Haber dosyasını indirin
İndir
Gazze’de yaşananların bir insanlık suçu olduğunu vurgulayan Dış İlişkiler Başkanımız Hüseyin İmir, “Dünya kamuoyu, Gazze’yi gündemden düşürmemeli, Filistin direnişine sahip çıkmalıdır." çağrısında bulundu.
Dış İlişkiler Başkanımız Hüseyin İmir, Gazze’de devam eden siyonist vahşete, Suriye’de Kürtlere vatandaşlık verilmesi konusuna ve AB’nin İran Devrim Muhafızları kararına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Sözde ateşkes sürecine rağmen saldırılar
kesintisiz biçimde devam ediyor”
Gazze’deki insani krizin derinleşerek devam ettiğine dikkati
çeken İmir, "Gazze’de insani kriz tüm ağırlığıyla devam ederken siyonist
rejim, varılan anlaşmalara rağmen Filistinlileri katletmeye devam etmekte ve
işgal alanlarını genişletmektedir. Sözde ateşkes sürecine rağmen saldırıların
kesintisiz biçimde devam etmesi, anlaşmaların yalnızca kâğıt üzerinde
bırakıldığını bir kez daha ortaya koymuştur." şeklinde konuştu.
“Bu tablo, insani
felaketin bilinçli ve sistematik biçimde derinleştirildiğini göstermektedir”
Gazze’deki sağlık sisteminin çöktüğünü ve 20 binden fazla
hastanın acil tedavi beklediğini hatırlatan İmir, “İnsani yardım girişleri hâlâ
ciddi biçimde kısıtlı tutulmakta; Refah Sınır Kapısı’nın açılması yönünde
uzlaşı sağlanmasına rağmen, siyonist rejim, yardımın sınırlı olacağını açıkça
vurgulamaktadır. Bu tablo, yaşanan insani felaketin bilinçli ve sistematik
biçimde derinleştirildiğini göstermektedir. Dünya kamuoyu, Gazze’yi gündemden
düşürmemeli; yardımların kesintisiz girişi, saldırıların durdurulması ve
ihlallerin son bulması için etkili ve sürekli bir baskı oluşturmalı, Filistin
direnişine sahip çıkmalıdır." ifadelerini kullandı.
“Kürt nüfusunun
önemli bir bölümü fiilen vatansız hale getirilmiştir”
Suriye’de Baas rejimi döneminde
Kürt halkına yaşatılan mağduriyetlere değinen İmir, “1962 yılında
gerçekleştirilen olağanüstü nüfus sayımı, Kürt halkına yönelik bu
adaletsizliğin en çarpıcı örneklerinden biridir. On binlerce Kürt, hiçbir
hukuki gerekçe gösterilmeksizin bir gecede vatandaşlık haklarından mahrum
bırakılmış, “yabancı” veya “kayıtsız” statüsüne düşürülmüştür. Bu uygulama
sonucunda Kürtler; pasaport edinme, mülkiyet hakkı, eğitim, sağlık ve kamu
hizmetlerine erişim gibi en temel insan haklarından dahi yoksun bırakılmış,
Kürt nüfusunun önemli bir bölümü fiilen vatansız hale getirilmiştir.” dedi.
"Suriye
hükümetinin attığı adımları desteklenmesi gereken gelişmeler olarak görüyoruz”
Kürt halkının mağduriyetinin giderilmesine yönelik atılacak
adımların kalıcı hale getirilmesi gerektiğine vurgu yapan İmir, yeni süreçle
ilgili şunları kaydetti: "Bu tarihsel adaletsizlik karşısında, yeni Suriye
hükümetinin Kürtlerin haklarının resmî olarak tanınması ve vatandaşlık
meselesinin çözümüne yönelik attığı adımları doğru ve desteklenmesi gereken
gelişmeler olarak görüyoruz. Oluşan bu yeni umut ikliminde en büyük beklenti,
yüzyılı aşkın süredir zulme maruz kalan Kürt halkının yaşadığı mağduriyetin
sona ermesi ve adaletin geçici değil, kalıcı ve kapsayıcı biçimde anayasal
olarak tesis edilmesidir."
"Yeni Dünya
Düzeni, 'Deli Dünya Düzeni'ne dönüşmüştür"
Avrupa Birliği’nin (AB), İran
Devrim Muhafızları’nı terör listesine alma kararını da değerlendiren İmir, “AB,
kendi topraklarını dahi işgalle tehdit eden ABD’nin hukuk tanımaz
uygulamalarını sorgulamalıdır. Avrupa’nın güvenliğini tehlikeye atan esas risk,
uluslararası hukuku hiçe sayan, yaptırımı ve askerî gücü bir silah olarak
kullanan ABD politikalarıdır.” ifadelerini kullandı.
“Alınan bu karar, “Yeni Dünya
Düzeni” olarak sunulan yapının gerçekte “Deli Dünya Düzeni”ne dönüştüğünü
açıkça göstermektedir.” diyen İmir, şöyle devam etti: “Bir rejimin, tüm dünyayı
emirlerine tabi kılmaya çalıştığı, hukukun ise yalnızca güçlülerin çıkarına
göre işletildiği bir düzen oluşturulmaya çalışılmaktadır. Gelinen noktada,
uluslararası hukuk diye bir mekanizmadan söz etmek giderek daha anlamsız hale gelmiştir.
Tek taraflı yaptırımlar, keyfî terör listeleri ve güç siyaseti yeni çatışmaları
beslemektedir.”
“Avrupa Birliği, küresel istikrara katkı sunmak istiyorsa, ABD merkezli
zorbalık düzenine karşı çıkmalı”
İmir, son olarak AB’ye çağrıda bulunarak; “Avrupa Birliği,
küresel istikrara katkı sunmak istiyorsa, ABD merkezli zorbalık düzenine karşı
çıkmalı; hukuka, diyaloga ve ortak insani değerlere dayalı gerçek bir
uluslararası düzenin inşası için sorumluluk almalıdır.” dedi.




