Dış İlişkiler Başkanımız Hüseyin İmir, Afganistan ile Pakistan arasında yaşanan sınır çatışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, gerilimin tırmanmasının ABD ve emperyalist güçlerin bölgesel planlarına yarayacağını belirterek tarafları diyalog ve müzakereye davet etti.

Dış İlişkiler Başkanımız Hüseyin İmir, Afganistan ve Pakistan arasında son günlerde artan sınır gerilimi ve yaşanan çatışmalara dair yazılı bir değerlendirmede bulundu.

"ABD'nin bölgesel planlarına yarayacak çatışmalardan vazgeçilmelidir"

İki İslam ülkesi arasında tırmanan gerilimi endişeyle takip ettiklerini belirten İmir, yaşanan çatışmaların İslam coğrafyasının huzuruna kasteden küresel güçlerin işine yarayacağı uyarısında bulundu.

Müslümanlar için kutsal olan bu aylarda dökülen kanın kabul edilemez olduğunu vurgulayan İmir, "Mübarek Ramazan ayının manevi atmosferinde, iki İslam ülkesinin karşı karşıya gelmesi ve gerilimin tırmanması sadece emperyalist güçleri sevindirecektir. Bu nedenle ABD'nin bölgesel planlarına yarayacak çatışmalardan vazgeçilmelidir." dedi.

Bölge halklarının huzur ve istikrarının her türlü siyasi menfaat ve kazanımın üzerinde tutulması gerektiğinin altını çizen İmir, kazananı olmayacak bu savaştan şiddetle kaçınılması gerektiğini ifade etti.

"Meseleler diyalog ve müzakere yoluyla çözülmeli"

Sorunların çözüm adresinin silah değil, müzakere masası olduğuna dikkat çeken İmir, açıklamasına şu sözlerle devam etti: "Tarafların sağduyu ile hareket etmesi, tansiyonu düşürücü adımlar atması ve meseleleri diyalog ve müzakere yoluyla çözmesi en doğru yoldur. Sınır güvenliği ve egemenlik konularında yaşanan anlaşmazlıkların kalıcı çözümü ancak karşılıklı iyi niyet, diplomasi ve yapıcı temaslarla mümkün olacaktır."

Türkiye ve bölge ülkelerine "arabuluculuk" çağrısı

Yaşanan krizin çözümü için İslam ülkelerine de tarihi bir sorumluluk düştüğünü hatırlatan İmir, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerini kalıcı bir çözüm için etkin arabuluculuk ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenmeye davet etti.

İmir, açıklamasını "Bölgesel barışın tesisi yalnızca iki ülke için değil, tüm İslam coğrafyası için hayati önem taşımaktadır." ifadeleriyle sonlandırdı.