin
hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” diye konuştu.
“Şeyh Said
Efendi ve dava arkadaşlarının hatırasına saygı gösterilmelidir”
Şeyh Said’in büyük
bir âlim, kâmil bir mürşit ve halkının inancı ve kimliği uğruna mücadele eden
cesur bir önder olduğunun altını çizen Demir, “Mevlânâ Halid-i Şehrezorî’nin
manevi çizgisinden beslenen Şeyh Said Efendi, yalnızca dinî bir rehber değil,
aynı zamanda halkının dertleriyle hemhâl olan sosyal ve siyasi bir önder
olmuştur. Şeyh Said, hayatı boyunca işgale, zulme ve haksızlığa karşı durmuş;
akrabaları, müntesipleri ve talebeleri ile birlikte Rus işgaline karşı cihad
etmiştir.” şeklinde konuştu.
“Şeyh Said
Efendi ve arkadaşlarının hatırası, İslam ümmetinin vicdanında yaşamaya devam
etmektedir”
1925 yılında
İstiklal Mahkemelerince verilen kararla Şeyh Said Efendi ve dava arkadaşlarının
darağaçlarında idam edildiğini hatırlatan Demir, “Ancak ne idamlar ne de
yıllarca sürdürülen karalama kampanyaları onları halkın gönlünden
silebilmiştir. Aradan geçen bir asrı aşkın zamana rağmen Şeyh Said Efendi ve
arkadaşlarının hatırası, Kürtler ile birlikte bütün bir İslam ümmetinin
vicdanında yaşamaya devam etmektedir.” diye konuştu.
“Yaşatılan
mağduriyetler nedeniyle resmi özür dilenmeli”
Başta Şeyh Said olmak
üzere İslam âlimlerine ve öncülerine yapılan haksızlıklarla yüzleşilmesi, hatıralarına yönelik inkâr ve karalama
politikalarının terk edilmesi gerektiğini belirten Demir, şöyle devam etti:
“Yaşatılan
mağduriyetler nedeniyle resmi özür dilenmeli ve gizli tutulan mezar yerleri
açıklanmalıdır. Bu yönde atılacak adımların, adalet duygusunun güçlenmesine,
toplumsal hafızanın onarılmasına ve Kürt-Türk kardeşliğinin tahkim edilmesine
katkı sunacağına inanıyoruz. Bu vesileyle Şeyh Said Efendi’yi, Melekanlı Şeyh
Abdullah’ı, Palulu Şeyh Şerif’i, Hanili Salih Bey’i, Seyyid Abdülkadir
Efendi’yi, Dr. Fuad Bey’i, Şeyh Eyyüp Efendi’yi ve Diyarbakır Dağkapı
Meydanı’nda şehadete yürüyen bütün dava arkadaşlarını rahmet ve minnetle yâd
ediyoruz. Allah hepsine rahmet eylesin. Ruhları şâd olsun.”
“NATO, küresel
sömürgeciliğin ve işgal politikalarının silahlı gücü olarak hareket etmiştir”
7-8 Temmuz 2026
tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi’ne ilişkin de
açıklamalarda bulunan Demir, “NATO, kurulduğu günden bu yana küresel
sömürgeciliğin ve işgal politikalarının silahlı gücü olarak hareket etmiştir.
Afganistan, Irak, Libya ve daha başka yerlerde sebep olduğu katliamlar,
yıkımlar ve geride bıraktığı istikrarsızlıklar ortadadır. 1952’den beri bu
ittifakta yer alan Türkiye, artık şu gerçeği net olarak görmek zorundadır; ülkemize
yönelik en somut tehditler, bizzat NATO çatısı altındaki sözde müttefiklerden
ve onların koruyup kolladığı, ‘üye olmayan en sadık müttefik’ olarak
adlandırılan siyonist terör şebekesinden gelmektedir.” dedi.
“Bugün gelişi
övgüyle duyurulan Trump, Türkiye’yi geçmişte yaptırımlarla hedef aldı”
NATO’nun patronu
konumundaki ABD’nin, Gazze’de asrın en büyük soykırımını yapan işgal rejimi
israile silah ve finansman sağlayarak bölgeyi kaosa sürüklediğine dikkat çeken Demir,
şunları söyledi:
“Bugün gelişi
övgüyle duyurulan Trump’ın, Türkiye’yi geçmişte yaptırımlarla hedef aldığı ve
bu yaptırımların birçoğunun hâlâ yürürlükte olduğu gerçeği, sözde müttefikliğin
gerçek yüzünü gözler önüne sermektedir. Adı geçen şahıs, ‘belirlediğim
sınırların dışına çıkarsa Türkiye’nin ekonomisini mahvederim’ diyen kişidir.”
“Türkiye’yi
kuşatma çabasının en somut göstergeleridir”
Türkiye’nin,
savunma sanayiinde kendi kendine yeterli hâle gelmeye çalıştığı her dönemde NATO
üyesi ülkelerin sistemli engellemeleriyle, ambargolarla ve gizli-açık
yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını anımsatan Demir, “Kendi göbeğini kesmeye
çalışan bir Türkiye'yi düşman gören bu yapının, muhtemel bir çatışmada safını
hangi yönde belirleyeceği açıktır. Fransa’nın Güney Kıbrıs’taki hukuksuz üsleri
ve Yunanistan ile kurulan ittifaklar, Türkiye’yi kuşatma çabasının en somut
göstergeleridir.” açıklamasını yaptı.
“Dışa
bağımlılığı reddeden güçlü bir bölgesel iş birliği mekanizmasına öncülük
etmeliyiz”
Türkiye’nin, Batı
merkezli bu yapıya enerji harcamayı bırakması çağrısında bulunan Demir,
açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Beyin ölümü gerçekleşmiş, yalnızca ABD ve siyonizmin çıkarlarına hizmet eden bu köhne güvenlik şemsiyesine bağımlı kalmak ve ona gereğinden fazla önem atfetmek, Türkiye için bir güvenlik zafiyetidir. Türkiye, Batı merkezli bu yapıya enerji harcamayı artık bırakmalı; kendi güvenlik paradigmasını inşa etmelidir. Çözüm; bölge gerçeklerine dayanan, coğrafyamızın ortak güvenliğini esas alan, dışa bağımlılığı reddeden güçlü bir bölgesel iş birliği mekanizmasına öncülük etmektir.”





