Haber dosyasını indirin
İndir
İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığımız, 28 Şubat postmodern darbesinin yıl dönümü münasebetiyle yayımladığı mesajda, sürecin tüm boyutlarıyla aydınlatılması ve Batı Çalışma Grubu (BÇG) fişlemelerinin güvenlik soruşturmalarından çıkarılması çağrısında bulundu.
İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığımız, 28 Şubat
1997'de yaşanan ve "postmodern darbe" olarak tarihe geçen sürecin yıl
dönümünde yazılı bir açıklama yayımladı.
“Brifingli yargı
kararlarıyla temel hak ve özgürlükler ağır biçimde ihlal edildi”
Sürecin yalnızca bir hükümet değişikliği olmadığına dikkat
çekilen açıklamada, toplumun inancı, kimliği ve tercihleri üzerinde sistematik
bir baskı dönemi yaşatıldığı vurgulandı.
Eğitimden medyaya, yargıdan bürokrasiye kadar uzanan
müdahalelerle binlerce insanın fişlendiği hatırlatılan açıklamada; başörtüsü
yasakları, keyfî ihraçlar ve brifingli yargı kararlarıyla temel hak ve
özgürlüklerin ağır biçimde ihlal edildiği ifade edildi.
"Sermaye ve
medya çevreleriyle kapsamlı bir yüzleşme sağlanmadı"
Aradan geçen yıllara rağmen 28 Şubat'ın bütün aktörleriyle
tam anlamıyla açığa çıkarılmadığının altı çizilen açıklamada, "Sürecin
askerî ayağına ilişkin sınırlı yargılamalar yapılmış olsa da medya, yargı,
üniversite ve sermaye çevrelerindeki destek mekanizmalarıyla kapsamlı bir
yüzleşme sağlanmamıştır. Bu eksiklik, darbe zihniyetinin kurumsal hafızada
varlığını sürdürmesine zemin hazırlamaktadır." denildi.
" 'Darbe
hafızası' hâlâ etkisini sürdürmektedir"
Başörtüsü nedeniyle kamudan uzaklaştırılanlar, inançları
sebebiyle disiplin soruşturmalarına uğrayanlar ve brifingli yargı kararlarıyla
mahkûm edilenler bakımından mağduriyetlerin bütünüyle giderilmediğine vurgu
yapılan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
"Göreve iadeler eksik kalmış, hak kayıpları tam olarak
telafi edilmemiştir. Dahası, o dönemde oluşturulan fişlemeler ve istihbari
kayıtlar, özellikle Batı Çalışma Grubu tarafından ihdas edilen fişlemeler bugün
dahi güvenlik soruşturmalarında ve mülakat süreçlerinde insanların karşısına
çıkarılmakta; hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan bir 'darbe hafızası' kamusal
alanda hala etkisini sürdürmektedir."
“Yeni bir anayasa ile
vesayet düzenini tarihe gömmelidir”
Darbe mekaniğini besleyen asıl zeminin, darbe ürünü olan
1982 Anayasası olduğu hatırlatılan açıklamada son olarak, "Vesayetçi
kodları bünyesinde taşıyan bu anayasa var oldukça, benzer müdahalelerin
meşruiyet zemini tümüyle ortadan kalkmış sayılmaz. Bu itibarla; 28 Şubat süreci
tüm boyutlarıyla aydınlatılmalı, mağduriyetler eksiksiz giderilmeli, darbe
dönemine ait tüm kayıtlar temizlenmeli ve Türkiye, sivil, adil ve özgürlükçü
yeni bir anayasa ile vesayet düzenini tarihe gömmelidir." çağrısında
bulunuldu.




